Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Salgının başlamasıyla birlikte iş hayatında yeni normalimiz online çalışmaya geçilmesi oldu. Şirketler hangi dalda çalışırsa çalışsınlar personellerini online iş yapmaya hızla alıştırmaya geçtiler. Buna hızla adapte olamamanın alternatifi ücretlerin hızla düştüğü bir ortamda işi kaybetme olduğundan çalışanların çoğu yeni iş ortamına mecburen hızlı adapte oldular.

*

Fakat kapitalist iş sürecinde hiçbir adımın sınıfsal boyutu olmaması imkansız olduğundan bu yeni iş ortamının da sınıfsal etkileri ortaya çıkmaya başladı. Global kapitalist dünya sistemi içinde en acımasız kapitalist üretim biçimine sahip olan Amerika’da üniversiteler ve bağımsız düşünce insanları yeni iş ortamının sınıfsal boyutunu ve etkilerini ortaya koyan çalışmalar yapmaya başladılar.

*

Harvard ve New York Üniversitesi’nin ortak yaptığı çalışma ‘National Bureau of Economic Research’ tarafından yayınlandı. Buna göre online çalışma sistemine geçildikten sonra çalışanların ortalama çalışma süreleri artmış. İki üniversitenin 3 milyon 100 bin çalışan üzerine yaptığı hesaba göre ortalama çalışma süreleri bu dönemde bir günde 48.5 dakika kadar daha uzamış. Chicago, Los Angeles, New York ve bazı Avrupa metropol şehirlerindeki şirketler hakkında yapılan bu çalışma çalışanların günlük olarak daha uzun çalışmaya başlamışken gerçek ücretlerinin de düşmeye başladığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Gerçek ücretler düşerken çalışanın daha uzun süre çalışması sömürünün net bir tanımı olduğundan iki ciddi üniversitenin yaptığı çalışmaya göre yeni iş modelinin kapitalist merkez ülkelerinde sömürüyü arttırdığını söylemek mümkün.

*

Harvard Business Review ve iş arama motoru olan Monster’in yaptığı bir başka çalışmaya göre eski normalimizde işten paydos saati olan 17.30 veya 18.00’den sonra online çalışanların iş faaliyetleri gece 24.00’e kadar artış göstermeye de başlıyormuş.

*

Fazla çalışma nedeniyle görülen yorgunlukların miktarında da yeni iş modeline geçildikten sonra 20 puanlık bir artış olmuş. Çalışanların yüzde 69’u çalışmak nedeniyle bir ‘burnout’ (aşırı yorgunluk, tükenmişlik duygusu) hissettiklerini söylüyorlarmış. Anlayacağınız bu ortamda çalışanlar yeni iş modeline geçildikten sonra çalışmayı bir türlü durduramıyorlar. Örneğin Microsoft da kendi çalışanlarının iş email trafiğinin saat 18.00’den saat 24.00’e kadar çok artmaya başladığını tespit etmiş.

*

Chicago Üniversitesi'nin yaptığı bir çalışmaya göre kendilerini fazla çalışmaya mecbur hisseden çalışanlar aynı anda düşen gerçek ücretlerin de etkisini yoğun hissediyorlarmış.

Tesla şirketi üst düzey yöneticilerin de gerçek ücretlerinde bazı indirimler yaparak yeni ortamın yükünü eşit paylaştırdığını söylemeye başlasa da Amerikan borsasına kayıtlı şirketler üzerine yapılan bir başka çalışmanın gösterdiğine göre üst düzey yöneticilerin ücret düzeyleri ortalama çalışanınkine göre 264 misli daha fazlaymış, yani anlayacağınız yeni ortamın yükünün eşit dağıtıldığı lafı bir masaldan ibaret. Örneğin ‘New Hampshire Business Review’ dergisinin yaptığı çalışmaya göre CEO’lara ücretleri dışında verilen mali destekler ortalama 10 milyon dolar civarındaymış. Buna karşı çalışanların aldığı destek ortalama 56 bin dolarda kalıyormuş. New York Times’ın 3 bin halka açılmış şirket üzerine yaptığı bir çalışmaya göre üst düzey yöneticilerin aldığı ücretlerde bu dönemde hiç bir düşme olmazken Chicago Üniversitesi’nin Becker Friedman Enstitüsü’nün yaptığı çalışmaya göre 4 milyon çalışanın ücretlerinde düşürmeye gidilmiş.

*

Karl Marx Kapital ve Grundrisse kitaplarında kapitalist üretim biçiminin mantığının artık değer sömürüsünü arttırmaya yönelik olduğunu klasik ekonomistlere özgü bilimsel hesaplarla gösterdi. Bu nedenle döneme özgü yeni çalışma biçimlerinde de artık değer sömürüsünün artmasına yol açan daha uzun saat çalışma ve gerçek ücretlerin düşmesi beni şaşırtan bir sonuç değil. Ayrıca yukarda gösterdiğim gibi artık-değer sömürüsü artarken sınıflar arası gelir dağılımı uçurumu da artıyor. Bu yeni ekonomik gerçeğin Amerika’da fazla sınıfsal tepkiye neden olacağını sanmıyorum çünkü o ülkede sınıfsal bilinç denilen şey zaten yok. Fakat bu durumun sınıfsal bilincin hayli güçlü olduğu Avrupa ülkelerinde bazı sonuçları olacağına eminim. Ancak şurası kesin ki 21’inci yüzyılın kalan bölümünde kapitalist dünya sisteminde sınıfsal çelişkiler ve sınıf savaşı potansiyeli hayli artmış durumda, zaten bu yönde var olan potansiyeli yeni iş modelinde yaşanılanlar da güçlendirdi.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00