Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


Hatırlar mısınız bilmem ama bir ara genç erkeklerin kendilerini muazzam tehlikeli durumlar içine soktukları ve sergilenen beyinsizliklerine gülmemizin beklendiği bir şov vardı. Şovda hızlı çalışmakta olan bir tahta kesme makinesinin içine elini sokup çıkarmak veya karşıdan hızla yaklaşmakta olan bir kamyonun üzerine bisikletle gitmek türünden absürt hareketler olabiliyordu.

Bunlardan dehşete düşmemiz yerine gülmemizin beklendiğini biliyorum çünkü şovdaki erkeklerin bu korkunç hareketleri yaparken suratlarında hep aptalca bir gülümseme olabiliyordu.

Bunlar sadece şov olsun diye yapılan hareketler miydi yoksa bu gerçek hayatta erkeklerin nasıl yaşadıklarının anlatıldığı gerçekçi bir program mıydı bilemiyorum.

Çünkü dünya genelinde erkek davranışlarına bir bakmak bile şovda yapılan hareketlerin gerçekte yaşananlardan pek farklı olmadığını görmemizi sağlayabilir.

Erkekler nedense bu dünyada mantık sahibi herkesin tehlikeli veya "Bu da yapılmamalı artık" diyecekleri hareketleri büyük istikrarla yapabiliyorlar.

Dünyada bir yeni tehlike çıktığında erkek milleti kendilerine uyan bir gerekçe çıkararak bu yeni tehlike sanki ortada hiç yokmuş gibi, sanki onun kendilerine dokunması imkansızmış gibi davranıp tavırlar almayı sürdürebiliyorlar.

AIDS VE TÜRK ERKEKLERİ

AIDS dünyayı kasıp kavurmaya başladığı günlerde Türk erkeklerinin "AIDS sünnetliye etki yapmaz" söylentisine kendilerini inandırıp davranışlarını değiştirmemelerini hatırlamanız yeterli bu davranış bozukluğunu kavrayabilmeniz için.

Beyinleri daha iyi çalıştığından mıdır yoksa daha derin düşünceli olabildiklerinden mi bilemiyorum ama kadınlar genelde erkeklerin sergileyebileceği bu tür absürt davranışları benimsemiyorlar.

Yani bir kural olarak nerede ne zaman tuhaf bir gelişme, bir yeni tehdit karşısında katiyen sergilenmemesi gerekli bir tavır görürseniz bunu yapanın bir erkek olduğunu nerdeyse yüzde yüz bir netlikle tahmin edebilirsiniz.

ERKEK ABSÜRTLÜĞÜ ZİRVE YAPTI

Erkeklerin bu saçmalamalarını koronavirüs salgını boyunca da gördük. Salgının ilk günlerinde ben New York’tayken Türkiye’den internet üzerinden aldığım görüntüde bir adam hiçbir mantıki uyarıya aldırmadan maskesini göbeğinin tam ortasına kemerinin üstüne asmış ağzında bir sigara kollarını çağanoz gibi iki yana açmış biçimde sokakta salına salına yürüyordu. Bu görüntü beni elimde olmayan bir şekilde "İşte budur. Haydi buyurun bakalım" diye bağırtmış ve erkekler hakkındaki yargılarımı güçlendirmişti.

Nasıl ki AIDS’ten korkutamadıysak erkekleri koronavirüsten de korkutmak bir türlü mümkün olmadı.

Sigara içmeyi, fırsat buldukça bir araya gelip okey oynamayı, birlikte maç seyretmeyi, askere gideni topluca kutlamayı bırakmadılar. Beşiktaş’ın şampiyon olduğu gece yaşadığımız sitede bir evde kutlama partisi vardı ve ben bir eve bu kadar fazla insanın sığabileceğini ilk kez o gece hayretle görmüştüm. Bu mantıken imkansızdı ama olmuştu işte. Şampiyonluk kutlaması yapan taraftarların sakin durmaları beklenemeyeceğinden bu tıkış tıkış grup gayet tabii ki var güçleriyle bağırıyorlardı da.

Erkeklerin bu "Bize bir şey olmaz" tavrı yüzünden salgına karşı kolay başarı da kazanılamıyor bence.

Bakın tıp alemi uyarı üzerine uyarı yapıyor.

Koronavirüs bulaştıktan sonra bunun bazı durumlarda uzun dönemli sağlık sorunları yaratabildiği de söyleniyor.

BEYİN ERKEK İÇİN TEFERRUAT

Hatta hastalığın uzun dönemde insan beynini de olumsuz etkileyebileceği ve hatta bazı durumlarda uzun vadede bunama benzeri sonuçlar getirebileceği bile söylenmesine rağmen bu da erkekleri korkutmaya yetemedi. Belki bu, erkeklerin beyin denilen organın hayatta pek de o kadar önemli olmayabileceğine inandıklarından olabilir.

Yani şu ana kadar ne tür haber yayılsa erkek alemini koronavirüsten korkutabilmek pek mümkün olamadı.

SONUNDA O HABER GELDİ

Ama sonunda aradığım haber nihayet çıktı gibi. Yani erkekleri bile virüsten korkutacak haber sonunda bulundu.

World Journal of Men’s Health gibi yayınlarda çıkan bilimsel yazılara göre koronavirüsün bir bulaştı mı uzun vadeli etkileri arasında kılcal damarlarda dolaşım bozukluklarına yol açmak da olabiliyormuş.

Sadece kılcal damarda bozukluk gibi banal bir etkinin kendi başına bir erkeği korkutabilmesinin gayet tabii ki imkanı yok.

Ancak bu damar bozukluğunun bir diğer etkisi de bir olasılığa göre bunun uzun vadede 'erektil disfonksiyona' yol açması olabiliyormuş.

Bu olasılıktan bu dünyada en azından Türk erkekleri kadar korkması ihtimal olan bir başka erkek grubu olan İtalyan erkekleri üzerine yapılan bir araştırmada, Sars COv-2 geçirmiş olan bir grup İtalyan erkeği hastalık öncesinde bunu yaşamazken hastalık sonrasında 'erektil disfonksiyon' yaşamaya başlamışlar.

Bu bilgi salgının başında bilinseydi dünyada salgın şimdiye kadar çoktan bitmiş olurdu. Çünkü salgının bu kadar uzun sürmesi erkek davranış bozukluklarından olabilir. Bu 'erektil disfonksiyon' korkusu erkeklerde baştan olsaydı erkekleri tedbir almaya iteceğinden dünya daha erken rahat nefes alabilirdi.

(Bu yazıyı oluştururken Slate online dergisinde çıkmış olan ‘COvid-19 may increase chance of erectile dysfuntion, studies say’ başlıklı (yazarı Matthew Rozsa) yazıdan yararlandım.)

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00