Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Pandemi başladığından bu yana insan tabiatı üzerine derin gözlemler yapma imkanı doğdu.

Bir yanda bu zor dönemi kendi ruh dünyasına yolculuklar yapıp, kendi hayatıyla yüzleşerek ve dönemi yaratıcı katkılarla aşmaya çalışanlar vardı. Diğer tarafta da benim insanın karanlık yüzü olarak nitelendirdiğim boyutunu sergileyen, bencil, düşüncesiz ve saldırgan tavırlı gotik insanlar da ortaya çıktı tabii ki.

Bu dönemde zorunlu olarak kalmak zorunda olduğum Amerika’da insanın bu iki yönünün otaya çıkışını ve bir tanesinin diğerini baskı altına alışını izlerken aklıma sıkça Chearles Dickens’ın ‘İki Şehrin hikayesi’ (A Tale of Two Cities) romanının o olağanüstü açılış cümlesi geliyordu hep:

"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."

*


İlk defa TED Ankara Koleji'nde galiba ortaokulda bize okutulan bu kitabın beni sarsan, bu muhteşem açılışını hayatımda hiç unutmadım. İnsanın kendi içinde taşıdığı çelişki ve ikilemleri, hepimizin içimizde taşıdığımız ve birbiriyle sürekli mücadele eden iyi ve kötü yanlarımızı, hem insanın hem de hayatın diyalektiğini bu açılış cümlesinden daha iyi anlatan başka cümle görmedim ben.

*


Evet belki de zamanların en kötüsüydü geçirdiğimiz bu son dört ay ama Dickens’in dediği gibi aynı zamanda da zamanların en iyisiydi de.

*


Evet iyiydi çünkü bazılarımıza kendi içimize çekilip hayatlarımızı değerlendirme fırsatını da verdi. Daha doğru, daha güzel, daha verimli nasıl yaşarız, nasıl daha mutlu, daha kaliteli, daha sakin hayatlar yaşayabiliriz. Bu önemi konuları derinden düşünme fırsatı bulduk.

Bunu yapabilen bazılarımız için 'Aydınlık Mevsimi'ydi.

Ama her diyalektik süreçte olduğu gibi bunda da dönemi 'Karanlık Mevsimi' haline getirenler de vardı.

Biz çabalarımız ile dönemi bir umut baharına çevirmeye uğraşırken bazıları da düşüncesiz ve egoist davranışlarıyla yaşamımızı umutsuzluk kışına çevirdiler, buna hala daha uğraşıyorlar.

Dönemi düşünceli iç yolculuklarla geçirenler, yaşadıklarımızdan felsefi çıkarımlar yapmaya çalışanlar yaşadığımız tüm darbelere, tüm ürkütücü olaylara ve aldığımız darbelere rağmen Dickens’in açılış cümlesinde yazdığı gibi hepimize sonunda cennete giden yolları açmak için uğraştı ama tabii ki bunda da yaşadıklarımızı cehenneme çevirmeye çalışanlar vardı ve maalesef hala daha varlar.

*


Tüm uzman görüşüne rağmen hala daha aramızda maskesiz dolaşmayı sürdürenler, "Yapmayın etmeyin çocuklar" denilmesine rağmen hala daha anlamsız kutlamalarını yapanlar bizim her şeye rağmen bir cenneti bulma çabamızı cehenneme çevirmeye uğraşanlardır.

*


Bu yazı aslında nereden aklıma geldi biliyor musunuz?

ABD’de merkezi yönetim bugüne kadar tüm Amerika’da 41 test merkezi kurdurmuş.

Buna karşın New York eyaletinin içinde 750’den fazla test merkezi oluşturulmuş.

İşte bu yüzden bir yanda cehennemi isteyenler bulunduğundan Amerika’da hasta insan sayısı hep artarken New York bunu neredeyse sıfırlamış durumda.

Artık 57 bin test yapıldığı günde bile pozitif çıkanların oranı sadece yüzde 0.8 olabiliyor New York’ta.

*


Büyük üstat Dickens insanın iki yüzünü ve kendi içinde taşımakta olduğu diyalektik ikilemi çok güzel yazdı. Bu ikilemleri hepimiz, en masumumuz bile taşımakta çünkü insanız. Ama hangi yönümüzü tercih edeceğimiz de bize kalmış.

Makul, rasyonel insanların seçiminin ne olacağı da belli.

Umarım Türkiye’de makul ve rasyonel olmaya çalışanların yenilgisi yaşanmaz ve onlar topluma sonunda ağırlıklarını koyabilirler.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • timurbedirli 1 ay önce Harika.
    CEVAPLA
0:00 / 0:00