Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

LİBERAL olarak adlandırılan ama bu adı katiyen hak etmeyen kesim AKP ile konjonktürel ittifakını bozdu. Kendileri için bu, tasfiye olmaları anlamına geliyor AKP içinse onlar bu ayrılıktan çok rahatlamış olmalılar. Çünkü bu aşamada yeni ittifaklara ihtiyaç var, geçmiş yıkım döneminin ittifak gücü liberallerdi şimdi ise yapım dönemi başlıyor ve liberallerin konjonktürel ve kısıtlı faydası bitti.
Şimdi Türkiye yeni yapım döneminin elitlerini arıyor. Bu elitler AKP ile cematin önde gelenleri ve solcular arasındaki ittifaktan doğacak. Sözde liberallerin bıraktığı güç boşluğunun cemaatin önde gelenleri tarafından doldurulacağını göreceğiz.
Geride bıraktığımız eski ittifak döneminde ne olmuştu, yeni döneme özgü ittifakın Türkiye açısından anlamı nedir bugün bunun üzerine düşünmeliyiz.

AKP HİÇ DEĞİŞMEDİ
Aslında bu değişim sürecinde ne AKP ne de lideri hiç değişmedi, onlar hep aynı kaldılar. Değişenler ise ellerindeki konjonktürel gücü kaybettiklerini gören libaraller oldular. Onlar gücü kaybetmenin paniğiyle AKP'ye ve liderine neredeyse bir Ergenekon militanının kullandığı lisanla saldırmaya başladılar.
Bu hayli trajikomik bir durum tabii ki. Tarihte konjonktürel işlevi, işe yararlığı biten her grubun yaptığını onlar da yapıyorlar. Eski müttefiklerine saldırarak kendilerine yeni işlevler oluşturmaya çalışıyorlar.
AKP değişmedi sadece değişen koşullara uygun tavırlar alıyor değişen koşullarda kendine uygun yoldaşlar seçiyor.
İşte bu yüzden liberallerin işe yaradığı dönem kapandığından onlarla ilişkiler soğudu. Şimdi yeni dönem yeni yoldaşlar gerektirdiğinden yeni fikirler, insanlar, yeni yoldaşlar olacaklar. Önümüzdeki günlerde çok ilginç yeni ittifaklar oluştuğunu görebiliriz. Bunu en iyi izleyeceğimiz yer de basın olacak. Köşe yazarları kendilerini yakın gördükleri cepheye göre tavırlar alacaklar, aynen bugün liberal yazarların yaptığı gibi. Daha birkaç gün öncesine kadar yere göğe sığdıramadıkları Başbakan'a saldırmaya başlamaları gibi komiklikleri izliyoruz ve daha da izleyeceğiz. Bu arada yeni dönemin yeni elitleri ve AKP'nin yeni ittifak güçleri cemaatin elitleri olacak. Bunun işaretini verecek cemaate yakın köşe yazarlarının yazılarını da bugünden sonra daha dikkatli izlemek gerekecek. Bunun ilk işaretini Hüseyin Gülerce verdi. Liberallerin tavrıyla ilgili olarak "Buraya kadarmış herkes kendi yoluna" diye yazdı. Gülerce bunu güzel söylemiş. Onlar kendi yalnız yollarına gidecekler onların eskiden olduğu yola cemaatin elitleri çıkacak bence.

NEDEN BU DEĞİŞİKLİK?
Peki bu neden oldu? Ne değişti de bu dönüşüm birden yaşandı?
Dediğim gibi AKP değişmedi; onlar lideri ve kurmaylarıyla ne istediklerini, hedeflerinin ne olduğunu biliyorlar ama o hedefe ulaşmaları için dönemsel müttefiklerinin değişmesi gerektiğini de biliyorlar. Başbakan'ın hedefleri kafasında gayet net. Kurmayları da zaman zaman bocalasalar da ona hızla uyum sağlıyorlar.
AKP arzu ettiği düzeni kurabilmek için aksak demokrasimiz üzerinden asker vesayetinin kalkması gerektiğini gördü ve bu işe girişti, ama bunu doğru yapmak için ideolojik açıdan tutarlı olmak ve ürkütücü olmamak için liberallerin desteğine ihtiyacı vardı. Bu uzun bir süreç gerektiriyordu çünkü asker vesayeti toplumun her düzeyine sinmişti ve o düzen direniyordu da. O direnişin yargıda da, medyada da uzantıları vardı. Bütün direniş noktaları tek tek kırıldı. Liberaller bu süreçte çok faydalı oldular. Çok faydalı olabildiler, çünkü onlar gerçek bir liberal olmadıklarından kendilerini sadece asker karşıtlığı ve cumhuriyet karşıtlığıyla tanımladıklarından, bu savaşa militanca atladılar. AKP'ye bir dönem çok faydalı oldular çok takdir aldılar.

ASKER KIŞLASINA ÇEKİLİNCE
Sonunda konulan hedef başarıldı asker kışlasına çekildi ve vesayet sistemi bitti. Artık yeni dönem başlamalıydı ve o vesayetin üzerinden kaldırıldığı Türkiye'nin dönüştürülmesi zamanı geldi. Bu işe girişilirken libarellerin faydası pek olmayacaktı çünkü onlar daha çok yıkım işinde başarılıydılar. İnancın cumhuriyet ilkeleri içinde yer aldığı ve İslami etiğin ön plana çıkacağı Türkiye'yi kurmaya liberaller uygun değillerdi. Gerçekten liberal olmadıklarından asker karşıtlığı dışında ilkeli tavır alabildikleri fazla alan yoktu. Örneğin inancın toplumdaki yeri ve kamusal alanda dindarların rolü konularında ilkeli laf söyleyemiyorlardı. Yıkım dönemi bittiğinden ve artık vesayet kaldırıldığından yeni döneme uygun yapıcı ve yeni oyun kurallarını koyucu güçlere ihtiyacı olacaktı AKP'nin.
Bu kadar çoğunluğa sahip olan bir iktidar kendine neden müttefikler arar ki diye de sorabilirsiniz. Arar çünkü oluşturulacak yeni düzenin toplumsal meşruiyetinin kolay sağlanabilmesi için böylesine ittifaklara ihtiyaç var. Geçmiş dönemde vesayet yıkılırken bu işe uygun liberaller gerekli meşruiyeti sağladılar ama yeni yapıcılık döneminde liberallerin gereken meşruiyeti sağlama gücü yok. Bu yüzden AKP yeni dönemde daha geniş toplumsal olaylar için gerekli meşruiyeti sağlayacak yeni güçlere ihtiyaç duyduğu için liberallerle yolunu ayırdı.

ELİT DEĞİŞİMİ
Aslında bu Türkiye'nin yeni elitini arayışıdır. Eski elitler güç mücadelesini bırakmak istemeyeceklerine göre sözde liberal yazarlardan daha çok sert yazı okuyacağız önümüzdeki günlerde, buna eminim.
AKP dönüşüm döneminde yeni Türkiye'nin yapılarını kurmak döneminde daha çok solcu aydınlara ve cemaatin önde gelen düşünürlerine ihtiyaç duyacak.
Liberallerden kopuşun bu kadar set olmasının temelinde bir önemli faktör daha var. Liberaller ile AKP'nin terör meselesine yaklaşımları da farklı ve bu aşamada bu hayli kritik bir ayrışma nedeni.
Yeni dönemde AKP'nin yeni müttefikleri olacak solcularla ve cemmat ile uzlaşma noktaları çok daha fazla olur; çünkü özellikle cemaat, askere liberaller gibi düşman değiller. Sadece askerin değişmesini ve vesayet sisteminin kalkmasını istiyorlar.
Solcular da önümüzdeki dönemde yapılacak dönüşümlere, daha fazla demokrasi uğruna AKP'ye destek verecekler.
Önümüzdeki yıllarda sözde liberalleri hayli yalnız günler bekliyor. Eski güçlü konumlarını anarak yaşayacaklar ve yeni elitlerin yükselişini seyredecekler.

***

Müthiş CEO

YAPTIĞI işi çok sevmek ve işine son derce konsantre olup hiç durmadan çalışmak konusunda ben Mey İçki'nin CEO'su Galip Yorgancıoğlu'ndan başka hiçbir CEO tanımadım. Örneğin New York'ta meşhur Per Se restoranın şarap mönüsüne Mey şaraplarını sokmak için nerdeyse bir buçuk yıldır yorulmak bilmeden uğraşıp duruyor. Sonunda başaracağına eminim ama çok da yorulduklarını tahmin ediyorum. Bu arada şarap daha olmadı ama Amerika'yı rakıda boğmaya karar verdiler galiba. İşine konsantre olan bir CEO'nun neler başarabileceğini o gösteriyor bana.

***

Robert Fisk

TIME'daki kapaktan yola çıkarak çok olumlu yazıyla aynı günde Robert Fisk'in "Time Dergisi'ni umursamak ahmakça" diyen mülakatının çıkması hakikaten çok ilginç oldu. Birkaç arkadaş/düşmanım bu lafları bana gönderip "Nasıl kapak oldu mu bu sana" diye nazikçe sormuşlar. Bunca yıldan bunca yazıdan, o kadar çalışmaktan bu yaşımdan sonra bir başka gazeteci adı ne olursa olsun dedi diye bir şeyi umursayacağımı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Aksine dünkü yazımı o mülakatı okuduktan sonra daha da sevdim.

***

Suçlu olmak

BAZI insanlar yasal anlamda suçlu olmayabilirler ama bu onların masum olduklarını katiyen göstermez. Bunu kim için ve neden söylediğimi açıklamayacağım. Sadece bir süredir bu cümle kafamı meşgul ediyordu onun için sizle paylaşayım dedim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!