Bu aralar ABD’nin önemli bazı üniversitelerinin ders programlarını ciddi biçimde inceliyorum. 
Hemen hepsinde çağımızda sağlıklı yemek nasıl yenilmeli ve kesintisiz yiyecek kaynaklarının sağlanması meselesinin nasıl ele alınması gerektiği konusunda dersler mutlaka var. Hatta bu dersleri sadece tarım mühendisliği bölümünde okuyanların değil ama başka her bölümde okuyan her öğrencinin de mutlaka almasını istiyorlar. Çünkü bu çağda eğer ortada bir sorun varsa bunun mutlaka disiplinler arası çalışma ile çözülmesi gerekecek. Yani farklı mesleklerden gelen insanlar bir araya gelip eldeki sorunun üstüne gidecekler. Yani tarımda bir sorun varsa, yiyecek kaynaklarının kesintisizliği çağımızda sorun olacaksa tarım mühendisi, fizikçi, biyolog, kimya mühendisi ve sosyolog ile bir arya gelip sorunu çözmek için birlikte planlar yapmak zorundalar.

*

Sağlıklı yiyecek kaynaklarının akışında bir kesinti, kriz yaşanması ihtimali global bir sorun. 
Gayet tabii ki Türkiye de bu sorunun dışında değil. 
Hatta tarım sektörümüzde yaşamakta olduğumuz sıkıntılara bakarsak Türkiye bu global problemin tam da merkezinde bile diyebiliriz.
Tarım sektörü son derece güçlü olan ABD'de bile üniversitelerinde geleceğin bilim insanlarını tarıma duyarlı olarak yetişmek kaygısı varken bizim gibi kırılgan ve tarım sektörünü kaybetmek üzere olan bir ülkede bizler nedense korkunç bir kaygısızlıkla ne bugünü ne de geleceği düşünmeden yaşamaya çalışıyoruz. Bizler nedense sadece geçmişi onu da sağlıksız düşünerek yaşamaya başladık.

*

21’inci yüzyılın ikinci yarısında yiyecek kaynaklarının kesintisiz akması dünyanın daha da artacak sorunu olacağa benziyor.
Global ısınma sorununun tırmanması ile birlikte bu sorunun da ciddileşeceğini söylemek mümkün.

*

Türkiye’nin bu ve benzer sorunlar hakkında gelecek için hiçbir şey yapmamasına çok üzülmekte ve korkmakta olduğumdan olsa gerek bazen başka ülkelerden gelen güzel haberleri de çok kıskanıyorum. "Keşke bizde olsaydı bu gelişme, keşke biz de öyle olabilseydik" diyorum bunları duydukça.

*

Beni bu ruh haline sokan son haber yiyecek kaynakları konusunda zaten hayli bilinçli durumda olan İsveç’ten geldi.
Olağanüstü bir proje geliştirmişler ve mayıs ayından beri de uyguluyorlarmış bunu.
Adı ‘Yenilebilir Ülke’ (Edible Country). Burada 'country' kelimesinin hem ülke hem de kırsal alan anlamına gelmesinin avantajını da kulanmışlar. Çünkü projede kırsal alanlarda piknik masalarında yemek için insanlar toplanıyor. Ne yiyebileceklerini tespit etmek için kırsal alanda yenilebilecek bitki, çiçek, meyve, nehir, varsa balık, yoksa av hayvanlarını toplamaya başlıyorlar. Sonunda toplanan tüm malzeme piknik alanına getiriliyor. Proje onlara bir de Michelin yıldızlı şef tayin ediyor o gün için. Ve şef de toplanan malzeme ile mobil mutfağına girip yemekler pişiriyor ve sonunda toplu halde yemek de yeniliyor. Böylece doğal kaynakların önemi, kırsal alanların hayat hakkındaki anlamı vurgulanıyor ve insanlarda yiyecek kaynakları konusunda bilinç de oluşuyor ve üstüne üstlük açık havada güzel bir gün de geçirmiş oluyor.

*

Mayıs ayından itibaren bu yemeklerden 100 adet gerçekleştirilmiş. Kış aylarında eğer donmuş nehir balık avcılığı yapılabilecekse yemeklerin kış aylarında da sürmesi düşünülüyor.
Bilinci bizden çok yüksek olan bizim gibi tarım sorunları bulunmayan İsveç gibi zengin bir ülke bile bunları yaparken bizler Türkiye’de anlamsız biçimde bu tür konularda rahat olan çalışmanın dışına çıkıp bir şeyler yapmaya başlamalıyız bence.    

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!