Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ATATÜRKÇÜ bir ailede yetiştiğim, hayatım boyunca seküler olduğum, dindarlıkla uzaktan yakından alakam olmadığı halde neden bu kadar fazla sayıda inancın önemi üzerine yazı yazıyorum?

        Neden AKP'ye bu kadar coşkulu destek verdim, bana çok uzak görünmelerine rağmen Gülen Cemaati'ne neden bu kadar yakın durdum. Ve şimdi de neden CHP'nin önemi üzerine yazılar yazıyorum? Hem cemaatin hem de CHP'nin önemine aynı anda nasıl inanabiliyorum?

        Acaba ben her tarafa aynı anda gül dağıtarak kendini güvence altına almaya çalışan biri miyim?

        Yoksa ruhen dönek miyim, dönmeden duramıyor muyum?

        Bu sorular bana sıkça soruluyor, okuyucu "Ne oluyor?" diye soruyor.

        Haklılar tabii. Bu yüzden bugün okuyucuya hesap verme günüm.

        Uzun dizi halinde yazmak mümkün olmadığı için tek bir yazının sınırları içinde mümkün olduğunca açıklamaya çalışacağım kendimi.

        *

        AKP'ye destek veriyorum; çünkü bu parti cumhuriyet tarihinde başarılamayanı başardı, imkânsız görüneni yaptı. Kuruluş yıllarından beri sistemden dışlanmış halkı değerleriyle, inancıyla birlikte sistemin içine gönülden çekti. AKP iktidara gelmeseydi cumhuriyet rejimi az daha yıkılıyordu, az daha sistemden dışlanmış halk, değerleri ve inancı için ayaklanma noktasına geliyordu. AKP onları sistemin içine çekti ve dünyaya örnek olabilecek bir model yarattı.

        *

        CHP'ye destek veriyorum; çünkü nasıl ki AKP dindarlığı cumhuriyet sistemiyle eklemleyerek dünyaya çok özel bir model sunmuşsa, CHP de dünyadaki sosyal demokrasi fikrine yeni bir model sunmak için çalışıyor. CHP benim yıllardır üzerinde düşündüğüm işi yapmaya girişti, sosyal demokratların kendi temel değerlerinden taviz vermeden dindarlara, inançlılara doğru konuşma dilini bulmaya çalışıyor.

        Kuruluş aşamasından sonra oluşan halktan kopuk CHP rejimine bugünkü CHP yönetiminin eleştirel yaklaşımı ve o dönemin eleştirisi yoluyla yeni CHP'ye ulaşma uğraşı, ayrıca bu yeni CHP'de halkın ve değerlerinin çok önemli olacağının açıklanması, sosyal demokratların dindarlarla konuşma dilinin sonunda bulunacağı ve CHP'nin o zaman dünya sosyal demokrasisine çok önemli bir tarihi katkı yapacağını gösteriyor.

        *

        Açıkça söyleyeyim, ben hem iktidarın hem de muhalefetin, global dünyanın yeni gereksinimlerini kavramış olduklarını düşünüyorum ve ikisinin de duruşlarını beğeniyorum. Yeri geldiğinde birini, yine yeri geldiğinde diğerini destekleyici yazılar yazabiliyorum. İkisinin de Türkiye'yi, yeni oluşan global dünya sisteminde hiç uyum sorunu çekmeden var edebileceklerini düşünüyorum. Bu yüzden ikisini de gönülden destekleyici yazılar yazabiliyorum.

        *

        Global dünyaya uyum ve bir model oluşturma konusunda Gülen Cemaati de ön plandadır. Tüm dünya, global dünyanın mekanizmalarından kopmadan hem iş yapabilen hem de inancını sonuna kadar yaşayan Müslümanların varlığına imkân tanıyan model arayışında. Gülen Cemaati, iş yapıp para kazanan dindarlara bir yol açtı, bunlar üzerine bir model oluşturdu, yine yeni global dünyada çok önem kazanan hayır işleri yapmaya el attı ve dindar olup iş de yaparak para kazanan Müslümanların bağış yapması sürecini kurdu.

        Bu model nedeniyle dünyanın ilgisi cemaatin üzerinde. Dört bir yandan araştırmacılar gelip cemaatin işleyişini inceliyorlar, biz ise ya karşı olmak ya da cemaatçi olmak ikilemi arasında sıkışıp kaldık. Ben böyle ikilemler arasında kalmayı hiç sevmediğimden, sistemin içine zaten AKP tarafından çekilmiş dindarların modern yaşamın nimetlerinden yararlanarak şehirli bir Müslüman olabilmelerinin şartlarını oluşturup dünyaya model sunan cemaati de öven yazılar yazıyorum.

        *

        Peki bu karmaşadan ne çıkacak, sonunda ben ne olacağım?

        Değişik bir şey olacağım yok, ben aslında ortada bir karmaşa da görmüyorum.

        Ben, AKP'nin tanımladığı ileri demokrasiye inanırım. İleri demokrasinin ancak seküler bir rejim olarak var olabileceğini düşünüyorum. Türkiye ancak seküler bir ileri demokrasiyi gerçekten kurabilirse o zaman global yeni düzenin içinde gerçekten önemli ve model ülke olabilecek.

        Global dünyanın yeni işleyiş mekanizmaları ve ülkenin gerçekleri bir arada alındığında, Türkiye'nin bu yeni sistemde gerçekten ayakta kalabilmesi ancak CHP, AKP ve cemaatin bir arada olmasıyla mümkündür.

        Ben bu yüzden konuya göre değişen farklı destek yazıları yazabiliyorum. Eğer Türkiye ekonomisinde global dünyaya özel bir katkı yapabildiyse o zaman AKP'yi alkışlıyorum. Eğer sosyal demokrasi inancın öneminden ve sistem içindeki hayatiyetinden bahsetmeye başlamışsa o zaman CHP'yi alkışlamaya başlıyorum. Alkışladıklarım değişmekle birlikte hedeflerim hiç değişmiyor.

        Eğer cemaat dünyayı şaşırtan bir eğitim başarısına ulaşmışsa da onu yürekten öven yazılar yazıyorum.

        Üçünü de ben yazıyorum, ama yüreğim üçe parçalanmış filan değil.

        Tek bir yürekle yazıyorum, tek dileğim Türkiye'nin gerçekten seküler bir ileri demokrasi olmasıdır ve bunun için elimden gelebilen tek işi yapıyorum; yani bu amaca yönelik iyi iş yapan herkesi destekleyen yazılar yazıyorum. Zaman zaman tutarsız, dönek görülmem işte bu yüzdendir.

        Yürekten inanmakta olduğum ilkelerde ve Türkiye için koyulan hedeflere inancımda tutarlıyım.

        Sadece o yola giderken kimi alkışlayacağım zamanla değişebiliyor. Durum bundan ibaret sevgili kızgın okuyucum.

        Siyasi bir kehanet

        ANA yazımda yazdıklarımı da düşünürseniz ben CHP'nin Gülen Cemaati'yle yakında çok ciddi bir biçimde konuşmaya başlayacağını düşünüyorum. Eğer Ecevit dönemini hatırlarsanız bu açılım çok da şaşırtıcı bir şey olmaz. Global düzenin yeni ihtiyaçları, cemaat ile CHP arasında diyalog olmasını gerektiriyor.

        İmza günleri

        DAHA önce söz verdiğim halde "İçimdeki Budala" adlı kitabımın imza günlerine ne yazık ki katılamadım. Babamın sağlık sorunları nedeniyle son anda iptal etmek zorunda kaldım. Anlayışla karşılayacağınızı düşünerek özür diliyorum, bunu ileride telafi etmek umuduyla...

        Sakız muhallebisi

        TEMELİ Cunda'da olan Ankara'daki Bay Nihat Restoranı'ndaki deneyimden sonra eğer sakız muhallebisi yapılacaksa sakızın muhakkak Yunan adalarından getirtilmesi gerekiyor, buna karar verdim. Örneğin, o gece yediğimiz sakız muhallebisindeki sakız Midilli Adası'ndan getirtilmişti.

        Güzel bir günde tekneyle Midilli Adası'na gidip döndükten sonra güneşin batışını Bay Nihat'ta rakı yudumlayarak beklemenin de keyfine doyum olmaz. Kardan, soğuktan bıktım, artık yaz gelsin...

        Diğer Yazılar