Bir Adalet Teorisi
John Rawls’ın ‘Bir Adalet Teorisi’ çalışması Immanuel Kant ve John Stuart Mill’in ahlak ve özgürlükler üzerine yapmış oldukları klasik kanonda yer alan çalışmaların yanında bulunması gereken değerde bir çalışma olarak kabul ediliyor.
Rawls toplumlarda hakkaniyet, adil olmak gibi evrensel ölçüleri zedelemeyecek bir adaletin olabilmesi için doğru ilkeleri bilimsel açıdan saptamaya girişmiş. Önemli olan insanların konjonktürel iradelerine ve arzularına bırakmadan modern toplumlarda her zaman çalışacak ve insana ait durumlardan bağısız bir adalet kavramını oluşturmaktı.
Toplumlarda özgür ve rasyonel bireylerin olduğunu varsayacağız...
Ve ayrıca bu özgür bireylerin yaşadıkları toplumlarda bir ‘bilinmezlik perdesi’ arkasında hayat hakkında bazı orijinal pozisyonlar aldıklarını düşüneceğiz. Rawls’a göre bu varsayılan özgür ve rasyonel kişiler tolumdaki yerlerini, sınıfsal aidiyetlerini, ırklarını, cinsiyetlerini, yeteneklerini, zekalarını, güçlerini ve hatta kendi iyi ve değer kavramlarını bilmeseler dahi yani bir ‘bilinmezlik perdesi’ arkasındayken bile, üzerinde anlaşabilecekleri adaletin bazı doğru ilkeleri olduğunu öne sürer ve bu üzerinde anlaşılan adaletin doğru ilkelerinin ne olduğunu ortaya koyar.
Rawls'ın adalet kuramı şu iki ana ilkeyle belirtilebilir. Bir; özgürlükler konusunda eşitlik. İki; toplumsal eşitsizliklerin toplumda dezavantajlı durumdakilerin yararı gözetilerek çözümlenmesi. Rawls, eşitlik esastır eğer dezavantajlı kesimin yararına ise eşitsizlik istisnası düşünülebilir diyor sonuçta.
Rawls, türettiği adaletin iki ilkesinin, toplumdaki özgürlüklerin adil dağıtımını, sosyal ve ekonomik değerleri düzenlediğini iddia ediyor.
Girişte de söylediğim gibi Rawls’un bu muhteşem çalışmasının iyi ve yeterli bir anlatımını yapabilecek donanımda bir insan olmayabilirim ama biraz önce verdiğim özet bile çalışmasının amacının ne kadar büyük ve önemli olduğunu göstermeye yetmeli.
Onun adalet ile ilgili görüşlerinin yankı uyandırmasındaki en büyük etmen bir taraftan günümüz hakim ideolojisi liberalizmin savunuculuğunu yapması diğer taraftan liberalizmi sosyalist eleştirilerle törpüleyerek yani liberalizmi sosyalizmle rafine ederek günümüzde görece insancıl ve uygulanabilir bir sistem kurmaya çalışmasıdır. Böylelikle Rawls, liberalizmin özgürlüğünü, sosyalizmin eşitliğiyle uyumlaştırarak adil bir toplum oluşturulabileceğini göstermeye çalışmıştır.
Ve bu da bu yüzden 21’inci yüzyılda başta Türkiye olmak üzere tüm toplumların acil ihtiyacı olduğu ve düşünceli, felsefi duyarlılıkla ulaşılması gereken bir adalet sistemidir.