Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU konuyu düşünmeye eski IMF Başkanı'nın neden olduğu skandaldan sonra başlamıştım. Otel odalarının maceracı seksi çağıran gizemleri üzerine bir yazı yazdım ve konu hakkında da okumaya çalıştım. Direkt olarak bu konuya giren çok az yazı var. Umberto Eco'da olayı ele almakta bana yardımcı olacak bazı kavramlar buldum; bir de son zamanlarda favori deneme yazarım olan Geoff Dyer'in "Otherwise Known as the Human Condition" adlı kitabında "Sex and Hotels" adlı denemesini okudum.

        Bugün konuyla ilgili olarak her biri ileride ayrı yazıya dönüştürülebilecek maddeler halinde düşüncelerimi aktaracağım. Unutmayın, bunlar ileride yapılabilecek çok daha kapsamlı çalışmanın notlarıdır.

        Herhangi bir nedenle özellikle yurtdışına geziye gittiğimizde otele grdiğimiz an seksi düşünmeye başlarız. Bu sizinle ilgili bir sorun olduğunu göstermiyor, aksine son derce rutin bir duygu ve siz de çok sıradan davranıyorsunuz.

        Seksi, otel odalarında çok daha seksi hale getiren birtakım kültürel bağlantılar var. Amacım bunları çözümlemek, çözüştürmek (deconstruct).

        1- "The Right Stuff" adlı kitabında yazar Tom Wolfe, Amerika'da olan türde motel odalarında, yani resepsiyonun ayrı binada olduğu ve bütün odaların dışarıda yan yana mesafeli olarak konumlandığı, dolayısıyla herkesin odasına anonim olarak girme imkânı bulunan motel odalarının, kaçamakları kolaylaştırıp Amerika'da bir seksüel devrim yaşanmasının en büyük nedeni olduğunu söylüyor.

        Otel odalarına giriş, motel odaları kadar kolay olmuyor tabii. Çünkü en başında resepsiyonun ve birçok görevlinin bakışlarının dolaştığı bir lobiden geçmek zorundasınız. Ancak otel lobilerinin de Fransız teorisyen Marc Ague'nin ortaya attığı kavramla "süper modernitenin gerçek üstü mekânları" (non-place pf supermodernity) olma özellikleri var. Zor bir kavram bu, o nedenle açmak zorundayım: Otelin lobisine girer girmez sizi benliğinizden soyutlama süreci başlıyor, ilk önce resepsiyona gidiyorsunuz, pasaportunuzu ve kredi kartınızı veriyorsunuz. Ve adım adım bu gerçeküstü süper modern ülkenin geçici vatandaşı olmaya başlıyorsunuz.

        Bu sizin yeni yurttaşlığınız ve pasaportunuzu vermekle başlayan sürecin sonunda orada bir tür diplomatik dokunulmazlık kazanmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Diplomatik dokunulmazlık benzeri duygularla dolduğunuz bu süper modernitenin gerçeküstü mekânında üstelik her türlü konfor ve ihtiyacınızın anında karşılanması için kurulmuş bir sistem de var.

        Wolfe'un dediği gibi, belki motellerde kaçamak ilişki yaşamak çok daha kolay olabilir ama otele giren insanların her birisi adım adım bir kaçamak yapmak için koşullanıyorlar.

        2- Bu koşullanma sürecinden geçtikten sonra yalnız başınıza olduğunuz otel odanıza geliyorsunuz. Standart otel odasının en belirgin özelliği, odada yatağın hâkimiyetinin olmasıdır. Yatak, oda ne kadar büyükse o kadar büyür; çünkü odanın büyük bölümünü o kaplamak zorundadır. Yatak konumu böyle olunca müşteri okumayı, seyretmeyi, hayal kurmayı ve tabii seksi düşünmeyi yatak üzerinde uzanarak yapmaya başlar. Hatta içkimizi de orada içeriz, birkaç yiyecek de atıştırırız ve yatak birden rutin yaşamımızın odağı oluverir, yatağın çağrıştırdığı her şeyi daha yoğun düşünmeye başlarız.

        Bu arada otel odası size mini barında rahatlatıcı içkiler, televizyonundan ise erotik filmler sunmaktadır. Otel odalarındaki porno yayınlarında, bazen olayın otel odasında geçtiği porno filmler konulduğu da görülmüştür. Bu da bir müşterinin odasına seks partneri göndermekten farkı olmayan teşvik edici bir gelişmedir.

        3- Yorgun bir yolculuktan sonra rahatlamaya başlıyorsunuz; geçici yurttaşlığınız ve diplomatik dokunulmazlık benzeri bir sorumsuzluğunuz oluşmuş ve sıkıntıdan yatak üzerinde uzanarak bakmakta olduğunuz televizyonda bazı erotik filmler var. Üstelik büyük yazar Don DeLillo'nun "White Noise" romanında anlattığı koşullar da gelişmiş durumda.

        "Odaların özelliği, çok çok içeride olmalarıdır" diyerek başlıyor yazar cümlesine ve "Odalarda insanlar çok çok içerilerde olduklarından diğer her yerde davrandıklarından çok farklı davranırlar. Sokakta, parklarda, havaalanlarında bir şekilde davranan insanlar odalarda ise tamamen farklı davranırlar" diye devam ediyor.

        Evet, çok çok içeride olan odalar içimizde, derinlerde olanları ortaya çıkarırlar. Odaların genel özelliği buysa otel odaları çok fazla içtedirler. Yani en derindeki en karanlık duygularımız, arzularımız otel odalarında özgür bırakılabilirler.

        Yatağın hâkim olduğu tek odalı otel odalarının bir diğer özelliği de ilk girdiğinizde çok temiz olmalarıdır. Her şey yeni temizlenmiş ve sizin kirletmeniz için hazır hale getirilmiştir. Bu kadar fazla temizlik, bir antitezi olarak kirletme fikrini size empoze etmektedir. Bu kadar temiz ve steril ortamı kirletmenin en iyi yolu, maceracı ve kirli bir sekstir.

        Geoff Dyer, bütün otel odalarının iç mimarisiyle, sunduğu imkânlarla ve özellikle temiz bornozlarıyla müşteriyi mastürbasyona davet ettiğini söylüyor. Odanın kirletilmeye başlanmasının ilk adımı bu olabilir, ama yazar bunu söyledikten sonra, "Otel odasına seks, odada iki kişi olursa daha da iyi olabilir" diyor. Bu da bence üzerinde çok tartışılacak bir mesele değil.

        4- Lüks süit odaların, tek odalı standart odalara göre seksi daha az çağrıştırdığı da söyleniyor. Çünkü birkaç odalı yatak odasının yanında çalışma odası ve oturma odasının olduğu lüks süitler insana kendi evini çağrıştırabiliyor. Tek odalı standart yerler macerayı, kirli seksi çağrıştırırken süit odalar evinizi hatırlatıp kafa dinlemeyi tetikleyebiliyormuş. "Lüks bir süitte birden deliriveren eski IMF Başkanı, kimbilir tek odalı standart bir yerde kalsaydı acaba neler olacaktı" diye de düşünüyor insan.

        5- Rock starlarının arada bir kaldıkları otel odasını yıkıp dağıttıkları hakkında haberler okursunuz. Bu da otel odasının temizliğinin ve düzeninin çağrıştırdığı duygulardan biridir. Rock starları bunu sık sık yapıyorlar, kaldıkları otel odalarını yıkıp dağıtıyorlar. Çoğunun kaldığı otel odasında hâkim renk beyaz. Yatak beyaz, duvarlar beyaz, oda tamamen beyaz gibi duruyor, bu da sanki kokaine bir kamuflaj sağlamak için düşünülmüş bir şey gibi.

        Rock starı, kokain izi bırakmaktan korkmadan kullandıktan sonra odasını yıkıp dağıtıyor. Ortalama bir müşteri ise otel odasına onca ön hazırlıktan geçtikten (bu süreç ön sevişme gibi bir şey aslında), birkaç içki içtikten sonra odayı dağıtmak yerine kendini dağıtıyor ve maceracı kirli sekse adım atıyor. Hem de heyecan verici bir macera bir telefon kadar yakınken, bu adımı atmamak çok da kolay değil.

        Diğer Yazılar