İran saldırısında İsrail şifresi
İRAN'ın nükleer sistemini çökertmek için gönderilen "Stuxnet" adlı bilgisayar virüsünün yazılım metninde, Tevrat'taki Perslere karşı Yahudilerin kazandığı zaferlerle ilgili bölümlere atıfta bulunan bölümler varmış. İsrail bunun ortaya çıkmasını istedi; çünkü saldırının kendisi tarafından yapıldığının bilinmesini istiyor.
Ayrıca suikast dönemi de açıldı. İran nükleer programında görevli iki İranlı bilim adamı, arabalarıyla yolda giderken yanlarına yaklaşan motosikletli suikastçıların saldırısına uğradı. Biri öldü, diğeri ve karısı ağır yaralı. İsrail, bu suikastı kendisinin yapmış olabileceğinin işaretlerini veriyor. Tabii ki doğrudan kabul etme gibi bir şey yok ama kendisine yakın sitelerde ve köşe yazarlarının yazılarında imalar var. Uzmanlar, iki birbirine benzer saldırının yapılış biçiminin İsrail gizli servisini işaret ettiğini söylüyorlar.
MOSSAD'AYENİ ŞEF
Hem virüs saldırısı hem de suikastlar, MOSSAD'ın başında 8 yıldır bulunan Meir Dagan'ın görevi Tamir Pardo'ya devrettiği günlerde oldu. Bu da bir rastlantı değil, bununla yeni şefin döneminde çalışma yönteminin nasıl olacağının işareti veriliyor, aynı zamanda MOSSAD'ın yönetiminde bir süreklilik olacağı, büyük değişiklikler olmayacağı anlatılıyor.
Wikileaks bilgilerinin bir Amerikan operasyonu olabileceği ve bölgede belirleyici güç olan Türkiye karşısında kaybetmeye başlayan İsrail'in de işin içinde bulunabileceği şüphesi var. Bunun fazla tartışılacak bir yanı yok aslında; çünkü Netanyahu Wikileaks belgeleri çıkmadan iki gün önce, "Belgelerde İsrail'le ilgili fazla bir şey olmayacak" dedi. Böylece İsrail hükümetinin, çıkacak bilgilerin içeriğini bildiği ortaya çıktı.
İsrail büyük ihtimalle sızacak bilgilerin önemli bölümünün Türkiye ile ilgili olacağını biliyordu; dahası bu bilgilerin belgelere yerleştirilmesinde İsrail'in bizzat müdahalesi bile olmuştu. Bu konuda resmi bir açıklama yok ama imalar var. Sadece büyük yabancı gazeteleri okumakla yetinmez, benim yaptığım gibi Yahudi duyarlılığının yüksek olduğu yerel yabancı basını da okursanız bu imalarının yapıldığını net olarak görürsünüz.
SERT BİR DÖNEM BAŞLADI
Hem Wikileaks belgeleri hem de İran'da girilen yeni saldırgan tutum, Türkiye'nin dikkatli olmasını gerektiren sinyaller veriyor. Türkiye bir süredir İsrail ile bölgede sert bir rekabet içinde. Bugüne kadar Türkiye tırmandırdı sertlik dozunu ama İsrail'in fazla sessiz kalamayacağı da belliydi. Şimdi girilen yeni dönemde gelen işaretler, İsrail'in yeniden sertlik dozunu artıracağını gösteriyor. Bunu tespit edelim de sürprizlere yakalanmayalım.
OPERASYONA YENİ BİR KANIT DAHA
Wikileaks belgelerinin büyük bir Amerikan operasyonu olduğuna dair yazımın üzerinden 24 saat bile geçmeden bu operasyona bir delil daha ortaya çıktı. Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması ihtimalinden son derece rahatsız olan Amerikan yönetimi, sızdırdığı belgelerin içine bu yakınlaşmaya darbe vuracak bir yeni bilgi daha koydu. Bu bilgiye göre, Rusya PKK'nın bir fraksiyonuna silah yardımında bulunuyordu. Amerika'nın bu tür işlere girdiği neredeyse kesin olarak bilinirken, tam bu dönemde Rusya bağlantısının ortaya çıkarılması bana anlamlı geldi.
ÇOK PROFESYONEL DE DEĞİLLER
Wikileaks aslında amatörlerin eline bırakılmayacak kadar büyük bir operasyon. Ama Amerikan yönetimi, bu basit kurala uymakta zorlanmış olmalı; çünkü yapılmayacak istihbarat hataları yapıyorlar. Kendisine ve mesleğine saygısı olan her istihbaratçı, sızan bilgiler içine Amerika ve İsrail'i hayli yaralayacak bilgileri de koyardı. Böylece operasyonun amacı ve kaynağı konusunda kafalarda kuşkular doğururdu. Ama bu yapılmadı ve bilgileri ayıklayanlar, bürokratik sorunlar nedeniyle amatörlerin eline bırakılmış, onlar da İsrail açısından tertemiz bir bilgi sızıntısı yarattılar. Üstelik de bunu iki gün önceden Netanyahu'ya bildirdiler. O da "yapılan illegal işleri üstlendiklerini ima etme" şeklindeki İsrail politikası nedeniyle bunu çıkıp açıkladı ve işler karıştı.
Kanser kobayları
AMERİKA'da henüz deneme aşamasında olan yeni kuşak kanser ilaçlarının bulunduğu ve bunların denenmesinde kobay olmayı kabul edebilecek hastalara parasız bu işi deneme fırsatı yaratılabileceği haberi çıktı. Bu tabii "terminal" olarak bilinen, yani hastalığı ölümcül aşamaya gelmiş hastaları ilgilendiren bir şey. Yani her türlü tedavi yolunu denemesine rağmen sonuç alamayan ve çaresiz kalınan hastaların denemesi gereken bir yol açıldı. Yoksa tedavisi normal süren hastaların düşüneceği bir şey değil bu. Ben özel seçilmiş hastaların bunu muhakkak denemeleri gerektiğini düşünüyorum.
Yıllar önce arkadaşım Onkolog Dr. Sualp Tansan ile tedavilerde kat edilen yol hakkında sohbet ediyorduk. Amerikan sistemini çok iyi bilen Sualp, Türkiye'de bazı tür kanserlerin tedavisinde yüzde 100 başarıya ulaşıldığını söylemişti; o yüzden bu konuda onun fikirleri benim için çok önemlidir. Sualp bana, Amerika'da bu konuda büyük adımların atıldığını ama sistem nedeniyle yeterince hızlı hareket edilemediğini söylemişti.
O sistem, hastaların açması muhtemel davalar nedeniyle ve sigorta şirketleri tarafından neredeyse kilitlenmiş durumda. Birçok güzel ilaç buluyorlar ama doktorlar bunları denemeye korkuyorlar. Sadece önceden belirlenmiş kurallara uygun hareket ediyorlar. Bunlara protokoller deniliyor ama o protokoller her hastanın vücut yapısının farklı olduğu gerçeği unutularak düzenlenmiş, yani hastaların bireysel özelliklerine uygun dozajda ve ilaç karışımında varyasyon yapılamıyor. Dolayısıyla sistem, tedavi yönteminde hastaya göre farklılıklar koymaya izin vermiyor. Sistemin bu kilitlenmiş hali nedeniyle aslında başarılı sonuç alınabilecek bazı hastaların tedavisi maalesef yapılamıyor.
Şimdi bazı deneysel ilaçlar bu sistem dışında kullanılacaksa "terminal" durumdaki hastaya bir umut verebilirler belki. Kuralların dışına çıkıp hastanın bireysel özelliklerine uygun olarak yeni ilaçlan farklı dozlarda uygulayacaklarsa yine de bir umut var diye düşünüyorum ben. Tabii bu konuda hiçbir uzmanlığım yok. Sualp Tansan da bu yazıdaki fikirlerden katiyen sorumlu değil, onunla sohbetimiz yıllarca önce tamamen farklı bir konu nedeniyledir, son gelişme hakkında onunla hiç konuşmadım, bu yüzden yanlış anlamalar olmasın.
Milli Eğitim Bakanı'na mektup
SAYIN Bakan, Ne olduğunu katiyen anlayamadığım ve aslında bir terör örgütünün kısaltmış hali olduğuna inandığım SBS ile ilgili tartışmaları sıkılarak takip ediyorum. O iş nasıl çözülür bilemiyorum ama eğitim sistemimizde ciddi problemlerin olduğuna inanıyorum. Eğitim sistemi bu şekilde sürerse biz anne-baba olarak ders çalışmaktan helak olacağız ve belki de bıkıp intihar bile edeceğiz.
Oğlum şu an akrabalık ilişkilerinin İngilizce'sini öğreniyor. Bu dersi ben çalıştıramadım; çünkü yeğen, hala gibi şeylerin genelde ne anlama geldiğini Türkçe'de bile bilmiyorum. Tabii ki ben akrabalık ilişkilerinin yoğunluğuyla meşhur bir insan değilim; hatta bir defasında kuzenimi bile tanımadım. Şu anda bile kuzen bana çok anlamlı gelen bir kavram değil. Diyeceğim o ki, çocuklar yeğenin ne olduğunu hiç öğrenmeseler hayatta ne olur mesela? Hele İngilizce'de hiç düşünmesek bile bunu; çünkü evet belki Türkiye'de azgelişmiş bazı insanların yeğenleri olabilir, hatta tanımadıkları insanlara bile yeğenim diyebilirler ama oğlum ileride büyüdüğünde Teksas'ın bir kasabasına yerleşmeyecekse İngilizce'de yeğen kavramını kullanması için mantıki bir neden de yok.
O kasabaya yerleşmek için de bir mantıki neden zor bulunur; buna sadece bir kadın neden olabilir. Ben bilirim, o tür kasabalarda insanın başını belaya sokabilecek çıtırlar da çok sayıda vardır. Zamanında benim de bazı tuhaf kasabalara yerleşme girişimlerim olmuştu. Oğlumun da bu tür bir yanlıştan muaf olacağını düşünmüyorum; bu nedenle o zaman zaman İngilizce'de aile ilişkilerini şimdi öğrenmesine itirazımı geri alıyorum.
Ama bazı itirazlarım kalıcıdır, bunu da bilin. Örneğin, bana hayatımın bir bölümünde neden trigonometri öğretilmiş hâlâ anlayabilmiş değilim. Acaba bu "teğet geçti" lafını daha iyi anlamam için midir bilmiyorum ki. Bunu dışında benim gibi bir insanın trigonometri öğrenmesi için hiçbir nedeni olamaz. Şöyle düşünüp meselenin üzerine yoğunlaşın: "Bu Serdar hayatında hiç trigonometri öğrenmeseydi, bugüne kadar yaptığı hangi işi daha farklı yapardı." Ve müfredatta ciddi bir ayıklamanın yapılma zamanının geldiğini de görün.
Sonuç olarak, bu SBS denilen terör örgütünün elemanlarını da artık yakalayın.