Erdoğan BM'de düğmeye bastı
BİR yılı aşkın bir süredir sessizlik duvarına çarpma pahasına Türkiye'nin 2014 yılında boşalacak Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği koltuğuna aday olarak, o günlerde görev süresi bitecek olan Cumhurbaşkanı Gül'ü teklif edip onun bu göreve gelmesi için mücadele edeceğini yazıp durdum.
Bu formül Türk siyasetinde büyük krize düşme potansiyeli olan önemli bir sorunun çözümü için de en mükemmel çözüm olarak görülüyordu. Başbakan Erdoğan'ın ya seçilmiş Cumhurbaşkanı ya da başkan olması neredeyse kesin hale gelmişken Cumhurbaşkanı Gül'e makamı bıraktıktan sonra uygun bir yer bulunması sorunu var. Ben Erdoğan ile Gül arasında krize yol açacak düzeyde bir anlaşmazlık çıkabileceğine hiçbir zaman inanmadım. Ama yine de birbirlerini kırmadan ikisini de mutlu edecek bir çözüm formülü bulunmalıydı.
Başbakan Erdoğan'a hiç kimse "Sen Cumhurbaşkanı veya başkan olma" diyemeyeceğine göre, Gül özellikle demeyeceğine göre, Cumhurbaşkanı Gül yasal süresini tamamladıktan sonra emekli olmayı da düşünmeyeceğinden, ona Cumhurbaşkanlığı'ndan sonra uygun bir görev bulmak da zor olduğundan, bana, görünen en mükemmel çözüm Gül'ün çok prestijli, global düzeyde etkin bir göreve gitmesiydi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Gül için en uygun görev gibi duruyordu.
NİHAYET İLK İŞARET GELDİ
Dediğim gibi 1 yılı aşkındır bana çok mantıklı gelen bu çözüm formülünü yazıp duruyor, ama hep bir sessizlik duvarına çarpıyordum.
Önceki güne kadar durum böyleydi. Bence o gün Başbakan Erdoğan Birleşmiş Milletler hakkında konuştu ve Türkiye'nin Birleşmiş Milletler için düğmeye nihayet bastığını belli etti.
Tabii ki konuşmasında Abdullah Gül'ün potansiyel genel sekreterliği konusunda bir cümle yoktu. Bence bu, ismi ortaya atmak için henüz erken olduğundan kaynaklanmaktadır.
BM ÇAĞDIŞI KALDI
Erdoğan'ın dedikleri doğrudur: Birleşmiş Milletler çağın gereklerinden geride kalmaktadır, adalete hizmet edememektedir, Güvenlik Konseyi yeni global dünyanın gereklerine cevap verememektedir, Birleşmiş Milletler bir atalet içine düşmüştür ve bu da Suriye konusunda hiçbir şey yapmamalarından da bellidir.
Birleşmiş Milletler'de acilen bir değişim gerekmektedir.
Anladığım kadarıyla Başbakan'ın konuşmasının şifrelerini çözebildiğim kadarıyla bu değişimi Türkiye başlatıp sonuca vardıracaktır.
Önümüzdeki turlarda Türkiye'nin Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olması gündeme gelecek; ayrıca boşalacak genel sekreterlik makamı için de Cumhurbaşkanı Gül önerilecek.
DESTEK BÜYÜK OLABİLİR
Türkiye bugüne kadar başta Afrika olmak üzere birçok ülkeyle, muhalefete "Bizim orada ne işimiz var?" dedirtecek düzeyde ilşkiler kurdu. Türkiye'nin THY'yle uçmadığı ülke neredeyse kalmadı. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda desteğimiz olacak gibi geliyor.
Türkiye ayrıca hem global dünyada yeni düzen koyucu ülke ve lider konumunda olmaya, hem de Müslüman dünyanın lideri olmaya girişmiştir. Dünyanın düzen koyucularının Türkiye gibi Müslüman ülkenin liderliğine yeni global düzende çok ihtiyaçları vardır. Bu yüzden yeni düzenin aktif, dinamik Türkiye'sine Birleşmiş Milletler Genel Sektreterliği'ne aday göstermek ve o koltukta bir Türk'ün oturması Türkiye'ye yakışmaktadır.
Ben Başbakan Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada Birleşmiş Milletler konusunu ele aldığında bu sürecin başlatılması için de düğmeye basmış gibi hissettim.
Dediğim gibi, eğer bu sürece girilirse hem Türkiye'ye büyük prestij olur hem de potansiyel bir siyasi iç sorun daha şimdiden atlatılmış sayılacaktır.
Umarım bu tahminim yanlış çıkmaz ve Türkiye bu süreci sonuna kadar yürütür.
Dünyanın gözü Erdoğan'ın üstünde
BUGÜN akşam saatlerinde Başbakan, bölgemizdeki gerginlikler nedeniyle önemi çok artmış olan bir dış geziye çıkıyor.
Rusya'nın Suriye konusunda aktif olmaya başladığı ve bu yüzden de Türkiye'nin enerji güvenliği sorunlarının gündeme gelebileceği bir dönemde Azerbaycan'a gidiliyor. Oraya ayrıca Suriye olayının kilit tarafı halindeki İran Cumhurbaşkanı da gelecek ve Erdoğan ile görüşecek. Bu kısa ziyaretten güzel bir sonuç alınır, gezi başarılı giderse tüm dünyada kolektif bir rahatlama olacaktır. Gezide ben de olacağım; umarım güzel haberler, yorumlar yazabilirim.