Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İNSAN yan komşusuyla Londra'da bir bistro'da tanışır mı? Çengelköy'deki evime taşındığımın ilk ayında yılbaşını geçirmek için Londra'ya gitmiştim.

        Hayat ne garip tesadüflerle ve rastlantılarla dolu...

        Sloane Street'te bulunan Gloucester Pub'a, "tuna balıklı sandviç" ve "bir ale birası" içmek niyetiyle girdiğimde; tek boş masa bile yoktu. Altı kişilik büyük masada oturan bir çift görünce, yanlarına ilişmek için doğal olarak "İngilizce" izinlerini istedim.

        OLAĞANÜSTÜ BİR MANZARA

        İngilizce izin istediğim çiftin, Tekel bandrollü sigara paketlerini fark edince anladım ki; biz birbirimizle "İngilizce konuşan Türkleriz'. Hafif bir "göz aşinalığı" da var. Üzerinden 10 yıl geçen ilk tanışmamız böyle gerçekleşti aynı zamanda yan ev komşum olan Rasim Özkanca ve Suna Özkanca çiftiyle...

        Size; mütevazılıklarını, performanslarını, çalışma azimlerini ve yaptıkları yatırımlardaki "nokta vuruşları"nı gıptayla izlediğim Özkanca Ailesi'nin, İstanbul'a armağan ettiği "X Restaurant "dan bahsedeceğim. Keyfinden ve lezzetinden hiç tereddüt etmeden gidilen yegâne mekânlardan biri "X Restaurant".

        Şakir Eczacıbaşı'nın hayallerini gerçekleştirdiği ve hayata geçirdiği "Deniz Apartmanı "nın en üst katında.

        Olağanüstü manzaralı mekân, daha vakit körpe olmasına rağmen, barından yemek bölümüne kadar hınca hınç doluydu ben gittiğimde.

        HER ŞEY DÖRT DÖRTLÜK!

        Üst düzey bürokratlardan sanatçılara ve iş çıkışı içkisi alan beyaz yakalılara kadar tam bir gurme profili var "X Restauranf'da.

        Yemeklere gelince; Borsa klasiklerinin Türk damak tadını çok da sarsmayacak, nispeten füzyonlaştırılmış lezzet dolu versiyonları. Rafine ve işini bilen personel sıcakkanlı...

        Borsa markasının verdiği itimatla, klasikleşme yolunda giden mekânda, yediğimiz ve içtiğimiz her şey dört dörtlüktü... Dostlarına ve müşterilerine ilgide alâkada kusur etmeyen Rasim Bey'e, masamıza uğradığında, "Ne tavsiye edersiniz" diye sordum, "Keşke hepsinden yesen, çünkü çok önemli aşçılarla mükemmel tatlar yaratmaya devam ediyoruz" dedi.

        Terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya hani! "Siz ne yediniz" diye sordum ben de Rasim Bey'e. "Unuttum valla akşam yemeğini. Öğlen yediğim kuru fasulye-pilavla duruyorum" dedi.

        Patronun yediği kendine ama ben "şiddetle" elmalı kereviz salatasını; rezeneli, portakallı ve tarhunlu tekir balığı buğulamayı ve odun fırınında pişmiş, kekikli ve firik risottolu kuzu tandırı tavsiye ederim.

        ***

        DANİMARKA USULÜ DETOKS...

        Detoks denilen "vücudu toksinlerden arındırma" yolunda bile moda bir trend varmış inanın. Öyle "anam-babam usulü" ılık suya limon sıktım içtim. "Çimen içtim" demeyin bence bu aralar!

        Zira "Danimarka Detoksu" moda! Başta Londra olmak üzere tüm dünyayı sarmış durumda.

        Sabah, öğlen, akşam başta Hindibağ kökü olmak üzere pek çok bitkisel öz içeren vücudu temizleyici tabletleri minimum 2 hafta kullanmak gerekiyor.

        Bu süre zarfında, tüm arınma programlarında olduğu gibi, bol su içmeli ve yediklerinize biraz dikkat etmelisiniz.

        Uygulayanlar çok memnun.

        Bilginize...

        Okunmak üzere...

        Mutlu kalın...

        ***

        YANLIŞ LAF AVCISI

        Avcı Canan'ın avı: "Anti parantez" Doğrusu: "Antrparantez"

        Diğer Yazılar