Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Medya camiası içinde bir kardeşim olarak gördüğüm İsmail Küçükkaya adına başlıktaki cümleyi vermiş olduğu kitabını yazdı.

O da bana ‘Abi’ diye hitap etiğine göre ona kardeşlik duygusu besleyen duygularım karşılık görüyor olmalı. Bizim meslekte birbirine güzel duygular besleyerek var olma ender bulunan bir durum olduğundan, geçmişte kalan onca unutulmuş arkadaşlıklardan sonra onun da arkadaşlığını kaybetmek istemediğim İsmail, meslek yaşamının özetini güzel veren bir başlık koymuş çalışmasına.

*

Bizim ülkemizde yazanların çizenlerin ‘fikri hür vicdanı hür’ kalabilmeleri hayli zor olduğundan İsmail meslek yaşamının başka hiç bir pozitif yönü olmasa da böyle kalabildiği için takdir edilmeli bence.

Onu 1991 yılından bu yana tanırım. O tarihten bugünlere bizim mesleğimizin hayli darbe yediği yıllar olduğuna göre İsmail o yıllar içinde daima fikri hür vicdanı hür olarak kalmakta bazen zorladıysa dahi en azından bu yönde bir niyet gösterdiği için takdir edilmeye hak kazanıyor.

*

Evet 1991 yılı dedim. O günlerde ben Hürriyet gazetesinin vermekte olduğu Ankara ilavesinde haber müdürü olarak görev yapmaktaydım. İsmail kitabında o yıllara da gitmiş ve "Mesleğe 1991 yılında O’nun yanında başlamıştım" demiş.

O günlerde hepsi de tecrübesiz genç (hatta çocuk yaşta diyebileceğimiz ) insanlardan oluşan bir kadro kurmuştuk. Hepsi de çakı gibi dinamik olan bir kadroydu. Çocuk yaşta diyebileceğim İsmail o yılarda bile meslek aşkıyla yanıyordu. Çok dinamik bir gazeteciydi.

O meslek aşkını dinamizmini yıllar içinde hiç kaybetmedi.

*

Ben Ankara ilavesi deneyimim sonrasında gazetenin yazı işlerine İstanbul’a geçtim oradan da Washington temsilciliğine gittim. En sonunda ise Washington’dan gündelik mizah yazılarımı yazmaya başladım. O yıllarda İsmail ile görüşmemiz pek mümkün olamadı ama uzaktan geleceğin bir yıldızın doğmasını takip etmekteydim.

*

1991 yılında henüz çömezken bile bir gün star olacağı ve bunu hak eden bir gazeteciydi. Bugün onu Türkiye’nin en güvenilir habercilerinden yapan konuma getiren sabah televizyon görevine başlamadan önce yazılı medyadaki son görevi Akşam gazetesinin yayın yönetmenliğiydi. Kitabında anlattığı gibi o görevi benden devralmıştı. Yani kaderin güzel bir cilvesi olarak yıllar önce yanımda mesleğe başlayan İsmail yıllar sonra benim yerime göreve gelmişti.

Bu değişimin olduğu gün onun kitabında anlattığı gibi Ankara temsilcisi olan İsmail’e telefon açıp yeni görevinde başarılar dilemiş ve çok başarılı olacağına inandığımı da söylemiştim. İsmail kitabında o günü "Bana telefonda gurur duyacağım sözler söyledi" diyerek anlatıyor.

*

Tahmin ettiğim gibi o günün zor şartlarında çok da başarılı bir yayın yönetmeni de oldu. Zor koşulların mücadeleci insanı olduğunu ispat etti o günlerde bence.

Neler yaşadığını kitabında detaylarıyla anlatıyor.

Bence her yayın yönetmeni göreve başladığı günden başlayarak görevinin verildiği gibi birdenbire geri alınacağı güne hazırlıklı olarak görev yapmalı.

İsmail’in görev süresi de başarısına rağmen bu kurala uygun bitirildi.

*

İyi ki bitirilmiş ve o gün Türkiye’nin kaderini etkileyebilecek bir yeni kariyer başladı. İsmail Fox TV’ye nasıl geçtiğini ve o yeni göreve geçiş günlerinde yaşadıkların güzelce anlatıyor.

*

Çok titiz bir gazeteci olduğunu ve gerçeklere her zaman değer verdiğini bildiğim için benimle ilgili fazla da önemli olmayan bir kaç detay yönü işaret etmek istiyorum.

Ben görevden alınmadan, onun göreve başlamasından da önce, gazetenin patronları benim yayın yönetmenlik maaşımın sürdürüleceğini ve ev kiramın da ödenmesinin sürdürüleceğini söylemişler ona.

Böyle demiş olabilirler ama gerçekler öyle değildi. Maaşımı sadece iki ay o düzeyde ödediler, ev kiramı ise hemen kestiler ve ben yeni eve geçtim.


YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00