Geçenlerde Ertuğrul Özkök bir yazısının son bölümünde 1960’lı yılların sonuna doğru Amerikan toplumunu ve dünyayı sarsan yaşanmış önemli olayları hatırlattı. Bu tür listeler objektif oldukları kadar aynı zamanda şahsidirler de. Listeyi yapan kişinin eğilimlerini hayata bakışlarını da yansıtır bu tür listeler.

***

Ertuğrul Abi’nin sıraladığı 1960’lı yılların önemli olayları listesine baktığımda kendim o yıllara dair bir liste hazırlasaydım illa da koyacağım olayları onun da koymuş olduğunu gördüm. Bu da çok normal çünkü ikimiz, aramızdaki hafif yaş farkına rağmen, olaylara hemen hemen aynı yorumlar getiren, ruh halleri benzeyen, hayattan bekledikleri oldukça benzer iki Beyaz Türk’üz.

***

Ancak onun listesinde olmamasına şaşırdığım bir tek eksik olay vardı. Bunun da onun listesinde mutlaka olmasını beklerdim. Çünkü o hayata sosyolog olarak bakıyor ve popüler kültür bilgisi hayli yüksek bu yüzden de kendisini 'pop sosyolog' olarak da tanımlayabiliyor. Benim döneme ait listemde 'bu da olurdu' diye anlatacağım olay televizyonda yaşandığından onun listesinde bunun da olmasını beklerdim.

***

Bahsettiğim bu önemli olayın ne olduğunu anlatmadan önce döneme ait genel gözlemlerimi yapmalıyım. Quentin Tarantino’nun filmi nedeniyle olmalı dönemin kültürel yapısına ilgi bu günlerde genelde çok arttı. İkimizin yaşı gereği ve benim ayrıca o toplumda 1970’li yıllardan itibaren var olmam itibariyle dönemin ruh halini çok iyi bildiğimizi söyleyebilirim.

***

1960’lı yıllara gelindiğinde Amerikan toplumu zencilerini ezen ırkçı tavırların kısır döngüsünden kurtulmamış, kişisel özgürlükler ve demokrasi algısı bugünkünden çok geri olan bir toplumdu. 1960’lı yıllarda bu kültürel iklim siyaset düzeyinde bir dizi suikastla toplumu sarstı. Gençler ise Kaliforniya’dan başlayarak toplumu sorgulamaya ve baskıcı yapılarını yıkmaya soyundular. Berkeley Üniversitesi'nde başlayan gösteriler ve dönemin baskıcı devlet ideolojisine karşı gelişmiş gibi gözüken hippi ideolojisi, yerleşik yapıları ardı ardına sarsmaya başladı ve buna karşı bir egemen tepkisi de oluştu. Charles Manson’un müritlerinin işlediği cinayetlerin bile bu egemen tepkisinin bir parçası olduğu söylenebilir.

İşte dönemin tüm bu birikiminin soncunda 1967 ile 1968'de çok önemli yeni gelişmeler olmaya başladı toplumda. 1969 yılında Manson müritlerinin Sharon Tate cinayetiyle 1960’ların sonu geldiğinde adeta dönemin başındakinden tamamen farklı bir toplum yapısına, farklı duyarlılıklar ile dolu bir yapıya kavuşulmuştu.

***

Herkesin bu yüzden dönemin önemli olayları listesinde farklı olaylar yer alabilir. Çünkü o günlerde çok şey olmaktaydı herkes kendi düşüncesine göre farklı olayı önemli görebilir ve onu kendi listesine koyabilir bu çok normal. Ertuğrul abinin vermiş olduğu olaylar listesi çok kapsamlıydı ve gerçekten döneme damga vuran kültürel olayları içermekteydi.

***

Ama başlıkta dediğim gibi 1968’de bu da oldu be abi. Hiç seyretmemiş olsanız da mutlaka duymuşunuzdur dönemin kültürüne damga vuran ‘Uzay Yolu’ adlı bir televizyon dizisi vardı. Bu dizi kendisine özgü bir alt kültür yaratarak bugünlere kadar damgayı vurmayı başarmış bir dizidir. Ben o günlerde tutkunuydum bu dizinin hiç bir bölümü kaçırmadan seyrederdim.

***

İşte bu Uzay Yolu dizisinin 1968’de bir gün yayınlanan ‘Plato’s Stepchildren’ adlı bölümünde dizinin Kaptan Kirk’ü William Shatner uzayın derinliğindeki uzay gemisinde Nichelle Nichols adlı kadını şehvetle öptü, bu sahne dizinin o bölümünde uzun süren yakın çekimle  gösterildi.

***

1960’lı yıllara ait kendim bir önemli olaylar listesi hazırlayacak olsaydım bu olayı mutlaka listeme koyardım. Şimdi diyeceksiniz ne alaka, porno filmlerin patlama yapmaya başlamış olduğu bir ülkede küçük bir öpüşme sahnesinin lafı mı olur diye düşüneceksiniz. 

William Shatner’in o gece, o bölümde rol gereği şehvetle öptüğü kadın bir zenciydi. İşte o sahneyi Amerikan toplumunda önemli hatta devrimci yapan ‘detay’ buydu.

***

Şimdi hatırlayın, yazının başında da söyledim Amerikan toplumu baskıcı, ırkçı tavırlarını üzerinden atamamıştı o dönemde. Zencilerin otobüslerde ayrı bölümde oturduğu, lokantalara bazen zencilerin alınmadığı bir kültürel ortam etkilerini sürdürmekteydi. Hakim kültürde beyaz erkeğin bırakın zenci ile sevişmeyi onun yanında durmayı bile istemediği bir kültürel ortam söz konusuydu ve bir gece televizyonun en önemi programlarından birinde, milyonlarca seyircinin ekrana kilitlenmiş olduğu bir anda o sahne oldu. Amerikan toplumunu kalıcı olarak değiştiren bir andı o ve benim listemde bunun için kesin bir yer ayrılırdı. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!