Avusturya'da ünlülerin iyi yaşam kampında
OFİSİNİN kütüphanesinden aldığı 2 adet 3 kiloluk kitabı kucağıma verdikten sonra “Nasıl? Ağır değil mi? İşte senden bu kitapların ağırlığı kadar yani tam 6 kilo gitti” dedi Serhan Güven.
Serhan Bey Avusturya’nın dünyaca ünlü sağlıklı yaşam kliniklerinden Viva Mayr’ın Genel Müdürü.
Alp Dağları’nın eteklerindeki kliniklerinde, aralarında Rusya Devlet Başkanı Putin, Lanvin moda evinin tasarımcısı Alber Elbaz, süpermodeller Karlie Kloss ve Kate Moss başta olmak üzere pek çok ünlüyü ağırlıyorlar.
Sadece ünlülerin mesken tuttuğu kendini beğenmiş bir yer gelmesin aklınıza. Viva Mayr’da hayatının akışına sağlıklı ve sakin bir ara vermek isteyen her milletten onlarca insan var.
WÖRTHSEE GÖLÜ’NDE HUZUR
Ege ya da Akdeniz’e gidip de hem maddi hem manevi limitlerimi zorlamaktansa, sağlıklı ve sakin bir yaşamı seçen dünyalılardandım ben bu bayram.
Buyurun size tiryakileri arasına katıldığım Avusturya’nın Slovenya sınırına yakın Wörthsee Gölü kenarındaki klinik hayatına dair detaylar.
Dediğim gibi klinik Slovenya sınırına yakın olduğundan ülkenin başkenti Ljubljana’ya uçup buradan Wörthsee’ye geçmek en kısa yol. Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan Ljubljana’ya iki saat kadar süren direkt uçuşları var.
Buradan klinik arabayla yaklaşık bir saat kadar sürüyor.
Yol ve doğa o denli güzel ki inanın üç saat de sürse insanın canı hiç sıkılmaz.
Avusturya asilzadelerinin yazlıklarının bulunduğu Wörthsee’de birkaç otel ve mağaza dışında pek bir şey yok. Doğal olarak oldukça sıkı olan klinik hayatından kaçayım deseniz de yapacak pek bir şey bulamazsınız.
İçilebilir bir suya sahip Wörthsee Gölü kıyısındaki Viva Mayr için hem bir otel hem de bir klinik demek yanlış olmaz. Zira terapileri arasında gölün ve güneşin tadını çıkaran epey bir misafiri var kliniğin.
PEKİ BURADA HAYAT NASIL?
Efendim, daha kliniğe gitmeden bir hafta önce beslenmenizi biraz zapturapta almak için size bir “yapılacaklar listesi” yollayarak başlıyorlar işe.
Vardığınızda yapılan bir dizi muayene ve tetkikin ardından şahsınıza özel bir beslenme ve terapi takvimi oluşturuluyor.
Kiminin kilo almaya, kimin vermeye; kiminin ise kendiyle baş başa kalmaya geldiği klinikte bu takvime harfiyen uymanız şart.
Hayat burada çok erken başlıyor. Kahvaltının hemen ardından saat 08.00 gibi başlayan envai çeşit terapi, öğlene kadar yoğun bir şekilde sürüp gidiyor.
Kahvaltı servisinin saat 09.00’da, öğle yemeğinin saat 14.00’te akşam yemeğinin ise saat 19.00 gibi erken bir saatte bittiğini belirteyim.
Bu saatten sonra kütüphaneden bir kitap ya da bir DVD almaktan başka bir çareniz kalmıyor. Odama gider internete takılırım diyecek olursanız bu da çok mümkün değil zira internet bağlantısı kliniğin yalnızca lobi bölümünde hâkim.
Tüm bu kurallar başta biraz ağır ve sıkıcı gelse de aslında ruhunuza ne kadar iyi geldiğini klinik hayatına biraz alıştıktan sonra çok daha iyi anlıyorsunuz.
İnsanların belki de hayatlarının en süssüz püssüz ve gösterişsiz günlerini geçirdikleri klinik hayatının resmi üniformasının ise “bornoz ve terlik” olduğunu da söyleyeyim.
Neler öğrendim?
İnsanların zayıflaması ya da şişmanlaması kliniğin pek umurunda değil. Onlar için önemli olan sağlıklı bir bünyeye ve ruha tamamen doğal ve bitkisel yollarla sahip olmak. Aşılamak istedikleri de bu. Bunu bir yaşam tarzı olarak benimseyince gerisinin doğal olarak geldiğini savunuyorlar.
Nefes çok önemli, önce burnunuzu açıyorlar. Böylece hem günlük hayatınız hem de uykularınız çok daha iyi bir hal alıyor. Horlamanız nerdeyse kesiliyor. Yorgunluk haliniz geçiyor.
Besinleri ve tepkileri hakkında derin bilgiler veriyorlar. Böylece neyle neyin tüketilmesi konusunda bilgi sahibi oluyorsunuz ve bilinçli besleniyorsunuz.
Lokmalarınızı çok uzun çiğnemeyi öğretiyorlar. Böylece midenizin ve bağırsaklarınızın işini hafifletmiş oluyorsunuz.
Sindirim sistemini düzeltip mide ve bağırsaklarınızdaki gazı gideriyorlar. Böylece şişkinlik hissinden kurtuluyorsunuz.
Cilt ve yüz bakımınızla da ilgileniyorlar. Böylece kendinizi daha iyi hissedip programınıza daha bir motive oluyorsunuz.
Ha bir de mutlaka eklemem gereken bir husus var ki o da bütün bunları yaparken öyle dehşet paralar harcamıyorsunuz. İnanın geceliğine bizim memleketteki iyi bir otelin ya da özel bir hastanenin bir gecelik konaklama ücreti kadar hatta birçoğundan daha az ödüyorsunuz.