Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çevremizde Türkiye’nin ulusal güvenliğe tehdit oluşturabilecek birçok adım atılıyor. Hemen hepsi de ciddi gelişmeler, Türkiye sanki çevrelenmek isteniyormuş gibi bir görüntü var ve karşı cephede görünen ortak hedefte Türkiye'nin önlenmesi ve geriletilmesi amaçlanıyor.

Dış politikada, her düşünme sürecinde olduğu gibi, bazen doğru soruların, doğru zamanda sorulması bazen doğru cevapların, ülkeye yeni doğru yönün bulunmasına yardımcı olabilir diye bugün bazı hassas soruları sormakla yetineceğim. Bunlara verilecek cevaplar önümüzdeki günlerde ülkenin ulusal güvenlik gündemini hayli meşgul edecek gibi görünüyor.

1- 3 Aralık tarihinde bu köşede "Biden’ın yeni dış ilişkiler kadrosu içinde Türkiye’nin ’Stratejik Türk üçgeni' konuşuluyor" başlıklı yazımda, Türkiye’nin Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde attığı askeri adımların yeni Amerikan yönetiminin dikkatini çektiğini ve Türkiye’nin bu bağlamda da Washington’da ele alındığını anlatmıştım. Bu bölge sadece yeni Amerikan yönetiminin radarında değil. Rusya da bölgede yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Son gelen bilgilere göre Rusya, Sudan’ın Kızıldeniz kıyısında Rus donanmasının lojistik merkez olarak kullanacağı bir askeri üs kuruyor. Askeri üsler konusunda bölgede ciddi bir güç olan Türkiye umarım bu süper güçlerle rekabetini düzgün götürecek bir stratejiyi oluşturmuştur.

*

2- Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hamlelerinden oldukça rahatsız olan Mısır, Rusya ve Amerika’nın gündeminde olan bu bölgede de son derece aktif ve Türkiye aleyhine adımlar atmaya çalışıyor. Diplomatik kaynaklar Kızıldeniz’deki nüfuz savaşında Mısır’ın Türkiye’ye karşı Sudan ve İsrail ile bir ittifak kurmaya çalıştığını söylüyorlar. Diplomatik kaynakların bu yorumu doğruysa ki doğru olduğunu düşünüyorum o zaman önümüzdeki dönemde Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerini artık rayına oturtması doğru bir karar olarak ortaya çıkmıyor mu?

*

3- Mısır'ın Türkiye’nin kendisini bir çevreleme ve Kızıldeniz’deki çıkarlarını baltalama süreci içinde olduğunu düşündüğü verilen resmi beyanatlarıyla açıkça görülüyor. Buna karşılık Mısır’ın İsrail ve Sudan’la üçlü bir cephe oluşturmaya çalıştığı görülüyor. Mısır’ın girişimiyle Mısır, İsrail ve Sudan’dan üst düzey askeri yetkililerin Kızıldeniz’de güvenliğin koordinasyonu ve bölgedeki Türk varlığını kısıtlama planlarını ele almak üzere tarihi ve yeri belirtilmeyen bir toplantıda bir araya gelecekleri de konuşuluyor. Mısır tarafından toplantıya Genel İstihbarat Servisi yetkililerinin, Savunma Bakanı Yardımcısı’nın ve Güney Bölge Komutanı’nın katılacağı da gelen haberler arasında. Mısır meselesinin Türkiye açısından acil ele alınması bariz değil mi?

*

4- Bu arada Bahreyn de devreye girdi. İran faktörünü öne süren Bahreyn, İsrail ile 15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamıştı. Bu kurulan ortak cephenin Türkiye aleyhine de çalışması ihtimali yüksek değil mi?

*

5- Mısır’ın tıpkı Doğu Akdeniz Gaz Forumu ile Akdeniz’de yaptığı gibi ittifaklar ve anlaşmalar yoluyla Arap dünyasını bazı emellere karşı koruyacağını, her türlü tehdidi bertaraf edecek bir platform oluşturacağı söylentileri diplomatik çevrelerde konuşuluyor. Mısır’ın bazı emeller ve her türlü tehdit derken Türkiye’yi de kast ettiği düşünülebilir mi?

*

6- Türkiye’nin Katar’daki varlığından ve bölgesindeki aktif çalışmalarından son derce rahatsız olan Birleşik Arap Emirliği, Türkiye’ye karşı iyice harekete geçti. BAE, Yunanistan-Mısır ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin ortak düzenlediği İskenderiye açıklarındaki Medusa-10 askeri tatbikatına katılıyor. Bu tatbikata Fransa da aktif destek veriyor. Bu askeri ittifaka karşı Türkiye’nin son derce hassas olması gerekmez mi?

*

7- Türkiye kendisine karşı oluşan cepheyi düşünürken gayet tabii ki Suudi Arabistan faktörünü de ihmal etmemeli. Mısır ve Suudi Arabistan geçtiğimiz ocak ayında bölgede güvenliği artırmak, tehditlere karşı koyabilmek amacıyla Kızıldeniz’de Morgan-16 ortak deniz tatbikatını gerçekleştirmişti. Bundan bir hafta önce ise Mısır, Kızıldeniz’deki Arap kıyılarını saldırılardan korumak amacıyla, 63 bin hektarlık alanıyla Kızıldeniz ve Afrika’nın en büyük askeri üssü olan Berenice üssünün açılışını yapmıştı. Türkiye’nin bu gelişmeleri de göz önüne alarak kendisine yeni stratejiler ve dış politikasında yeni yönelimler çizmesi gerekmez mi?

8- Türkiye’nin Katar’daki varlığının ve bölgedeki diğer adımlarının kendi ulusal güvenliğine bir tehdit oluşturduğunu düşünen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) buna ‘cevap olsun’ diye Türkiye’ye karşı Yunanistan ile askeri ilişkilerini derinleştiriyor. BAE F-16 savaş jetlerini Girit Adası'na konuşlandırmış durumda. Bunun ilerde Türkiye ile olabilecek bir sıcak savaş durumunda Türkiye aleyhine kullanılacaklarını düşünmek doğru mu?

*

9- Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri yeni Amerikan yönetimi ile daha anlamlı müttefiklik ilişkisine hazırlanıyorlar. Alman dışişleri bakanlığı yeni dönemde Amerika ile Avrupa’nın ortak olarak NATO çerçevesini de kullanarak dünya sistemini sorgulayan ülke liderlerinin hareket alanlarını kısıtlamaları gerekeceğini açıkladılar. Biden yönetiminin demokrasi ve insan haklarına vurgularının da bu yöne gidileceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor Avrupa’da. Yeni Amerikan yönetiminin ve onun Avrupa ile kurabileceği normal müttefiklik ilişkisinin Türkiye açısından anlamının ne olabileceği üzerine düşünülüyor mu?

*

10- Türkiye’nin Mısır ile normalleşme adımları atması ihtimali var mıdır? Bu tür bir adım hem Doğu Akdeniz'deki hem de Kızıldeniz'deki çıkarlarımız açısından önemli olabileceğinden, bu acaba düşünülmekte midir?

*

11- Biden yönetimi döneminde Türkiye’nin PKK ile mücadelesi nasıl olacak bu konuda Amerikan yönetimi içinde neler olmaktadır. Bu konu Türkiye’nin en hassas olması gereken ulusal güvenlik meselesi olduğundan bunu sadece bir soru olarak bırakmayıp yarın bunu kapsamlı bir ayrı yazıda ele alacağım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00