Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yaş aldıkça ‘hayal etmiş olduğum ülkeyi göremeden öleceğim’ korkusu artmaya başladı.

İşin kötüsü o hayal etmiş olduğum ülkeye ulaşmak hiç de zor değil aslında ama maşallah Türkiye siyasetiyle, ekonomisiyle, eğitimiyle, sosyal ilişkileriyle elinde var olan potansiyel güzellikleri durmadan acımasızca harcayıp duruyor.

*

Ancak geçen çarşamba inanılmaz bir şey oldu.

Sadece bir gün için olsa bile gençken ilerde bir gün belki yaşarım diye hayal ettiğim günü yaşamak imkanım oldu.

Hiç ummadığım bir günde yaşadığım bu güzelliği bir daha yaşayamasam da bunun olmasına doğrusu çok mutlu oldum.

*

Çarşamba günü haftalık pazar yerine gidecektik. Rana iki köpeğimizi de birlikte götürmeye, benim bütün itirazıma rağmen, karar verdi.

Sevgili karım hayatta aslında kolay halledilebilecek sorunları zor aşılır hale getirmek konusunda uzmandır.

Hayatlarında en mutlu oldukları yer insanın kucağı olan bu tür köpeklerin rahat sığacağı çocuk arabasına benzer bir köpek arabaları var (gayet tabii ki bunu bu tür garipliklerin satılabildiği New York’tan almıştık).

*

Bana göre Türkiye’deki normal pazar yerlerinde iki köpeği çocuk arabasıyla alışverişe getiren iki tip ‘vurun kahpelere’ sloganlarıyla infaz edilmeli veya en azından ağır sözlü tacize uğramalıydılar. Bu bir önyargı olabilir ama bunun bende olmasının suçu sadece bana ait değil bunda yaşadığım kötü deneylerin de etkisi var

*

Ancak gideceğimiz pazar yeri bizim gibi garip olduğuna emin olduğum, aynı kültürel mahalleden olduğumuzu bildiğim insanların geldiği bir yer olduğundan çocuk arabasında köpekleri tepkiyle karşılamayacakları gibi onları sevmeleri ihtimali bile vardı.

Neyse vardık pazar yerine köpeklerimiz kendilerini sevmeye yeltenen her insana çığlıklar atarak karşılık verdiler. Pazarda o anda 600 kişi varsa, satıcılar da dahil hepsi köpek sevdiklerinden bizimkiler alışveriş boyunca hiç susmadılar anlayacağınız.

Bu benim gibi bulunduğu sosyal ortamlarda üzerine fazla dikkat çekmeyi pek sevmeyen bir insan için hayli problemli bir durumdu.

İŞTE O NİRVANA ANI

Ama bir an geldi, köpekler susmuştu, her şey sakindi sanki yaşadığım olayın güzelliğini evren bile bozmak istemiyor gibiydi.

Köpeklerin arabasının yanına bir satıcı kadın geldi ve onları sevgisiyle susturdu. O sırada yakındaki bir tezgahta bir caz parçası çalıyordu.

Düşünebiliyor musunuz pazar yerindeyiz, herkes hayvan sever,anlayışlı ve birbirine kibar davranıyor, organik ürünlerini satmak için tezgah kurmuş adam da caz parçaları dinliyor, köpeklerim bile ender bulanan bir sakinlik içinde; daha ne isteyim bu dünyadan ben daha başka nasıl bir ülke hayal edeyim ki. Bu da oldu ve ben ölürken hayal etmiş olduğum ülke bu değildi diye söylenmek imtiyazından mahrum kaldım bu kısa süren ‘an’ sayesinde.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00