Dün öldüm öldüm dirildim
DÜN sabah içim coşkuyla dolu uyanmıştım.
Çünkü aynı devrimci coşkuyu paylaştığım insanlar, hayatımda ilk kez elle tutulur güzel bir şey başarmak üzereydiler.
Aylardır içime karalar bastıran, "Yıllardır vermiş olduğum coşkulu desteklere lanet olsun, keşke yazmamış olsaydım" dedirten hükümet, ilk kez yüreğimi aydınlatan bir yol tutturmuş ve paylaşmak zorunda olduğumuz bu ortak yaşama güzel bir gelecek açan adımlar atıyordu.
İçim Türkiye için umutla doluydu sabahın erken saatlerinde.
Sonra Gezi Parkı'ndan ilk açıklama geldi. "Eyleme devam" deniyordu. Birden fiziksel yaşım kadar gerçekten yaşlandığımı hissettim.
12 Eylül 1980 sabahı arkadaşlarımın alınmaya başlandığını öğrendiğimde duymuş olduğum olağanüstü yenilmişlik duygusunu tekrar tattım.
Umudum birden söndü.
Yaşadıklarımı belki onlara duyururum diye twit'ler atmaya başladım. General Patton'un askerler için söylediği sözü devrimcilere uyarladım ve "Eski devrimciler ölmez, sadece ortadan çekilirler. Ama ben konuşmayı sürdüreceğim" diye attığım twit'ten sonra, "Hepimizin ortak geleceği için, Türkiye için şimdi çekilme zamanı" diyen mesajlar atmaya devam ettim.
Habertürk'e bağlandım, son derece duygusal olduğum için ilk kez canlı yayında plansız, düşünmeden konuştum. Duygularımı serbest bıraktım.
Samimi duyguların anlayışla karşılanacağını umarak yanlış konuşmayı göze alıp konuştum. Sonra belki bir uzlaşma yolunun bulunabileceği haberi geldi.
Sonunda makul olabilme potansiyeline çok güvendiğim gençler, galiba "Sonuna kadar savaş" diyerek kendi devrimci coşkularının tutsağı olmuş gençlerin argümanlarını aşacak gibi görünmeye başladılar.
Özetle, "Dün bütün gün boyunca öldüm öldüm dirildim" diyebilirim. Bu yazıyı kesinleşecek sonuca göre değiştirmeyeceğim.
Çünkü çocukların da benim gibi insanların neler hissettiğini ileride okuma imkânları olsun istiyorum.
12 Eylül öncesinde kendi devrimci coşkularının büyüsüne kapılmış bazı yazarlar, bazı idealler uğruna gençlere gaz veriyorlardı.
Sonunda çok insan öldü, asıldı, sakat kaldı, büyük acılar çekildi.
O korkunç insanlık hatası benim bilincimi derinden etkilemiştir. Üniversitedeki odamdan çıktıktan 10 dakika sonra vurularak öldüğü haberi gelen öğrencim hâlâ rüyalarıma girer.
Kim artık ne derse desin, ben Gezi eylemini hangi noktaya kadar sonuna kadar destekleyebileceğimi deklare ettim. Eğer vakti geldiğinde parktan çıkılırsa hepimiz büyük bir zafer kazanmış olacağız. Türkiye'nin bu zafere ihtiyacı var.
Benim de hayatımda ilk kez devrimci acıyı değil, devrimci coşkuyu yaşamaya ihtiyacım var. Bundan sonra bir daha bu şansı yakalamaya bu kadar fazla yaklaşabileceğimi de sanmıyorum.
Umarım sizler bu yazıyı okuduğunuz saatlerde gençler doğru olanı yapmış ve hepimize ortak güzel bir geleceği kurmak için zemin hazırlamış olurlar.