GÜNDÜZLERİM GECE SANKİ...
"RÜYASIZ uykular gibi
Gündüzlerim gece sanki
Kimsesizim sensizken inan ki
Bir köşede yalnız kaldım..."
1979 yılında Ajda Pekkan'ın Süper Star II albümünde, gündüzleri geceye çeviren bir aşk acısının anlatıldığı Ajda klasiklerinden birinin sözleri yukarıda yazdıklarım...
Gündüzlerin geceye çevrilmesi için, artık aşk acısı çekmeye gerek yok. Emirgan sahiline gitmeniz yeterli. Gündüzlerini geceye çevirmek isteyenler her cumartesi öğleden sonra La Boom'da buluşuyor.
Ben daha ilk açıldığında yemeğe gitmiştim. Mekânın sahibi Umut Evirgen, "Dükkân biraz daha oturduktan sonra, hayalimdeki gündüz partilerini başlatacağım" demişti. Geçtiğimiz ay bu partileri başlattı. Bir nevi "cumartesi brunch"ı gibi başlasa da, bakın sonra nasıl bir hal alıyor...
ÖĞLEDEN SONRA EĞLENCESİ
Saat 13.00 gibi fiyakalı otomobilleri ve iyi tekneleriyle arz-ı endam eden et bebeler ve sarı karalar, yemeklerini yedikten hemen sonra vazomsu çanaklarında bol pipetli kokteyllerini, şampanyalarını içmeye başlıyorlar.
Çok iyi bir ses sistemine sahip olan mekânda, cumartesi partileri için gelen çok çok iyi DJ'ler yavaş yavaş yükleniyor müziğin sesine ve ritmine. Renkli gözlükler ve ponponlar gibi parti aksesuvarlarının dağıtılması da bu anlara denk geliyor.
Ve beklenen an geliyor. Saat 19.00'a kadar sürecek olan partinin startı, tek bir gün ışığı hüzmesini bile içeri geçirmeyen perdelerin kapanmasıyla verilmiş oluyor.
Ne eğlenmek! Ne dans etmek! Müthiş! Ben bile yaşıma başıma bakmadan bu "gündüzlerim gece sanki" durumunu aşk acısına değil, eğlenceli bir aşkla çevirenlerle tepindim durdum.
MIX MONDIAL GÜNLERİ
Başta İstanbul olmak üzere, İzmir ve Ankara mekânlarını dünyaca ünlü şeflerle, özel mönülerle ve çok farklı kokteyllerle buluşturan Mix Mondial Kokteyl Festivalinin son günlerine geldik bu sene de.
Emeği geçen herkesi cidden kutlamak gerekir. Belki benimle aynı fikirde olmayanlar vardır ama yemesiyle, içmesiyle, mekânlarıyla, otelleriyle dünyanın gözünü diktiği ülkemizin bu tip festivallere ev sahipliği yapması çok önemli. Ülkemizin doğal güzelliklerini görmek için ziyaret edenler kadar olmasa da, "yemek-içmek-eğlenmek" için gelen paralı bir zümrenin de hızla arttığı bir gerçek.
VOTKANIN YEMEKLERLE UYUMU
Sofa Hotel'de açılan Frankie'ye söylenecek söz yok! Açıldığı günden beri yemeğiyle, ortamıyla, müziğiyle, Sezen Aksu'suyla, Kürşat Başar'ıyla hak ettiği başarısıyla, hep gündemde.
Ketel One Vodka da Mix Mondial kapsamında düzenlediği yemek daveti için mekân olarak Frankie'yi seçenler arasındaydı. Hem de muthiş bir mönüyle! Helsinki'de her yemeğe, her salataya ve her tatlıya küçük bir spreyle votka sıktıklarına şahit olduğumda epeyce şaşırmış ancak votkanın yemekle uyumuna da hayran kalmıştım.
O gece de yemeklerin çoğu votkayla hazırlanmıştı. "Bu özel lezzetlere neden sadece özel günler için oluşturulan mönülerde yer veriliyor. Restoranların mönülerinde hep olmuyor?" diye düşündürecek kadar iyiydi o gece yemekler. Votkalı sosların tatlılarla ve etlerle uyumu mükemmeldi.
PRINCE YENİDEN STÜDYODA!
Çok şükür!
Bu elektronik müzik kirliliğine Prince de dayanamamış olacak ki, adam yıllar sonra tekrar stüdyoya girdi. Hem de ne parçayla!
Ülkemizin en değerli müzik adamlarından, Power FM'in DJ'i Cem Nadiran sayesinde herkesten önce öğrendiğim parçanın adı her ne kadar "Rock'n Roll Love Affair" olsa da, country esintileri taşıyan buram buram bir Prince parçası.
Stüdyoda bir kerede kaydedilmiş parça. Son haline getiren ve dans mikslerini yapan Jamie Lewis; asıl ismi Cem olan, İsviçre'de doğmuş ve büyümüş bir Türk.
10 Kasım'da piyasa çıkacak ve kesinlikle "hit" olacak albümü mutlaka ama mutlaka edinmelisiniz...