Amerikan derin devleti
AMERİKA'da uzunca bir süredir "uykuda" olan derin devlet yapılanması, aslında kendi projeleri olan IŞİD ve Irak'taki gelişmeleri bahane ederek yeniden canlanmaya başladı. Amaçları devlet yönetimini ve Obama'yı tekrar teslim alıp dümenleri ele geçirmek.
Derin devlet, Türkiye'de daima yanlış anlaşıldı. Her türden mafyatik oluşum, derin devlet gibi görüldü. Oysa gerçek derin devlet Amerika'dadır. O insanlar kendi ellerini katiyen pisletmezler, başkalarını kirli işlerine koşarlar. Dışarıdan bakıldığında hepsi birer centilmen ve sakin insanlardır. Medeni ortamlarda diyaloglarla planlarını uygulatırlar.
ABD de Neo-Con olarak adlandırılan hareket gerçek bir derin devlet nüvesini taşır kendi içinde. Bunlar Amerikan resmi devlet politikasına paralel, gayri resmi ve çoğunlukla alışılmış kurallara uymayan politikalar üretirler ve bunların resmi politikaların yerine geçmesi için çalışırlar.
11 Eylül saldırısından sonra hemen devreye girip oluşan yönetim boşluğunu doldurdular ve kendilerine zaten sempati duyan Başkan Bush'u tamamen teslim aldılar. İdeolojileri, "güçle gelen barış" olarak özetlenebilecek bu grup, Amerika'nın gücünü acımasızca gösterdiğinde dünyaya barışın geleceğine inanırlar.
Hemen hepsi Amerika'nın yanı sıra İsrail'in de çıkarlarını korumakla görevli olduklarını düşünürler ve hatta aralarından benim de tanıdığım bazıları ayrıca İsrail vatandaşıdırlar. Güçle gelen barışa ulaşılabilmek için dünyayı iyice bir karıştırdıktan sonra Amerika'nın askeri gücüyle kalıcı barışın oluşacağına inanırlar.
Amerika'nın terörle mücadele, Afganistan ve Irak politikalarını bunlar oluşturmuşlardır. İsrail'in yanı sıra önemli bölümü Türkiye'yle yakından ilgilidir. Hatta bazıları geçmişte Türkiye adına lobi faaliyetinde de bulunmuştur.
Bu kişilerden önemli olanların ismini vermeden önce konuyu açıklamalıyım. O zaman ileride (yani bugünlerde) kurulması öngörülen Kürdistan haritasını ben Pen-tagon'da bu gruptan olan bir adamın odasında görmüştüm. Onunla zamanında iyi bir diyaloğum vardı.
Şimdi bakıyorum, diğerlerinin adı orada burada yayınlanmasına rağmen onun ismi hiçbir yayında çıkmıyor. Türkçesi mükemmel olan bu arkadaş hâlâ Türkiye'ye gelip otobüsle Doğu'dan Batı'ya Türkiye'yi dolaşıp analizler yapıyor mu bilmiyorum. Ama şimdi adını vereceğim grup içinde onun adını yazmayacağım.
Richard Perle (Basının taktığı isimle "Karanlıklar Prensi", grubun Bilderberg bağlantısını sağlıyor). Paul Wolfowitz, Douglas Feith (Eskiden İsrail ve Türkiye'nin aynı anda lobicisiydi). Paul Bremer, David Addington (New Yorker Dergisi'nin "Gizli Güç" diye tanımladığı adam). Eric Edelman (Eskiden Türkiye'de görevli diplomat). Scooter Libby (Dick Cheney'nin eski personel müdürü).
Bu arada Richard Perle'nin Gezi olayları döneminde İstanbul'a geldiği söylentisi de var, bunu teyit edemedim. Hepsi perde arkasında kalmayı sevdiklerinden bunun doğru olduğunu da sanmıyorum.
Birbirleriyle bağlantıyı ve diyalogu yılardır koparmayan bu insanların geçmişine baktığımızda ortak paydaları olduğunu görürüz. Kökenleri ta soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği'ne karşı potansiyel güç kullanımı yoluyla üstünlük sağlama stratejilerine kadar ulaşan bu insanlar, o dönemde Profesör Richard Pipes'ın kurmuş olduğu "Team B" (Richard Perle orada önemliydi) ile devlete damgasını vurdu.
O grubun adından da anlaşıldığı gibi bunlar daima resmi politikaların, yani "Team A"nın yanında gayri resmi oluşumlar, yani "Team B" oluşturmuşlardır. (İdeolojik kökenleri, Albert Vohlsletter'a kadar gider. Vohlsletter, Stanley Kubrick'in filmindeki çılgın Dr. Strangelove karakterinin esinlendiği bilim adamıdır.) Düşünce üretim merkezleri aracılığıyla ve yazdıkları daha sonra resmi politika haline dönüştürülen raporlarıyla devletin politikalarına şimdi olduğu gibi damga vururlar.
Örneğin, America's Defenses and Strategy; Forces and Resources for a New Century (yazarları; Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Douglas Feith, Robert Kagan, Richard Perle) adlı raporu veya daha sonra Wolfowitz doktrini olarak anılan National Defense in a New Century adlı raporu okumadan bugünkü Amerikan devletini anlamak mümkün değildir.
Bu insanların kafasında Türkiye'nin çıkarları ile İsrail'in çıkarları daima paraleldir ve bölgede barışı, ilk önce kargaşa çıkarıp sonra sağlayacaklarını düşünürler.
Amerika, Irak'tan çekilmeye karar verdiğinde bunlar yine raporlar aracılığıyla bugünlerde olacakları yazdılar ve şimdi de tekrar haklı çıkmışlar gibi yeniden güçleniyorlar. ABD'nin İran ile işbirliğine gitmesi ve Irak'a özel güçler gönderilmesi, tam bunlara yakışan hınzır fikirlerdir. Anlayacağınız, bölgenin bu aşamada işi zor; çünkü oynayan insanlar çok acımasız ve kararlılar.