Karım Rana, Atatürk’ü derinden seven ve Türkiye’nin kurtuluşunun Atatürkçü düşünceye gerçekten sahip çıkarak olacağına inanan, özgürlükçü modern bir kadındır.
Sadece hayat arkadaşım olmasından dolayı değil bu tavrı nedeniyle de onun görüşlerine çok önem veririm.
"İmamoğlu hepimizde büyük hayal kırıklığı oluşturdu, geleceğe yönelik umutlarımıza da darbe vurdu, bu yüzden ona bir eleştiri, hem de ağır eleştiri getirilecekse bu hemen acilen yapılmalı" dedi bana.
Bu beni derin bir iç hesaplaşmaya  itti.

*

İmamoğlu cephesinde bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını ben de düşünüyordum. Ancak AK Parti yandaşı medya o kadar bel altından vuruyor İmamoğlu'na, öyle fırsat kolluyorlar ki en küçük yanlış adımı bile büyütüp onu yıpratmaya, onu silmeye öyle hevesliler ki, şimdi onun başarısını isteyen ve onun Türkiye’nin bir umudu olduğunu hisseden benim gibi yazarlar da o cephe gibi eleştiriye başlarsak yıpratma payının artacağından korkuyordum.

*

Ancak karımın dediğinde de haklı yönler vardı. İstanbul’da sel olduğu günlerde nedense tatilini kesemeyen İmamoğlu bizim aile ve bizler gibi olan binlerce aile açısından ne anlam taşımakta olduğunu unutmuş veya farkında değilmiş gibi davranmaya başlamıştı. Türkiye’de olumlu bir değişim yaşanmasının gerektiğini düşünen bizler bu değişimin İmamoğlu ile birlikte başladığını ve bunun sürmesi gerektiğine inanıyorduk. "Tek bir yanlış adımla bu inanç ortadan kalkabilir mi?" diye soracak olanlar olursa tabii ki böyle olmamalı ama ne yazık ki bizim ailece iyi tanıdığımızı sandığımız bir çevrede (isterseniz buna 'bizim mahallede' de diyebilirsiniz) ne yazık ki son yaşananlardan sonra böylesine bir hayal kırıklığı da oluşmuş durumda.

*

Bu konuda daha önce yazmış olduğum sadece tek bir yazı bulunmakta. Onda da İmamoğlu ile benzer yanlarımız olduğunu ikimizin de birer Beyaz Türk olarak eşlerimize çok önem verdiğimizi ve bazen ailemizle birlikte olma kararlarımızın bizim iş hayatımıza zararının dokunacağını görmeyebileceğimizi yazmıştım. Son yanlışa benzer yenilerinin olmaması için Dilek İmamoğlu'nun devreye girmesi gerektiğini de söylemiştim o yazıda.

*

Yapılan o yanlışta insani bir boyut olduğunu ve bir daha tekrarlamazsa da zararın minimize edileceğini düşünmekteydim. Ama bize benzeyen ailelerin ruh hallerini de gördükçe bunun öyle kolay olamayacağını da görmeye başladım. Ne yapılmalı diye de düşünüyordum bir yandan.
Sonra konuyla ilgili olarak Rana ile sohbet ederken aklıma bir şey geldi bunu onunla konuştum o da "Çok da güzel olur, insanlar işte bunu anlarlar ve bence O’na sahip çıkmalarını sürdürürler yine" dedi.

*

Diyorum ki acaba Ekrem İmamoğlu samimi duygularını anlatacağı bir basın toplantısı düzenlese, o konuşmasında çok yorucu bir seçim döneminden geçtiğini ve şimdi de çok daha zorlu bir başkanlık sürecine gireceğinden, işler çok yoğun olacağından bayramı da fırsat bilip eşiyle biraz vakit geçirmek için fırsatı kullandığını, eşiyle hasret giderdiğini ve böyle birlikte tatillerin bir daha zor olacağını da ikisinin de bildiklerini anlatsa ve sonra da "Samimi duygularım ne olursa olsun eşime aileme verdiğim değer ne kadar güçlü olursa olsun yine de o gün benim İstanbul'da bulunmamam bir hataydı bunu kabul ediyorum, bana umut bağlamış herkesten bu yanlış için özür diliyorum" diyebilse Ekrem Bey bunu Türkiye’de anlamayacak bir aile de olmaz diye düşünüyorum. Sadece bazı fanatikler bunu da anlamayacaklardır ama onlar zaten hiçbir şeyi anlamıyorlar önemleri de bu yüzden pek fazla yok.
 
 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!