Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MALT viski Glenmorangie‘nin şatovari evinde akşam yemeği öncesi aperitifimi yudumlarken dışarıdan gelen gayda sesi, zaten olağanüstü olan “keyif ortamımı” unutulmayacak bir sürprizle harmanladı. Ritüellerine sadakatle yenen akşam yemeklerinin ikinci gününde yöresel tatlarla başlayacak olan yemeğin habercisiydi bu gayda sanatçısı. Yemek salonuna geçildiğinde, gayda seslerine Harry Potter‘dan fırlamış olduklarını düşündüğüm servis personelinin geleneksel ve efendi dansları karışıverdi. Dev yemek salonundaki, tüm yemek öncesi ritüeller tamamlanıp da kadehler kaldırıldıktan sonra başlayan sohbet sırasında artık salonu terk etmeye hazırlanan gayda sanatçısı masada Türklerin de olduğunu öğrenince, “One minute“ diyerek biraz daha kalacağının sinyalini vermiş oldu. O an cebinden çıkardığı flütümsü hafif de kavalı anımsatan enstrümanıyla başladı İstiklal Marşı’mızı çalmaya... Kilometrelerce ötede, tamamen farklı bir kültürde ve coğrafyada yenilen bir akşam yemeğinde milli marşımızı duymak ve ayağa kalkarak saygı duruşunda bulunmak bana kendimi Abdullah Gül gibi hissettirdi. Sanki Çankaya Köşkü’nde verilen bir akşam yemeğinde yabancıları ağırlıyor gibi hissettim kendimi.

        ŞATO EVDE HAYAT...

        Glenmorangie House, İskoçya‘nın epey kuzeyinde Highland‘de. Otelde, 6 lüks oda var. Otelin tümüne yayılmış İngiliz ve İskoç dekorasyon tarzı odalarda da hâkim. İklimin soğukluğundan dolayı, odaların perdelerini çalsam dostlarıma ve kendime bir sürü palto diktirebilirdim. Lambswool, kaşmir, shetland gibi soğuğa dayanıklı yünlerden perdelere ilaveten yorganımsı bir katman daha dikilmişti. Antika ceviz möbleleri devasa abajurlar tamamlarken, gümüş bir tepside minicik bir kristal karafta malt da unutulmamış. Bu tarihi durumu aykırı duruşuyla bozan Boss iDock‘u unutmamış olmaları bana odamı daha da sevdirdi. Akşam yemeklerinin aynı saatte ve tüm misafirler bir arada yenilmesini öneriyorlar. Akşam yemeği için hazırlanan mönüler deri bir mönü kartı içinde, akşamüstü salona bırakılıyor. Yemek tabaklarının altına Amerikan servis olarak İskoçya‘da çatı ve dam kaplamasında kiremit niyetine kullanılan sıcak ve soğuk geçirmeyen bir taş olan siyah taş koyuluyor. Böylece antika ahşap möblelerin yemek tabağının sıcağından etkilenmesi engellenmiş oluyor. Yemeklerden sonra şömineli oturma salonuna geçiliyor. Geceler fazla uzamıyor, sabahlar da öğlene sarkmıyor burada pek. Otelde, vaktini dışarda geçirecek konuklar için, içinde her numaraWellington çizmeler ile su ve soğuk geçirmeyen geleneksel gocukların bulunduğu bir oda da bulunuyor.

        ŞAHİNCİLİK...

        Türkçe’ye “Şahincilik” diye çevrilince çok saçma olduğunun farkındayım. Ancak Glenmorangie House‘un etkinlikleri arasında tecrübe etmenizi önereceğim “falconry” adı verilen, eğitim almış vahşi şahinlerin nasıl da söz dinler birer avcıya dönüştüğünün hem gösterildiği hem de arzu ederseniz deneyimletildiği bir aktivite var. “Gözümü oyar mı, burnumu ısırır mı?“ diye hafif endişenerek başladığınız kolunuzda şahin uçurma ve kondurma işlemi, kısa sürede gayet zevkli bir hal alıveriyor. Tek korkunç tarafı maalesef şahinin isteklerinizi yapması karşılığında sizden beklediği ödülün, karides ya da ölü bir civciv olması...

        Yanlış Laf Avcısı

        Selim’in avı:

        “Kaaför”

        Doğrusu:

        “Kuaför”

        Diğer Yazılar