Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜNYADA ve Türkiye’de çok artan ve de artacağı söylenen Alzheimer hastalığının teşhisinde doktorun yaptığı basit bir test var. Doktor, hastalık şüphesi bulunan kişinin önündeki kâğıda bir yuvarlak çiziyor ve “Bu bir saat şimdi saatin içindeki rakamları doğru yerine koy bakalım” diyor. Doktor Mary Newport tarafından yazılmış “What if there was a cure for alzheimer’s disease and no one knew? (Alzheimer hastalığının bir tedavisi varsa ve bunu kimse bilmiyorsa?)” başlıklı hasta vakası raporunda doktor kendine getirilen hastanın çizdiği saat resimlerinin orijinalini de eklemiş. “Saat numara 1” alt başlıklı çizimde, hastaya müdahalede bulunmaya başlanmasından bir gün önce çizilen şekil görülüyor.

        Görülüyor ki hasta, saat kavramını bile hatırlayamamış ve belli belirsiz figürlerle doldurmuş kâğıdı. Sonra hastaya biraz sonra açıklayacağım basit kür başlatılmış ve bu başlatıldıktan iki hafta sonra aynı hastaya yine bir saat çizmesi söylenmiş. “Saat numara 2” başlıklı çizimde hastanın artık saat kavramını hatırladığı ama bu sefer de saatin üzerindeki numaraların yerini doğru hatırlayamadığı görülüyor. Küre başlanıldıktan 37 gün sonra aynı hasta yine saat çiziyor. “Saat numara 3” başlıklı şekilde görüyoruz ki bu sefer hasta sadece saat kavramını tam hatırlamakla kalmıyor ayrıca tüm rakamları da yerine kesin doğrulukla koyuyor. Raporda hastanın 60’ıncı günün sonunda hastalığından tamamen kurtulmuş gibi gözüktüğü de yazılmış, konsantrasyonu tammış, kafası netmiş ve çok da mutluymuş.

        İŞTE MUCİZEVİ KÜR

        Burada mucizeyi sağladığı sanılan kür çok basit. O hastaya her gün sadece dört çay kaşığı hindistancevizi yağı içmesi söylenmiş, o da bunu uyguladıktan 37 hafta sonra bir iyileşme göstermiş. Şimdi hindistancevizi yağının başta Alzheimer olmak üzere beyinden kaynaklanan Parkinson gibi problemler üzerindeki etkileri de çok ciddi bir şekilde tartışılıyor. Birçok ünlü ismin Alzheimer’ı önleyici etkisi de olduğu söylenen hindistancevizi yağını düzenli almaya başladıkları öğrenildi. Bunların konsantrasyon düzeylerinde bir süre sonra bir iyileşme olmasının yanı sıra birçoğunun kilo verdiği de anlaşıldı; çünkü hindistancevizi yağı yağ yapan değil enerji oluşturan bir yağ ve insanın metabolizmasını da hızlandırıyor, bu da zayıflamaya yardımcı oluyor. Eğer genetik nedenlerle risk grubundaysanız ve eğer risk taşımasanız da sadece Alzheimer’dan korkuyorsanız veya bir yakınınız bu hastalıkla mücadele ederken ailenize acı veriyorsa hindistancevizi yağını muhakkak denemenizi tavsiye ediyorum. Büyük ihtimalle belirgin bir iyileşme sonucu alacaksınız. Hindistancevizinin insanların günlük diyetlerinde geleneksel olarak bulunduğu ülkelerde Alzheimer hastalığı dünya listesinin en alt sıralarında yer alıyor.

        Oralarda bu hastalık yok denecek kadar az. Sebebi de açık: Hindistancevizi yağı o insanların diyetine günde dört çay kaşığından fazla giriyor. Bu küre başlamayı bence mutlaka düşünün ve benim gibi buna başlayın hemen. Ayrıca hindistancevizi yağı hakkında daha fazla bilgi de almak isterseniz bir de kitap tavsiyem olacak: The Coconut Oil Miracle. Yazarı Bruce Fife.

        ACI İLAÇ

        Büyük şehirlerimizde birçok aktarda hindistancevizi yağını küçük şişelerde bulmak mümkün. Fiyatları da şişe başına beş lira civarında, yani bu kürü her gelir seviyesindeki insan rahatlıkla uygulayabilir. Ancak yağı içmek zor olabiliyor. Bunu sakın ha çay kaşığından direkt içmeye çalışmayın çünkü bayağı yoğun bir kokusu ve tadı var. Ben ilk önce çaya veya ılık suya koyarak içmeyi denedim ve kararlı olduğum için içtim de, ama sonuç pek keyifli olmadı. Bal veya pekmez gibi yoğun tadı olan bir lezzete katarsanız bunu içmeniz çok daha kolay olabilir. Hindistancevizi yağını gündelik yemeklerinde kullananlar da var. Örneğin salatada kullananlar olduğunu duydum. Bu yola giderseniz şişeden aldığınız miktarı hayli seyreltmeniz gerekecek tabii ki.

        Çocuğa yönelik promosyon

        ÇOCUKLARA yönelik promosyon, bu konularda yapılabilecek en akıllı iş gibi geliyor bana. Çünkü büyüklere yönelik promosyon tutsa bile büyüklerin daha başka alternatiflere yönelme riski her zaman var. Ama çocukların dikkati bir çekildi mi onu başa yere yönlendirmek zor oluyor. Çocuklar sevdikleri ve arzuladıkları hediyeler konusunda ısrarlı ve annebabalarını da ikna etme gücüne sahipler. Örneğin Migros zincirleri bir kampanya başlatmış, 50 liranın üzerine alışveriş yapanlara çocuklar için bazı kartlar veriyor. Görüyorum ki bu kartlar ilkokul çocukları arasında çok tutmuş durumda.

        Birbirleriyle değiş tokuş ediyorlar bu kartları ve koleksiyonlar oluşturuyorlar. Bir kart rekabeti de var çocuklar arasında. Ben kendi deneyimimden biliyorum ki biz erteleyebileceğimiz bazı alışverişleri oğlumuz nedeniyle erkene çekmek zorunda kaldık, sırf o kartlardan daha fazla alabilelim diye. Okulumuzdaki diğer ailelerin de bu durumda olduğunu sanıyorum, çünkü her çocuğun elinde fazla sayıda kart var. Bu da çocuğun başarılı promosyon çalışmalarındaki yerinin çok önemli olduğunu net gösteriyor.

        Müthiş bir mizah yazarı

        UMBERTO Eco her yazı türünde olduğu gibi mizahta da istediği zaman müthiş yazabiliyor. Son kitabı olan Prag Mezarlığı’nın ilk sayfalarında dünyada hemen her ülkeye ve ırka karşı önyargılı olan bir insanın düşünce biçimini yazdığı bölüm bence bir mizah şaheseriydi. Her konudan, her aykırı fikirden narin bir kırılma geçirenler, etrafta sürekli kızılacak, kınanacak olay arayarak hayat sürdürenler eminim ki bu kitabı okuduklarında Umberto Eco‘ya da çok kızacaklardır ve Twitter’da filan ona söven cümleler yazıp tatmin olmaya çalışacaklardır. Mizahtan anlıyorsanız lütfen okuyun bu kitabı ve özellikle o bölümü okuyun, kitabın çok başında yer aldığından bulmak için zorlanmayacaksınız.

        Diğer Yazılar