Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin


14 Eylül Dante Alighieri’nin 700’üncü ölüm yıldönümü.

Onun ölümsüz eseri ‘İlahi Komedya’nın bugüne kadar yüzlerce hatta binlerce yorumu yapıldı, üzerine yazıldı.

Yeni yorumların daha da yapılacağına eminim çünkü İlahi Komedya çeşitli yorumları teşvik eden açık bir metin gibi. Metnin bu yoruma açık yapısının Derrida’nın hoşuna gittiğine eminim ben.

İlahi Komedya’yı başından sonuna büyük bir heyecanla okuduğumu söylemem imkansız.

Batı edebiyatı uzmanları dışında bu okumayı yapıp da aynı coşkuyu duyabilen sıradan insan olup olmadığını da bilmiyorum.

Ama kitabı okumasanız da üzerinde yıllardır yapılan tartışmalara onun dünyanın önemli üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmasına da bakarak çok ama çok önemli bir eserle karşı karşıya olduğumuzu çıkarabilirsiniz.

14 Eylül'de 700’üncü ölüm yılını andığımız Dante’nin bu büyük eserini İtalyanca okuyabilmeyi doğrusu çok isterdim. Çünkü bu tür eserlerin içinde var olduğu kesin olan müziği ancak orijinal dilinde okuduğunuzda hissetmeniz mümkün.

Kitabın verdiği duyguları yine de hissetmek isteyenler şanslı çünkü iyi Türkçe çevirileri de var.

Dediğim gibi benim baştan sona büyük bir coşkuyla okuyabildiğim bir eser değil bu. Bugüne denk gelecek biçimde hakkında laf etmeye uzun süre önce karar verdiğimden hakkında yapılmış bir çok yorumu okudum.

Bu yorumları okumanın da çok eğlenceli olduğunu sanmayın hatta bir ara yorumları okumayı bırakıp eserin kendisini baştan sona kesintisiz okumaya geçsem acaba o daha eğlendirici olabilir mi diye bile düşündüm.

Okuduğum İlahi Komedya üzerine birçok denemede aradığım, üzerinde yazdığım takdirde, okuyucunun da benim gibi biraz keyif alabileceği bir açıydı.

Bu aradığım açıyı Daniel J. Boorstin’in ‘The Creators. A History of Heroes of Imagination’ adlı kitabının 255 ile 264’üncü sayfaları arasında buldum sanıyorum.

Deneme yazısı insanın bulduğunu sandığı fikir üzerine deneme yapmasına açık bir yazı türü olduğundan bugün Dante’yi bu yönüyle anmaya giriştim.

ASİL AŞKI

‘İlahi Komedya’ya bugün önermeye çalışacağım gibi farklı bir okuma yapabilmek için ilk önce cinselliğin ve aşkın orta çağlarda yaşanma biçimini anlamaya girişmemiz gerekiyor.

Ortaçağ denilince Umberto Eco’nun ‘Ortaçağ’ eserini okumadan işe girişebilmek tabii ki imkansız.

Bu kitabın büyüklüğünü ve derinliğini şöyle anlatayım size; kütüphanemde durmakta olan bu kitabı şu aralar kendime çalışma alanına dönüştürdüğüm mekana getirmek için az daha bulunduğum sitedeki gençlerden yardım istemek zorunda kalacaktım. O kadar büyük ve ağır bir kitap ki bu tek başına taşımak bile zor olacak gibi göründü başlarda. Neyse ki kazasız belasız başardım taşımayı. Daha önce okumuş olduğum için ve önemli gördüğüm noktalara nota bene (NB) notumu koymuş olduğumdan bu sefer işim daha kolay olacak diye düşünüyordum. Ancak kitabı açığımda nerdeyse bütün satırlarının NB işaretiyle dolu olduğunu fark ettim. Yani her satırı önemli olan bir çalışma bu.

Ortaçağ yanında bir de aşk ve cinsellikten söz edince yine Umberto Eco’nun güzellik ve çirkinlik algısının tarihteki evrimini anlattığı çalışmalarını da yeniden incelemeden olmaz diye işe giriştim. (Bakın ‘On Beauty ; History of Western Idea’ ve ‘On Ugliness’) anlayacağınız bu yazıya ben hayli uzun bir süredir hazırlanmaktaydım.

Ortaçağda belki de yaklaşmakta olan sosyal sarsıntıların insanları korkutmaya başladığından mıdır nedir bilmem ama insanlar evliliklerini aşık oldukları için yapmıyorlardı. Ha aşk evlilikleri hiç mi yoktu tabii ki vardı ancak genelde evlilikler sınıfsal imtiyazları ve mülkiyet haklarını korumak için yapılan anlaşmalı ve planlı girişimlerdi. Özellikle asil sınıf içinde bu tür mantık evlilikleri kural gibiydi. Asiller aşklarını nerdeyse hemen her durumda evlendikleri eşleri dışında başka ulaşılamaz insana saklamış gibiydiler. Bu da tanım gereği genellikle başkasının eşi olan bir insana karşı duyulan aşk oluyordu.

Bu aşk ulaşılamaz ve gerçekleşmeyecek bir tutku haline dönüştüğünden aşık olan tarafından ilahi ve ulu bir şey olarak ifade edilirdi.

Dante, hayatında sadece iki kez gördüğü Betrice’e bu şekilde sırılsıklam aşıktı. Bu kadının gerçek adının Beatrice olup olmadığı, yoksa Dante’nin ilk eserlerinden olan La Vita Nova’daki Beatrice Portinari karakterinden esinlenilerek Dante tarafından öyle adlandırmış olup olmadığı da net değildir benim bildiğim kadarıyla.

Neyse kadının gerçek adının ne olduğu o kadar da önemli değil. Dante, Floransalı bir kadın gördü ve ona ilahi duygularla aşık oldu ve kadını Beatrice diye bildi. Kadını hayatında sadece iki kez görmüştü dahası onu ilk kez gördüğünde kız 8 Dante ise dokuz yaşındaydı. Onu ilk kez çocuk olarak görmesine rağmen ileriki yaşlarda bu onun duyduğu aşkın daha da güçlenmesine engel teşkil etmedi. Çünkü dönemdeki diğer asillere özgü aşklarda olduğu gibi sadece zihinlerde kalan ve asla fiziksel birleşme ile sonuçlanmayan bir aşk söz konusuydu. Tam da bu nedenle bu tür aşklar umutsuz ve ilahi bir duygu olarak algılanıp tanımlanıyordu.

Dante’nin İlahi Komedya’da, Cehennem’de, Araf’ta ve Cennet’te gezip oraları bize anlatan karakteri bence yaşamakta olduğu bu muazzam aşk nedeniyle hem acı çekerek cehenneme gidiyor hem de aşkının sayesinde sonunda cenneti de görüyordu.

Bakın eserinde Dante’ye Cehennem’de ve Araf’taki gezinmelerinde rehberlik eden ve yardımcı olan Vİrgilius’tur (Vİrgil).

Ancak tam Araf’ın tepesine geldiğinde tam cennete girecekken bu rehberlik görevini Virgil’den Beatrice devralır. Beatrice onu semaya yani ilahi ışığın kaynağına da ulaştırır.

Yani İlahi Komedya bence aşık olmuş bir ruhun yaşadıklarının bir allegorisidir temelde.

KÜLTÜRDE İLAHİ KOMEDYA

Ben eskiden Washington’da çalışırken şehirde var olduğunu bildiğim sembollere de takmıştım. Şehir ilk kurulurken kurucu masonların mimaride dikkat ettikleri, ilahi saydıkları simetrilerin olduğunu biliyordum. Bunları anlatan güzel kitaplar da buldum. Masonlar tarafından ikinci bir Roma imparatorluğu merkezi olarak inşa edilmiş olan Washington’daki Capitol binasının ve bir çok heykelin sembolik anlamları çok derindi. Konu hakkında uzman kitapları da okumakla birlikte Dan Brown’un ‘The Lost Symbol’ (Kayıp Sembol) kitabının da konu hakkında çok yararlı olduğunu gördüm. Bunun da nedeni belliydi; Dan Brown yazacağı roman öncesinde konu hakkında yoğun incelemeler yapıyordu daima. Şimdi yazmakta olduğu Peacock adlı romanı için de bunu yapmakta olduğuna eminim. Kayıp Sembol’ü de okuyunca insanın Washington hakkında çok derinlik içeren bilgiler edinmesi mümkün olabiliyordu.

Bugünkü konum olan İlahi Komedya hakkında da bu tür eğlenerek bilgilenmek istiyorsanız (kim istemez ki bunu değil mi) Dan Brown’un 'Cehennem' kitabını okumalısınız.

Kitapta özelikle ressam Botticelli’nin meşhur Dante’nin İlahi Komedyası’nı çizdiği resim haklında bayağı bilgi alacaksınız ve bu resim dolayısıyla da Dante’nin kitabını da biraz öğrenmiş olacaksınız.

Bu resimden bahsettikten sonra Hieronymus Bosch’un eserlerine ve özellikle ‘The Garden of Earthly Delights’ çalışmasına da bu bağlamda bir bakmanızı tavsiye ederek bitiriyorum bu yazımı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00