Biliyorum şehirlerde yaşayan okuyucular başlığa bakınca "Pazar günü ne kadar sıkıcı konu bu böyle" diye düşüneceklerdir. Evet haklı olabilirsiniz ama bu tür sıkıcı konuları düşünmemeyi sürdürürsek yakın gelecekte pazar günleri ne kahvaltı etme ne de brunch’a çıkma imkanımız kalmayabilir. Çünkü global bir tehdit var. Tarım yapıları zaten yıkılmak üzereydi ve şu anda da global ısınmanın tırmanması ile birlikte yiyecek kaynaklarımız ciddi tehdit altında.
Türkiye sorunu pazardaki fiyatlar düzeyinde tartışmayı sürdürüyor ancak yakında o pazarın kurulmasının bile imkansız olabileceğini kimse nedense düşünmek istemiyor.
Tarım sektörü sorunları bizden çok daha az olan ülkelerde insanlar yaklaşan tehdidi nasıl önleriz diye düşünürlerken bizlerin bu kadar rahat olabilmemiz anlaşılır gibi değil.
Konuyu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışan ciddiyette tartışacağımız güne kadar en azından şu anda dünyada tartışılmakta olan bazı konuları bilmemizde yarar var.

*

Kısa zaman önce et konusunda yeni bir trend ortaya çıkmıştı. Hayvanın vücudunun sadece belirli bölgelerinde çıkarılan etin değil burnundan ayağına kadar tüm iç organlarıyla her şeyin yenilmesi gerektiğini söylüyordu bu yeni trend. Üstelik bunu söyleyenler et yemenin insan sağlığına bir tehdidi olmadığını da iddiayla söylüyorlardı. Bugün Nusret’e veya Günaydın’ın sahibi Cüneyt’e sorun onlar da gayet samimi inanarak etin insan sağlığına iyi geldiğini size söyleyeceklerdir.

*

İnsan sağlığı bölümünü doktorlara bırakalım da etin dünyamızın sağlığına iyi gelmediğini söylemek mümkün.
New Yorker dergisinin 30 Eylül sayısında yazar Tad Friend ‘Value Meal’ başlıklı yazısında hayvan besiciliğinin dünyaya nasıl bir tehdit oluşturduğunu şöyle anlatıyor:
-Tarım sektörü dünyanın su kaynaklarını en çok tüketen insan faaliyetini oluşturuyor.
-Bu su tüketiminin üçte biri de hayvan beslemeye gidiyor.
-Dünyanın tarımsal üretim yapılabilecek alanlarının üçte biri hayvan beslenmesine ayrılmış durumda.
-Global ısınmaya neden olan gazların yüzde 14.5'i bu alanlardan çıkıyor.
-Dünyada tüm Latin Amerika alanı kadar büyük orman alanı sadece hayvan beslenebilir alan yaratmak için ortadan kaldırıldı. Bu da global ısınmayı bir felaket düzeyine çeken gelişme.
Ve ayrıca fazla et tüketiminin kalp ve damar hastalıklarına da neden olduğunu söyleyen doktorların sayısı da hayli fazla.

*

Tespitler böyle olunca et yemeyi tamamen durdurmanın ve bunu global bir hakim trend haline getirmenin mantıki olduğunu söyleyebiliriz. 
Ancak benim gibi et olmadan hayatın olamayacağını düşünen insanlar da var.
Ben ne kadar sosyal bilinçli davranmaya çalışsam da bir et lokantasında 'medium rare porterhouse' beklerken, şarabımı yudumlarken ki keyfimi de bırakmak istemem.
Ancak benim gibi insanların sayısı artarsa bırakın et lokantalarını hiç bir tür lokanta da kalmayabilir ortada çünkü et tüketimi daha da artarsa tarım sektörleri ortadan yok olma tehdidi altında.

*

Bu tehlikeye karşı ete benzeyen hamburgerleri, biftekleri, bitkisel ürünlerden üreten bir hareket de var şu anda ve bu çok güçleniyor. Bunu içinde et olmayan çiğ köfte gibi düşünün, hamburger keyfi veren ama içinde et ürünü olmayan yiyecekler bunlar. Ve et tüketimini benim gibi insanları tatmin de ederek aşağıya çekme potansiyeli var bu hareketin.

*

Etsiz burger (veggie burger) hareketine karşı değilim ama yemekte ya hep ya da hiç ikileminden çıkılması gerektiğini de düşünüyorum.
Eti hayatımızdan tamamen çıkarmak ve direkt vejetaryen olmak yerine eti haftalık tüketim olarak şu anın üçte birine indirsek bile dünyanın kurtulma ihtimali hayli artıyor.
Örneğin ABD’de insanlar haftada ortalama üç hamburger yiyorlarmış bunu haftada bire indirseler hem sağlıklarına hem de dünyaya bu iyi gelecek. 
Hiç bir keyiften tamamen mahrum kalmadan ılımlı yaşasak hem kendi vücudumuzun hem de dünyanın geleceği açısında iyi olacak, bu net görünüyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!