Süpersonik konaklama
26 temmuz 2000 günü sanırım hafta sonuna denk geliyordu ki, öğle saatlerinde uykumdan ısrarla çalan telefonun sesiyle uyandım. Uçak ve uçuş hastası olduğumu çok iyi bilen arkadaşlarımdan ilk arayan Hale Şerif'ti ve "en sevdiğin Paris'te düştü" diyordu.
İnanamadım!
Her ne kadar hayatımda en etkilendiğim olaylar sıralamasında uzun süre 1 numaradaki yerini koruyan Concorde kazası, yerini 1 sene sonra ikiz kulelerin yıkılışına kaptırmış olsa da, uçuştan kaldırılmasını havacılık sektörü için ciddi bir geri adım olarak görüyorum. Üstelik ben henüz bir Concorde uçuşu bile yapmamışken...
Sektör olarak Amerika ve Avrupa'yı yıllarca 4 saatte kat ettikten sonra, dön tekrar iki katı sürelere.
Gerçekten dünyada her sektör hızını artırırken havacılık sektörü hızını yavaşlattı. Öyle ki, bu sesten hızlı ve süpersonik uçuşların iptali, Amerika ve Avrupa saat farkını avantaja çeviren iş dünyasına da ciddi sekte vurdu. Hatta tuhaf gelecek ama en fazla darbeyi alanlardan biri de mankenler ve top modeller dünyası oldu. Paris'te bir defileden çıkıp New York'ta tekrar podyuma çıkarak aynı gün iki kez para kazanamaz oldular.
Concorde'la uçamadım ama Concorde'da kaldım.
Concorde ilgimden dolayı, Antalya Lara'da Concorde formunda bir otelin yapılmaya başlanacağı haberini de ilk duyanlardan olmuştum. Ama bir türlü gitmek, kalmak nasip olmamıştı açıldığından beri. Nasip geçen hafta sonuymuş. Çok zor bir betonarme harikası olan otelin burnunda yani, Concorde'un kokpit'inde kaldım. Benim gibi uçak hastalarına bu otelin bu odasını şiddetle tavsiye ederim. Çok zevkli.
Bu mevsim biz Türkler havuza denize girmek yerine SPA, yeme-içme gibi otel aktivitelerini tercih etsek de, turistler hâlâ çıplak ayaklı ve mayolu olarak Antalya'da. Ve çok ciddi turist var, helal olsun valla. Bizim koca otelde sadece üç oda boşmuş.
Bu otelin SPA'sı çok meşhurmuş. Öyle aman aman bir SPA olmasa da çalışanlar o kadar işinin ehli ki bugüne kadar yaptırdığım en iyi Tayland masajlarından birini yaptırdım otelde. Bu zamanda artık I-DOCK'suz otel odasının tedavülde bile olmamasını düşünen bir müzik tutkunu olarak bu otelde odada bir de müzik setiyle karşılaşmak acaip hoşuma gitti diyebilirim.
Antalya otelleri arasında
gördüğüm en zengin şarap mönüsüne sahip otelin tek kusuru, girişinde çok yoğun, diğer alanlarında da sıkça kullanılan beyaz ışıkları. Hep söylüyorum. Beyaz ışıklı bir saray gördünüz mü diye? Beyaz ışık; acil servis, outlet, yurt gibi yerlerin ışığıdır ve lüksle asla bağdaşmaz.
Radyocunun RADYOLARI
CONCORDE Otel'de çok beğendiğim programcı Cem Ceminay'la tanıştım ilk kez. Müzik bilgisi bunca derin ve donanımlı hem de alçakgönüllü insanlarla sohbete bayılıyorum. Çok muhabbetli yenen akşam yemeğinde Cem'den artık kendi internet radyolarını kurduğunu öğrendim. Tecrübenin müziğini dinleyin derim.
Safran soslu karides
ANTALYA'DA Antalya Balık Evi'ne Arif Çelik'in daveti üzerine gittik. Antalya'da da İstanbul'da olduğu gibi Pazar günleri akşamüstü balıkçıya gitme âdeti olduğunu bilmezdim. Gayet nezih ve hoş bir yer. Avokadonun çok sık kullanıldığı Antalya Balık Evi'nin mutfağında, bol bol avokadolu değişik lezzetler var. Ama bunların içindeki en müthiş lezzet, hafif krema ve safran çiçeği kurusuyla yapılan karides yemeği. Yolunuz düşerse deneyin derim. Ama dikkat edin Antalya'nın ileri gelenleriyle denk gelmemeye çalışın zira onlar istiyor diye müzik kapatılıp, maç açılabiliyor burada.