Yavaş seks
HEPİMİZ bir hız kültüründe oluştuk. Hızlı olmamızı talep eden ve ayak uyduramadığımız takdirde bizi arkada bırakıp giden bir hayat temposu var çevremizde.
Her ne kadar ben de bu tempoya uymaya çalışsam bile genlerimden kaynaklanan bazı sınırlarım bulunuyor. Şimdi yazacağım, bizim evde bir tatsızlığa yol açacak ve en sözünü sakınmayan eleştirmenim olan Rana, "Daha önce de yazdığın şeyi neden tekrar yazıyorsun" diye söylenecek. Ama okuyucular değiştiğinden ve aynı kalsalar bile hiç kimse eskiden yazdığımı hatırlamak zorunda olmadığından, eğer yazının akışı gerektiriyorsa daha önce yazdığım bir şeyi tekrar yazmama engel olunmamalı.
Hayatın hızına uyamama yol açan genetik sınırlarımı daha iyi anlamanız için bunu yazmak zorundayım. Benim babam bir defasında parkta kendine göre hızlı bir yürüyüş yapıyordu. Parktaki köpek onun yavaşlığına aldanıp babamı duran bir cisim veya heykel zannetmiş ve gelip ayağına işeyivermiş. Yavaşlığımızın gen haritasını iyi anlayın diye belirttim bunu.
Evet bana da geçti bu yavaşlık. Beynim dışında her şeyim yavaştır benim, ayrıca diğer bütün organları çok hızlı olan insanların da beyinlerinin kaçınılmaz biçimde yavaş çalıştığına inanırım ben. Kafamın daha iyi çalışmasına engel olacak diye hayatımda hiç spor yapmadım. Askerde bile sabah sporundan muaf tutuldum; çünkü komutan ilk günde benim spor yaparken çektiğim acıları görünce ölürüm filan diye beni alanda yürütüyordu. Tabii ki yürüyüşü de yavaş yaptığımı gören, eğitimdeki bir askerle değil de aşkını düşünmek için yürüyüşe çıkmış bir eblehle karşı karşıya olduğunu sanabilirdi.
GAYRİ İHTİYARİ SEKS YAZACAĞIM
Eskiden beri maalesef seks dışında her şeyi yavaş yaparım ben. Seks konusu gayri ihtiyari açılınca şunu hemen söylememe izin verin: Bence bu dünyada erkeklerin erken ölmelerinin tek nedeni kadınlardır. Bu bence artık kesin; çünkü kadınlar erkeklerden öyle taleplerde bulunabiliyorlar ve hayatımızın her aşamasında bizi o kadar farklı taleplerle zorlayabiliyorlar ki, "Bazı erkekler neden erken ölüyorlar" sorusuna, "Çünkü onlar erken ölmeyi istediler" demekten başka çaremiz kalmıyor.
Madem gayri ihtiyari biçimde seks konusuna girdik, oradan devam etmeye mecburum. İsteyerek yapmıyorum bunu anlayın, ben bir tür yazıda kader mahkûmuyum.
Şimdi alın sekste tempo sorununu. Anlatacaklarım benim şahsi tecrübem. 1970'li yılların başında New York'ta neredeyse bütün kadınlar sekste aşırı hız talep ediyorlardı. Bu yüzden ismini sormaya bile zamanım olmadığı kadınlarla çok ilişkilerim oldu; hatta bunların çoğu ilişkimizi seksten sonra yine hızlı bir şekilde bitirdiğinden isimlerini hiç öğrenemedim. Bazılarının adını hâlâ çok merak ederim.
İlişkinin başlamasının hızlı olmasından başka bu kadınlar sevişirken nedense daima "Daha hızlı, daha hızlı" diye de bağırırlardı. Ben bana bağırılınca korkar ve denileni yaparım. Bir dönem kadınlarca bu kadar manipüle edilmem sonucunda sekste her şeyim hızlı oldu ve bu âdetim hep öyle kaldı. Bu yüzden benim 15 yıl kadar filan hiç anlamlı ilişkim olamadı. Gençken bunun bir mahzuru yok tabii ki ama sonra orta yaş geldi ve herkes gibi benim de erken boşalma dönemim başladı. Anlamlı bir ilişki kuramama hayatım böylece kesintisiz sürdü.
Bu dönemde eski günlerde bana durmadan "Daha hızlı, daha hızlı" diye bağıran kadınların yerini, "Nedir bu acele, neler oluyor" diye bağıran kadınlar aldı. İşte yukarıda dediğim gibi, bir erkeğin erken ölümünü hazırlayan koşullar böyle oluşuyor. Bir gün öyle diyorlar, bir şeyler istiyorlar, ertesi gün bunun tam tersini aynı şehvetle isteyebiliyorlar. Siz de ne yapacağınıza şaşırıyor ve erken ölmeyi isteyebiliyorsunuz. Bu istek de genelde gerçekleşiyor.
YAVAŞLIK HAREKETİ
Biraz geç olsa da bunu şimdi açıklamalıyım... Bütün bu yazı aslında modern toplumlarda bir "yavaşlık hareketi" olduğunu tespit etmemle ve bunun üzerine "Mutlaka yazmalıyım" dememle başladı. "Slow food" hareketini mutlaka duymuşsunuzdur. İstanbul'da da slow food derneğinin üyeleri var. Bunlar bir büyük pizzayı beş saatte yiyip bitiriveren bir insanın sadece bir bardak suyu beş dakikada içmesini bekliyorlar. Yemekleri beş-altı saat sürebiliyor. Hem de önünüze konulan küçük porsiyonları siz tek lokmada yutabilecekken, onlar bunu en az bir saate yayarak yemenizi bekliyorlar. Bu hareketle aram hiçbir zaman iyi olmadı.
"Slow food"un yanı sıra "slow travel" ve "slow parenting" gibi bazı hareketler de var. "Yavaş seyahat" nedir tam anlayamadım ama ben zaten gittiğim her yerde daha ikinci saatte malak gibi yayılırım ve dönüş saatine kadar da pozisyonumu bozmam. Yavaş seyahatten bunu kastediyorlarsa o zaman ben zaten bu kulübün doğal şeref üyesi sayılmalıyım. Yok gidişte yavaşlığı kastediyorlarsa bizi taşıyanlar eğer eşek veya deve değilse bunu nasıl başaracağız bilemiyorum.
Belki gemiyle seyahati kastediyorlardır ama ben gemiyle açık denizdeyken daima sinir krizleri geçiririm, klostrofobi basar beni. Bir defasında Tayland'da bir file binip seyahat etmiştik. Fil benim ağırlığımdan yorulduğu için öyle yavaş hareket etti ki "slow travel" hareketine o anda istemeden de olsa dahil edilmiş olmalıyım.
Yavaş çocuk yetiştirme (slow parenting) fikrini ortaya atanlar ise eminim ki çocuk sahibi değillerdir. Çocuklar hayatta her şeyin hızlanmasına neden olurlar. Onlara nasıl yavaş davranacaksınız ki; bakıyorsunuz bir gün bebekler, ertesi gün ise evlenmişler ve kucaklarında bir torunla geliveriyorlar. O hıza ayak uyduracaksanız yavaş çocuk yetiştirme diye bir şey olamaz.
Şu anda ben meraktan Nicole Daedone tarafından yazılmış olan "Slow Sex: The Art and Craft of the Female Orgasm" adlı kitabı okuyorum. Bu kitap yavaş seks hareketini başlattı ve California'da bir merkezde bunu öğretiyorlar. (Bu dünyada her garip hareket mutlaka California Eyaleti'nde başlar. Zaten kendisine vali olarak Arnold Schwarzenegger'i seçebilmiş bir eyaletten başka ne bekleyebilirsiniz ki.)
Seks hayatımın "Bu ne hız böyle, acelen ne" döneminden sonra bu sonuncu felaketin gelmesini pek sürprizle karşılamadım ben. Böyle bir felaketi bekliyordum zaten; çünkü hayatım böyle geçiyor. Aslında ben yavaş seks hareketine baştan gönülden destek verdim; çünkü bunun kadının tek başına yapacağı bir şey olduğunu düşünmüştüm.
Sonra baktım ki yavaş sekste erkeğin de bulunması gerekiyormuş. Bunu öğrenince desteğimi hemen geri çektim. Biliyor musunuz, bizim kuşağın erkeklerinden sekste bu kadar yavaş olmamızın beklenmesi bizim için bildiğimiz, alıştığımız anlamda medeniyetin sonudur.
Yıllar önce "Daha hızlı, daha hızlı" diyerek beynimi yıkadılar, şimdi ise neredeyse durmamı bekliyorlar. Kadında 15 dakika içinde başlayacak ve en azından yine bir o kadar sürecek bir orgazm olacağını söylüyorlar bu yavaş seks metoduyla. İkisinde de verilen süreye uyabilmem için benim durmam gerekiyor. Çünkü sekste yarım saat içinde ben genelde seksi bitirmiş, giyinip evi terk etmiş ve hatta çoktan başka bir şehre gitmiş olurum.
Şimdi aklıma bir araştırmacı gazetecilik konusu geldi. Diyorum ki, ben California'ya gitsem, o "One Life" denilen merkezi bulsam ve yavaş seks metodunu pratikte öğrensem, sonra da gelip yazsam iyi yazı dizisi olmaz mıydı? Fatih Altaylı yazıyı bu noktaya kadar okursa belki çığlığımı duyar da görev aşkımı tatmin etmem için beni yollar oralara.