Rana galiba evleri ayırıyor
BUNUN işaretleri aslında hayli zaman önce gelmeye başladı. Örneğin dükkândan arıyorlar "Ismarladığınız yemek odası takımı bugün getirilecek" filan diyorlar. Ben, "Biz takım filan ısmarlamadık" deyince de "Eşiniz ısmarladı bugün gelip monte edeceğiz" diyorlar. Ben merak içinde akşama kadar bekliyorum gelen giden olmuyor. Arayanı geri aradığımda ve ne oldu diye sorduğumda "Biz evinize çoktan kurduk eşyaları" cevabı alıyorum. Böyle şeyler birkaç defa tekrarlandı; ne yeni mutfak takımları ne de yeni yatak odası bütün gün beklediğim halde geldi.
Bu durum bende bazı şüpheler yaratmadı diyemem elbette. Kabul ediniz ki hayli şüphe yaratabilecek bir durum söz konusuydu. Ama sorduğumda da "Sen ne zamandan beri benim alışveriş mücadelelerime ortak olmaya başladın ki? Bu duyarlılığını neye borçluyum? Muhakkak suçluluk duygusu çekiyorsundur bir nedenden dolayı ki benimle hayatı paylaşmaya karar vermiş olmalısın. Şimdi söyle bakalım yeni sevgilin kim ha haydi itiraf et!" diye konuştu. Baktım ki basit sorumun cevabı tam bir felakete doğru gitmekte o zaman hiç sormayayım, ev konusunu da hiç açmayayım dedim.
UTANÇTAN AÇAMADIM KONUYU
Telefon şubesi, elektrik idaresi, doğalgazcılar ve Digiturk aradı ve evimize yeni sistemlerin kurulduğunu anlattılar bana. Bunlardan bizde zaten var diyemedim onlara utançtan.
Rana bu aşamada tamamen gitmedi ama arada sırada gece geç saate kadar oğlanla dışarıda oluyorlardı. Merak edip cep telefonundan arayınca Rana, oğlan bahçede oynuyor ben de bir film seyrediyorum birazdan geleceğiz filan dedi.
Bu, Rana'nın evleri ayırmaya kararlı olduğu yolundaki kuşkumu hayli artırdı, ama yine de açıkça sormadım. Herhalde sorduğumda, hayır yok böyle bir şey diye cevap vermesinden korkuyordum. Umudun aniden bitmesini istemiyordum.
İŞTE O GECE
Evleri kesin ayırmamız kademeli veya yumuşak geçişle olmadı. Evliklerde genelde olduğu gibi her şey birdenbire oldu. Evli olmayanlar bunu anlayamaz her şey aslında son derece abuk biçimde gelişti. Bence tüm evlikler sadece bazı birtakım absürd olayların zincirleme yaşandığı tuhaf birlikteliklerdir. Evet evliliğin tanımı bundan ibaret şu anda bundan kesin eminim.
Ayrılmamız her şeyin normal gibi gittiği bir gece oldu.
O an Rana'nın bana "Senin durumun ne? Neden hiçbir şeye katılmadan sadece okuyarak yaşıyorsun? Haydi açıkça sorayım neden ot gibi yaşamaya başladın? Serdar senin anlamın ne, bana söylesene" demesiyle başladı her şey.
Ben de ona benimle ilgili gözlemlerinin yüzeysel olduğunu göstermek, bende yüzeyde görünenden çok daha başka şeylerin de olduğunu anlatmak için tek bir cümle söyledim:
"Sence Miki sadece bir fare midir?" diye sordum.
Bana "Evet Miki sadece bir faredir" demesin mi! Kadındaki şu cürete bakar mısınız?
Hayatta en sevdiğim büyük bir sanatçıya, Miki Fare'ye, böyle hakaret edilmesi benim kaldırabileceğim bir şey değildi.
Ondan Miki Fare'den hemen özür dilemesini istedim.
"Üstelik o sadece aptal bir çizgi film karakteri" demesin mi?!
Bu, bardağı taşıran son damlaydı.
Ona "Miki Fare, Harvey Keitel'dan ve Robert de Niro'dan çok daha usta bir oyuncudur" diye haykırdım.
"Sen ne cesaretle bu hayatta benim en sevdiğim bu iki büyük sanatçıya hakaret ediyorsun" dedi.
"Yok ya, sen benim taptığım bir oyuncuya istediğini söyleyeceksin de ben susacağım öyle mi yok yemezler bunu" dedim.
O da "Yaaa öyle mi Keitel ve de Niro'ya böyle hakaret eden bir adamla aynı evde kalamam" deyip çıktı gitti.
Ben de "Miki Fare'yi anlamaktan aciz olan bir kadınla zaten yaşayamayacaktım" diye kapıyı açıp arkasından bağırdım.
Sanırım geri gelmeyecek çünkü aramızda ilk defa bu kadar önemli bir konuda anlaşmazlık olmuştu. Bu Maoist anlamda bir uzlaşmaz çelişkiydi.
Şimdi Rana çocukla birlikte çok mutlu böyle anlıyorum; çünkü sesi telefonda hep neşeli geliyor. Taşındıkları sitede oğlan da çok güzel oynuyormuş. Ben ise köpeklere bakıyorum.
Yıllardır beklediğim tek başına kalma hayalim gerçekleştiği halde terk eden taraf ben olmadığımdan çok mutsuzum da.
Beni arada misafirliğe filan çağırıyor ama Miki Fare hakkındaki laflarına hâlâ çok kızgın olduğumdan o siteye gitmeyi bir türlü göze alamıyorum.
Hem gidersem de ne olacak bilmiyorum ki acaba güne gitmiş kadınlar gibi odada oturup Rana'ya çoluk çocuk nasıl diye mi soracağım yani bilmem ki.
Peki ya o bana "Bey de iyi" filan derse?.. Ben buna ne demem gerektiğini bilmiyorum. Hakikaten bilmiyorum. Birçok şeyi bilirim ama buna makul cevabı katiyen bulamıyorum.
Dahası ya o bana "Hanım nasıl?" diye sorarsa ya ben de kazayla çok iyi olduğunu anlatmaya başlarsam bunun sonu iyi olur mu ki?
Bilmiyorum hiçbir şeyi bilemiyorum artık. Ben tükenmiş bir insanım galiba.
Ben yalnız gecelerimde sürekli Miki Fare'nin maceralarını seyrediyorum ve Rana'yla tartışmamızda ne kadar da haklı olduğumu her geçen gece daha da iyi anlıyorum.