Ayak üstü havyar konsepti
ABD’Lİ efsanevi caz piyanisti Count Basie 1980’lerin başında İngiltere’ nin başkenti Londra’nın Heathrow Havalimanı’nda hizmet veren Caviar House mağazasına gelerek bir kutu havyar satın alır.
Kutuyu yanına almak yerine, satıcıdan bir kaşık isteyen müzisyen daha uçağa bile binmeden, oracıkta ayaküstü mideye indiriverir havyarını.
Basie’nin bu davranışı Caviar House yetkililerinin akıllarına “havalimanında sadece deniz mahsullerinin atıştırıldığı bir bar” yaratma fikrini getirir.
Böylece dünyanın ilk “Seafood Bar”ı, yani ilk deniz mahsulleri barı da açılmış olur. O yılların havalimanlarında sunulan içler acısı yiyeceklere karşı adeta bir devrim niteliğinde olan bu konsept, yolcular tarafından yaratıcılarının bile tahmin etmedikleri bir ilgiyle karşılanır.
Bir havalimanı ritüeli...
BU konsept aynı zamanda 80’li yıllardan başlayıp bu gün bile hâlâ çaptan hiç düşmemiş eşsiz bir uçuş öncesi ritüelinin de başlangıcı oldu.
Bu, artık İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde de hizmet vermeye başlayan markanın yalnızca “Seafood Bar” konseptinin hikâyesi.
Hayatlarına 3 ayrı marka olarak başlayıp sonradan aynı çatı altına giren Caviar House, Prunier ve Balik’in her biri oldukça ilginç başka başka hikâyeleri de var.
Caviar House, 1950 yılında, George Rebeiz tarafından bir aile işletmesi olarak faaliyete başladı. Rebeiz’in havyar tutkusu onu, balıkçılık alanlarını keşfetmek üzere eski Sovyetler Birliği’ne ve İran’a kadar götürdü. Bu seyahatler onu mersinbalığı avcılığı ve iyi havyar konusunda uluslararası bir üne kavuşturdu.
- Prunier; 1872 yılında Alfred Prunier tarafından ilk olarak Paris’te açılan Prunier restoranın adıdır aslında. Fransa’nın Gironde, Garonne ve Dordogne nehirlerinde yetişen mersinbalığından ilk Fransız havyarını üreten ve müşterilerine 24 saatten bile daha az bir süre öncesinde hazırlanmış havyarı sunan tek restoran oldu.
- Balik ise aralarında belki de hikâyesi en ilginç olanı zira dünyanın en iyi somon fümesi denize hiç kıyısı olmayan bir ülkeden geliyor. Norveç somonunu tütsülemek için kullanılan 100 yıllık gizli bir tarifin kullanıldığı Balik Tütsülüme Çiftliği İsviçre Alpleri’nde bulunuyor. Balik’ın da ünü kısa sürede yayıldı, çünkü ilk defa bir balık saklamak için değil, damak tadı için tütsülendi.
Dediğim gibi Caviar House & Prunier’in havyarlarıyla deniz ürünleri; Balik’ın ise tütsülenmiş somon balıkları şimdilik yalnızca Atatürk Havalimanı’nda.
Eğer yolunuz A.H.L. Dış Hatlar'a düşerse mutlaka dünyaca ünlü bu deniz mahsulleri barına uğrayın derim.
Haftanın davetlerine dair
- ARNAVUTKÖY Any şef Refika Birgül’ün “Refika’dan Hızlı Tarifler” adlı yemek kitabının lansman davetine ev sahipliği yaptı. Refika’nın mutfağından çıkma lezzetler ikram edildi ancak ne yazık ki sunum şekilleri oldukça özensizdi.
- Le Meridien İstanbul Etiler’in 34’üncü katındaki dünyaca ünlü Eclipse Bar’ın davetine barların yaratıcısı Matt Hermer ve Starwood Oteller Grubu Türkiye Bölge Müdürü Sabine Dorn-Ağlagül de katıldı. Otelin kral dairesinde düzenlenen yemeğin öğünlerinin zamanlaması plansız olsa da, kokteyller, dekorasyon ve müzikler şahaneydi.
- Tiffany&Co, Fauchon Paris ve alem.com.tr’ın Zorlu Center’da düzenlediği “sokak partisi” konseptli davet soğuk bir havaya denk gelmiş olsa da cemiyetin yoğun katılımı açısından başarılıydı.
- Topaz Restaurant’da şef Tevfik Alparslan’ın İşkoçya tatlarından izler taşıyan mönüsü davetlilerden tam not alsa da, masa dekorasyonu böylesine üst çıta bir tadımın yanında epey sönük kalmıştı.
- St. Regis Hotel’de iş dünyasının sevilen isimlerinden Ali Başman ve kızı Cevza Başman’ın 1929’da kurulan üzüm bağlarının 85’inci yılı şerefine verdikleri yemeğin sohbetinin tadı en az lezzetleri kadar akılda kalıcıydı.
- La Petite Maison İstanbul’da, Feryal Gülman’ın da yaratıcıları arasında olduğu yaşam tarzı sitesi “popvizyon” un daveti vardı. Gülman’ın içten ev sahipliği ise davetteki her detaydan çok akılda kalandı.