Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünya üzerinde belki birkaç yüzyılda bir görülebilen çapta bir dehanın, ona bir tarafta Mustafa Kemal diğer tarafta ise Atatürk diyenlerin kamplaşması çerçevesinde tartışılması ilk bakışta gereksiz gibi gelse de aslında mutlaka yapılması gereken kaçınılmaz bir tartışmadır..

Kaçınılmazdır çünkü o bir deha olduğundan son derece karmaşık olan kendi ruhunda çelişkileri barındıran tarihi bir kişiliktir. Her deha gibi karmaşık ve zor anlaşılır olduğundan farklı düşüncelere sahip olan insanların kendilerine uyan özellikleri onda bulabilmeleri ve kendi doğrularının tek doğru olduğunu sanmaları belki de kaçınılmazdır.

*

Bu büyük deha tarihe damgasını vurmaya giriştiğinde o tarihsel koşullar belki de yüzyılların en karmaşık en zorlu koşullarını içeren bir dönemindeydi.

Yüzyıllara damgalarını vurmuş ve dünyada düzeni sağlamış imparatorlukların sona erdiği ve yerine neyin ve nasıl konulacağının tam bilinemediği bir belirsizlikler dönemiydi o aslında.

İmparatorlukların küllerinden ulus devletlerin kurulması sürecinin nasıl yönetileceğinin kuralları henüz yazılmamıştı ve her yeni oluşum biraz da el yordamıyla yürümek zorundaydı. Karmaşık, kaotik bir dönemdi o.

*

Atatürk, ulus devlet oluşturmanın kurallarını neredeyse tek başına o günlerde yazmıştı. O olmasaydı neyin olacağını hayal edemiyorsanız Sevr Antlaşması'nın sonucunda ortaya çıkarılan Anadolu haritasına bir bakmanızı tavsiye ediyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, imparatorluğun küllerinden bir devlet oluşturmanın kurallarını yazıyordu ama aynı zamanda döneminin tarihi zorunluklarıyla da boğuşuyordu. Bu tür dehalar tarihi değiştirirler ama tarihin de bazı değişmeye direnen zorunlulukları da vardır. Büyük liderler bu zorunlulukları kendi koydukları hedefler ile uzlaştırmayı beceren insanlardır. Ama bunu yaparken zaman zaman çelişkili çok da gönülden istemedikleri kararları da almak zorunda kalabilirler.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk dışardan bakana bu imkansız dedirtebilecek büyüklükte işi başarırken nelerle karşı karşıya kaldığını hatırlamak için belki de sadece dönemine ait bazı kavramları sıralamak yetebilecektir.

İttihat Terakki, Trablusgarp, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale, Mondros, Sevr, Mili Mücadele, 23 Nisan 1920, Kurtuluş Savaşı, Büyük Taarruz, Lozan.

Bizler hepsi büyük ve önemli bir olayı ifade eden bu kelimeleri sadece sırayla okuyarak bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihe nasıl damga vurmuş büyük bir insan olduğunu anlayabiliriz.

Evet o her deha gibi çelişkileri yaşayabilen bazen de yanlışlar yapması ihtimal olan büyük bir insandır. Onun için tabii ki onu doğru perspektife oturtmak için eğer bir tartışmaya ihtiyaç varsa o da tabii ki olacak. Ancak ne kadar tartışılsa da değişmeyecek bir gerçek ortada. O bize bu vatanımızı emanet etti. Bunu belki de bir imkansızı başararak yaptı.

*

Belki dikkat etmişsinizdir ben yazı boyunca daima ondan bahsederken hep Gazi Mustafa Kemal Atatürk diye bahsettim. Çünkü ona sadece Mustafa Kemal ya da sadece Atatürk diyerek birbiriyle tartışmaya girenler onun aslında bütün bu isimlerin çağrıştırdığı vasıfları kişiliğinde barındıran bir insan olduğunu hep hatırlamalılar diye Gazi Mustafa Kemal Atatürk demekte ısrarlıyım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00