Evlilik sürecindeki olağan ve rutin mutsuzlukların insanı nasıl kahredebileceği ve yıpratabileceği temalı bir roman düşüncem olduğundan mıdır nedir bilmem ama Netflix’te yayına konulan ‘Marriage Story’ filminden son derece etkilendim. Etkilenmenin ötesinde filmin bana sanki bir yumruk çakmış gibi olduğunu da söyleyebilirim. 

Bunun olacağını zaten biliyordum. Filmin tanıtımı yayına verildiğinde ondan da çok etkilendiğimi yazmıştım belki hatırlarsınız. 

O tanıtım filminde hem kadın hem de erkek birbirlerini anlatıyorlardı. Aslında temelde güzel şeyler de söylüyorlardı birbirleri hakkında. Ama anlatımlar bittikten sonra birbirleri hakkında temelde güzel şeyler söyleyen çocuklu o iki insanın boşanma sürecine girdiklerini görüyordunuz.

Neredeyse ortada belirgin bir sorun olmasa dahi evliliğin kendi rutin dinamiği içinde insanların birbirinden kopması anlatılır gibiydi filmde.

*

Tanıtım çıktıktan sonra çok merak etmeye başlamıştım olayın nasıl işlendiğini.

Dün gece her işi bıraktım filmi iki kez üst üste seyrettim. 

Yönetmen Noah Baumbach kendisinden beklediğim gibi harika bir iş çıkarmış. Neredeyse bir belgesel gibi çekmiş filmi.

Ve Scarlett Johansson olağanüstü oynamış filmde. Oscar'ı da bu rolüyle kazanacağından eminim.

Acaba mutlu evlilik düşüncesi bir masal mıdır yoksa asıl gerçek bu hikayedeki olduğu gibi midir? Evli insanların kendilerine sorması gereken zor soru  bu. Film bu zor soruyu size sordurtacaktır mutlaka. 

*

Aslında birbirlerine tamamen yabancı olan iki insanın tüm hayatı birlikte yaşama kararını vermesinin sonuçta kolay bir yaşam kararı olacağını zaten kimse beklemiyor olmalı ama yine de her şeye rağmen evliliği mutlu olmak için hepimiz denemeyi sürdürüyoruz. 

Birbirlerini tanımayan insanlar dedim, acaba bu tanıma evlilik kaç yıl sürse bile sonunda olabiliyor mu bunu da sormalıyız. Filme göre olamıyormuş çünkü kadın kendisini seven erkeğin kendisini tanımadığını düşünüyordu. Birçok evlilikte bu düşüncenin var olduğuna eminim.

Acaba bizler evlendiğimiz kadınları, adamları tam tanıdığımızı söyleyebilir miyiz bu zor soruyu kendilerimize sorup gerçekle acı da olsa yüzleşmeye girişmemiz lazım.

*

Filmden gördüğüm kadarıyla bir evlilikte mutsuzluk olması için mutlaka büyük sorunların, büyük tartışmaların olması gerekmiyor. Sanki evlilik kendi doğal rutini içinde iki insanı sonunda birbirinden uzaklaştırıyor, soğutuyor gibi bir durum olabilir mi acaba? Filme bakarsanız bu kesinlikle olabiliyor. Acaba bugün kaçımızın evliliğinde durum böyle de bunun üstünü örterek durumları kurtarmaya çalışıyoruz diye de düşündürdü film bana.

*

Eğer yapabiliyorsanız eşleriniz ile birlikte seyredin bu önemli filmi. Ve yapabilirseniz biraz konuşun 'The End' yazısından sonra. Hayatlarımızda büyük değişimler getirmese de yaşamınızın kalitesine mutlaka bir katkısı olacaktır bu diyaloğun. 

*

İsterseniz bana hayalci deyin ben hala daha soğukkanlı diyaloglar ile evliliklerin kurtarılabileceğine inanmayı sürdürüyorum.

Ancak evlilik kurumunun gelecek kuşakların daha sağlıklı yaşamasını sağlamak, onların yaşam kalite düzeyini yükseltmek  açısından bu filmin yapmaya çalıştığı gibi iyice sorgulanması ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine de inancım sürüyor.

Bu arada son söz olarak şunu da söylemeliyim üzerinde çalışmakta olduğum evlilik romanında tüm mutsuzlukların kaynağı erkek.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • pembepanter 1 ay önce Uzun süren evliliklerde mutlaka baskın bir karakter vardır. Her iki karakterde baskınsa o evlilik yürümez.
    CEVAPLA