Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASLINDA mizah yazısından başka yazı yazmamaya kararlıydım.

        Çünkü bence bu millet ne çektiyse haddinden fazla ciddi insanlardan çekmiştir.

        Ben de anti-ciddiyeti pratiğe dökerek bari ciddiyet ablukasını biraz kırayım, memlekete biraz denge ve mantık gelsin dedim. Ancak dün yazının sonundaki notta dediğim gibi, mizahı yas günlerinin sonuna kadar askıya aldım.

        *

        Türkiye kendi sosyalist hareketlerini ortadan kaldırdığından, sosyalistlerine hayat hakkı tanımadığından işçilerin örgütlenerek, bilinçlenerek sınıf haline gelmesini engellediğinden, tüm sistemi aslında kendileri de bir sınıf haline gelememiş vahşi kapitalistlerin eline kayıtsız şartsız teslim ettiğinden ve onların ilkesiz, ahlaksız işçi sömürüsü (kâr) birikimleri norm haline geldiğinden azgelişmişlik sarmalındadır. Bundan katiyen kurtulamamaktadır.

        Azgelişmişlik sarmalı, ülkeyi bağımlı, hatta global düzenin kölesi haline getirmektedir. Ekonomi düzeyinde başlayan içten içe çürüme, toplumsal yapının her alanına sıçramaktadır.

        Vahşi kapitalizm, Türkiye'de ekonomik ve genel ahlakın, kültürün, gündelik yaşam etiğinin çöküşüne neden oluyor.

        Soma'da yaşananlar bu genel çöküşün sadece bir başka göstergesidir.

        *

        Kapitalist sistemde ne işçiler Marksist oldular diye otomatikman ahlaklı olurlar, ne de kapitalistler burjuva oldular diye ahlak sahibi olurlar. Sınıflara ahlaklarını veren, sınıf savaşıdır.

        O savaş içinde mücadele veren karşıt sınıflar ile bireyler bilenir ve hayata, sisteme, dünyaya karşı içi dolu olgun tavırlar geliştirirler.

        Bu süreçler zorlu süreçlerdir ve bazı sonuçların net alınabilmesi de ülkede olgun bir sosyalist hareket olmasına bağlıdır.

        Bir zamanlar İngiltere'deki kömür madenlerinde de çok kaza oluyordu.

        Demokrasinin olduğu gibi güçlü sosyalist hareketin de geleneği bulunan İngiltere'de bir gün ortaya Arthur Scargill adında bir komünist çıktı ve United Mine Workers (Birleşik Maden İşçileri) sendikasının başına geçti.

        Ve gerçek bir sınıf savaşı başladı. Maden işçileri, hayatlarına sahip çıkmaya ve talep etmeye başladılar.

        Taleplerini vermezlerse bunu zorla almaya da hazırdılar.

        Sokaklarda çatışmalar oldu. Kalabalık işçi orduları, devleti karşısına aldı. Her düzeyde sistemi sarstılar. Ve sonunda iş güvenliği ve kendi hayatları açısından önemli gördükleri şartları kabul ettirdiler.

        Komünistlerin başlattığı sınıf savaşı, ancak bunlar alındıktan sonra askıya alındı.

        Ve birden İngiltere'de maden kazaları devrinin sonu geldi. Vahşi kapitalizm kontrol altına alınmış ve ona burjuva gibi davranması için boyun eğdirilmişti.

        Ne kârlar düştü, ne de işverenler zarar etti, sadece madenler düzgün çalıştı ve işçiler de burjuvazi de aynı anda işyerinde rahat etti. İşveren zorla da olsa ahlaklı davranmaya başladığından, gece yastığa kafasını koyduğunda gönül rahatlığıyla uyudu.

        Bizde ise oluşmamış, azgelişmiş kapitalizmimizde sosyalistler, sosyalist düşünce hep düşman olarak görüldü, sınıflar oluşamadı.

        Bu yüzden devleti eline geçiren, kendisine makul yolu gösterecek bir sınıfsal ilkeden yoksun olduğundan, günü kurtarmak için hep vahşi kapitalizmin para kazanıcılarına destek verdi.

        Bu korkunç düzenin yarattığı ağır sonuçlar yıllardır birikmekteydi ve sonunda sistem tam anlamıyla Soma'da çöktü. Sistemin dibindeki rezalet ortaya çıktı.

        Sınıf haline gelemeyen işçiler, bu sistemde burjuvazi olamayan bazı para kazanıcıları tarafından arenaya atılmış ve aslanlar tarafından yenilmeyi bekleyen esirler gibidirler.

        Türkiye'ye biraz sınıf bilinci, biraz sınıf savaşı gerekmektedir. Üstüne ölü toprağı serilmiş gibi durmakta olan sosyalist düşüncenin bir an önce canlanıp hareketlenmesi lazımdır.

        Eğer Türkiye'nin biraz modern ve çağa uygun ülke olması şansı varsa, bunun yolu da buradan geçmek zorundadır.

        Diğer Yazılar