Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Abu-Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayit 17 Aralık'ta MIsır’da Cumhurbaşkanı Sisi ile bir görüşme yaptı.

Bundan sonra yapılan açıklamada Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na (DAGF) bir gözlemci olarak katıldığı belirtildi.

Bu DAGF ağırlıklı olarak Mısır’ın girişimleri sonucunda Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, İtalya, Ürdün ve Filistin arasında oluşturulmuş ve resmi amacı Doğu Akdeniz’deki enerjiye yönelik programların koordinasyonu olan bir girişim.

Ama bunun gayrı resmi amacının Türkiye’yi bölgede engellemek olduğu net.

Hatta bunu bazen resmen söylemekten de geri kalmıyorlar.

Fransa da bu oluşuma katılıyor Amerika da gözlemci olarak bulunmak niyetinde.

TÜRKİYE ALEYHİNE ADIMLAR

Tabii ki Türkiye aleyhine olan bu tavırlar aniden oluşmadı. Bugün bölgede ne olup bittiğini anlayabilmemiz için gelişmelerin kısa tarihine bölgesel derin faaliyetleri irdeleyerek bakmamız gerekiyor.

Bugün bölgemizdeki gelişmelerin arkasındaki karanlık bağlantıları anlatmaya çalışacağım:

NİHAİ BARIŞ MI? HADİ CANIM SİZ DE

Başkan Trump’ın ‘nihai barış’ (ultimate peace) adını taktığı ve İsrail ile Filistin arasına barışı kalıcı bir şekilde getireceğini söylediği plan Washington’da ulusal güvenlik birimlerince hazırlanmıştı. Bu plan için Amerika ile birlikte İsrail, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aktif biçimde çalışıyorlar.

Planın hayata geçirilmesi için kurulan bu koalisyona baktığımızda bunun aslında bir barış planı olmadığını aksine bölgede tüm gücü ve kontrolü İsrail’e vermek için hazırlanan bir strateji olduğunu görüyoruz.

KUSHNER-SALMAN BAĞLANTISI

Trump için stratejinin yürütülmesini damadı Jared Kushner üstlendi. Kushner, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman ile yakın ilişki içinde. İsrail yönetimi ile Salman arası koordinasyonu da Kushner sağlıyor.

Yıllardır bölgemizi takip eden ve İsrail ile de yakın bağlantılı olan, şu anda devlete görevli olmayan, bu konuları çok iyi bilen uzmanlar bana geçmiş yıllarda barış planının altında kurulmuş olan karanlık bağlantıları şöyle anlattılar:

Esas amacı bölgedeki tüm güç dengesini tamamen İsrail’den yana dönüştürmek olan nihai barış planının adımları bu uzmanlara göre şöyle atıldı:

- Suudi Arabistan, İsrail, Mısır ve BAE arasında yürütülen bu operasyonun bölgedeki kilit ismi Türkiye’nin de yakından takip etmesi gereken Muhmmed Dahlan.

- 15 Temmuz darbe girişiminden önce FETÖ çetesi lideriyle de bağlantı kurup darbe girişimine para yardımı yaptığından şüphelenilen Dahlan’ın Suudi Prens Muhmmed bin Salman ve Dubai Veliaht Prensi ile de arkadaşlık ilişkisi var.

- El-Fetih’in önde gelen isimlerinden olan Muhammed Dahlan yıllar önce Gazze’den çıkarıldıktan sonra BAE’ye kaçıp Dubai Veliaht Prensinin danışmanı oldu. Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile de arkadaşlık kurdu.

MISIR KİLİT ÜLKE

- Suudi Arabistan ile BAE, Mısır ile işbirliği yapıp Hamas’a operasyon düzenlemeye başladılar.

- Kaynaklarımın bana söylediğine göre Başkan Trump seçilmesinden hemen sonra çıktığı ve açılışını geleneksel savaş dansı ile yaptığı Suudi Arabistan ziyaretinden sonra Katar’a yönelik ilan edilen ambargonun önemli amacı İsrail'in istediği gibi Hamas’ı zayıflatmaktı.

- Katar’a ambargo için ileri sürülen nedenler arasında Hamas’a verilen desteği çekmesi yer alıyordu. Bunu Suudi Arabistan üzerinden İsrail’in özellikle bastırdığı söyleniyor.

- Katar, Hamas’a yapmakta olduğu finansal yardımı da kesilmiş dedirtecek kadar azalttı. İsrail’in Gazze üstünde baskıları zaten sürerken bir de Katar’dan gelen yardımın azalması Hamas yönetimini çok zor durumda bıraktı. İşte bu aşamada Dahlan devreye girerek Mısır’ın yardımcı olabileceğini söylemeye başladı. Dahlan daha önce Sisi ile anlaşmış ve İsrail’in istediği gibi Hamas’ı Mısır’ın eline bıraktırmıştı.

- İsrail o dönemde Gazze’ye verdiği elektriği de kesmişti. Dahlan yine planlandığı gibi devreye girerek bölgeye elektriği Mısır’ın vermesini sağladı.

Tüm bu operasyon, Filistin üzerine İsrail'in tam etkisini sağlamaya yönelikti ve Hamas böylece Suudi Arabistan, BAE ve İsrail ile ortak çalışan Mısır tarafından kontrol altına alınıyordu. ABD bu gelişmelerden sonra elçiliğini Kudüs’e taşıdı.

Tüm bu süreci bana anlatanlar bu operasyonun Batı Akdeniz'deki enerjiye ulaşan boyutu olduğunu söylediler
İsrail’in kendi alanından çıkaracağı likit gazı Yunanistan üzerinden Avrupa’ya göndereceği açıklamasının doğru olmadığını ve bunun sadece Türkiye’yi rahatsız etmek için yayıldığını söyleyen kaynaklar, bu konuda asıl anlaşmanın Mısır ile İsrail arasında olduğunu ve İsrail'in likit gazını Mısır’daki rafinelerde işleyerek gemilerle Avrupa'ya taşınmasını planladığını söylüyorlar. Bu anlaşmanın yapılmasında Türkiye ABD elçisi olan ABD Dışişleri Bakanlığı eski Yakın Doğu Bölümü Başkanı David Satterfield’in rolünün büyük olduğu da söyleniyor.

*

Bölgemizde şu anda yaşanan olayları tam anlayabilmek için bu geçmişi iyi bilip takip etmemiz gerekiyor.

Vereceğimiz mücadeledeki başarımız bu geçmişi ve karanlık bağlantıları iyi bilip analiz etmemize bağlı olabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00