Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BUNU, anlamını tam kastettiğim gibi nasıl ifade edebileceğimi pek bilemiyorum, ama onu iş işten geçtikten sonra tanıdığımı hissediyorum. Hayatlarımız çakışsaydı da o kadının benden hoşlanacağına dair büyük şüphelerim var.

        Yani sadece tek taraflı bir tutku yaşardık gibi geliyor. O da çektiğim acılardan, umutsuzluğumdan sonsuz zevk alırdı, bundan şüphem yok. (Bunu yazarken

        kaçınılmaz olarak aklıma Goethe'nin "Genç Werther'in Acıları" adlı kitabı geldi.)

        Benden hoşlanmayacağını söylerken sadece fiziksel anlamda söylemiyorum bunu. Çünkü o, benden çok daha çirkin, fiziksel açıdan daha itici adamlarla birlikte oldu.

        Ancak kadının erkeğinde aradığı beyin gücüne ve entelektüel kapasiteye ulaşmak zor, hatta imkânsız.

        Çünkü onun erkek arkadaşları arasında Nietzsche, Wagner, Freud ve Rilke var.

        Bu isimlerin hepsiyle art arda bir arada olabilen bir kadına saygı duymamak imkânsız. Benim ilgim de saygıyla başladı. Ancak ilişkilerindeki tavrını, hayata bakışını biraz daha derinden öğrenince saygım aşka da dönüşmeye başladı.

        Kadının adı Lou Andreas Salome.

        O bence tam bir hayat filozofu ve 19'uncu yüzyılda dünya ona pek de hazır değilken yaşamış entelektüel bir hippiydi.

        Artık güzel olmayan kadının orada doğmasının imkânsız olduğuna inanmaya başladığım St. Petersburg'da doğan Salome, çocuk denilebilecek yaşta teoloji, dünya dinleri, felsefe, Fransız ve Alman edebiyatı konusunda eğitildi.

        Annesi onu 21 yaşında eğitimini daha da ilerletmek amacıyla Avrupa'da yanında dolaştırmaya başladı. Roma'ya yolları düştüğünde orada Paul Ree ile tanıştı ve bir süre sonra kadının teklifi üzerine birlikte yaşamaya başladılar.

        Salome evliliğe karşıydı ve erkeklerle ilişkileri o dönemde açıklıkla yaşıyor ve bunun doğruluğunu savunuyordu.

        Paul Ree, Nietzsche'nin arkadaşıydı ve o da ikisine bir süre sonra katıldı ve üçlü bir ilişki yaşamaya başladılar. Ve sonra Nietzsche'nin hayatında fırtınalar kopartan şey oldu ve o, Salome'ye çılgınca âşık oldu.

        NIETZSCHE AĞLAYINCA

        Hikâyenin o bölümünü İrvin Yalom'un Türkiye'de de çok sevilerek okunan kitabı "Nietzsche Ağlayınca"dan

        biliyoruz.

        "Zerdüşt Böyle Buyurdu"yu yazmaya yaklaşan ve bu yüzden daima büyük düşüncelerde olan Nietzsche aşkını felsefesi içinde eritti ve belki de ileride psikoterapinin doğmasına da öncülük yaptı.

        Nietzsche ile Freud arasındaki entelektüel bağlantıyı daha sonra Freud ile de ilişki yaşamış Salome kurmuş olabilir. Salome, Nietzsche ile ilişkisinden sonra psikoterapist oldu. Uzun yıllar çalıştı ve Sigmund Freud'un

        çalışmaları üzerine de yazılar yazdı.

        Salome bu çok kısa özetten de görebileceğiniz gibi çok ilginç bir kadındı ve zamanın kurallarına karşı çıkıp kendi kurallarını koyuyor ve onları da yaşıyordu. Erkeklere karşı vurdumduymazdı, ilişkilerinde hâkim taraf olmayı severdi. Erkeği tavrıyla, güzelliğiyle, cinselliğiyle tahakkümü altına alır ve istediği zaman da ilişkiyi bitirirdi.

        Anlayacağınız tehlikeli ve de zor bir kadındı. Benim ilgimi de onun bu yönü çekti zaten.

        Ama bir itirafta bulunmalıyım, onun at arabasının üzerinde elinde kamçıyla Nietzsche ile Paul Ree'yi at yerine arabaya bağladığı fotoğraf da benim dikkatimi çekmiş olabilir. Onu incelerken tabii o kadar fazla psikiyatri ve felsefi metni kaçınılmaz biçimde okudum ki kendi analizimi de yapmaktan kaçınamıyorum.

        Sadece o fotoğraf nedeniyle kadına ilgi duymuş olabilir miyim, tabii ki olabilir ama bir de o kadar büyük zihin onunla aşk yaşamışsa onda çok çekici bir yan da olması gerekir diye de düşündüm.

        Kadın hakında daha fazla öğrenmek isteyenler eğer bulabilirlerse H.F. Peters'in "My Sister, My Spouse: A Biography of Lou Andreas Salome" ile Francoise Giroud'un "Lou: Özgür Bir Kadının Öyküsü"nü okusunlar.

        SCHOPENHAUER

        Şimdi elimde değil ama bunu da düşünüyorum ve bitirmeden önce size söylemeliyim: Acaba Salome bir de zamanları çakışsaydı ve Schopenhauer ile ilişki yaşayabilseydi acaba sonuçlar ne olurdu?

        Bu ayrı bir roman konusu olabilecek kadar ilgi çekici geliyor bana. Acaba Salome, Schopenhauer'i kötümserliğinden kurtarabilir miydi veya filozofu kötümserliğin derinliklerine mi iterdi?

        Bence ikincisi çok daha gerçekçi bir tahmin oluyor.

        Diğer Yazılar