Alaçatı'da aşkın ve tesadüflerin oteli
CUMA günü iş çıkışı gayet keyifli ve muhabbetli bir uçak yolculuğunun ardından çıkıyorum İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nın iç hatlar terminalinin kapısından. Alaçatı'nın beyaz tozuyla hafif rengi dönmüş, vasatın bir tık üstü ve dağınık bir araç. Hem arabayı kullanan hem de 'Ben otelin yiyecek ve içeceğinden sorumluyum' diyerek bana bisküvisinden ikram eden tipi tuvaleti düzgün bir adam. Yaşanan bu kontrpiye bile, her dakikası çok çok kıymetli 2 günümü geçirmek üzere teslim olmaya hazırlandığım otel hakkında endişelenmeye başlamam için son derece yeterli bir başlangıç değil mi? İlk başta bu oteli bana tavsiye eden arkadaşım olmak üzere başlıyorum tüm bilgi alacağım potansiyelimle mesajlaşmaya. Aldıklarımsa şu tip cevaplar: "Öyledir onlar." "Evine arkadaşı geliyor gibi görür ve öyle davranırlar." "Şaşırma ve merak etme." "Tapacaksın." "Çok seveceksin." "Tam senlik insanlardır."
EVİNE HOŞ GELDİN!
Hakikaten otel formatından uzak sanki bir akrabamın yazlığına gelmişim, onlar da beni havalimanından karşılamışlar kıvamındaki bu samimi ve bol sohbetli transferin ardından girdiğim La Capria Suites'in o dev kapılarının dışına eşim dostum olmasa inanın pazar gününe kadar çıkmazdım. Az ileride en iyi İtalyan şarküteri çeşitleri ile Türk ve dünya peynirlerini, arşivindeki değerli ve rafine müzikler eşliğinde bir İtalyan ailesi ortamında mideye indirirken "İyi gelmedi mi bu aile usulü karşılama? Evine hoş geldin!" diyor bana Mete Nisari.
TOSKANA'DA AŞK
Mete Nisari ve Alexandra, La Capria Toskana'da tanışıyorlar. İlk görüşte bir şeyler kıpırdıyor her ikisinin de içinde. Ancak o ara her ikisi de evli. Aradaki yılları kurcalamadım ama 3 yıl sonra ikisi de boşanıyorlar ve bugünlerin imzasını atıyorlar. Mete mimar. Nişantaşı'ndaki Sofa Otel'in ortaklarından. Alexandra ise yazar ve tiyatrocu. Çiftin herkesin pek bir dilinde olan Toskana'da bir butik otelleri daha var.
TESADÜFEN OTEL
Alaçatı'daki La Capria Suites'i yaratma hikâyesi ise tamamen tesadüflere dayanıyor. Mete yatırım olsun diye yıllar önce görmeden Alaçatı'daki şimdiki otelin arazisini satın alıyor. Boş kalan senelerin ardından buraya 3 bloktan ve lüks villalardan oluşan bir yazlık site inşa ediyor. Ancak işler istediği gitmiyor ve bu evlere pek rağbet edilmiyor. Yatırımın ellerinde patlayacağını anlayınca karar veriyorlar evleri otele çevirmeye. İyi ki de çeviriyorlar. Yoksa sofralarında yemeklerin ve sohbetlerin eksik olmadığı, Bolonya, Napoli ve Toskana'nın iyi ürünlerinin yenilip içildiği, geminin tahıl ambarlarında kullanılan tik ağacının havuz başına kaplandığı, duşun bile devasa ağaç köklerinin içine gizlendiği, yüzlerce mumun Maroken ve Lisa Corti ağırlıklı dekorasyonunu aydınlattığı romantik bir evimiz olmayacaktı. Bu evin halleri yaşanmaya değer. Yazı kaçırırsanız şömineli odalarda sarmal halini de yaşayabilme şansınız var.
Alaçat Notları
■ 01.30'dan sonra başlayan ses yasağına Tektekçi çare bulmuş. Herkese kulaklık dağıtılıyor. DJ'in müziği kulaklıklardan yayınlanmaya devam ediyor. Uzaktan bakıldığında sessiz bir ortamda eğlenen ve dans eden kulaklıklı insanları izlemek çok matrak.
■ "GÖZ" mekânlarının son halkası 5 odalı GÖZ Oda Otel ve patlıcanlı tostuyla sezona damga vuran GÖZ Lokal.
■ Hacı Memiş Mahallesinde başlayan, çarşıya nazaran daha sakin ve gusto gidişat müthiş bir hızla devam ediyor. Son halkası Grisson. Floresanlı aydınlatması feci ama yemekler bir şahane. Özellikle "Limonlu püreli çipura file"si.
■ Aqua Şifne suşinin tek adresi olmuş durumda. Çok iyi olmasa da gayet iyi gidiyor.
■ Steakhouse furyasının Alaçatı'daki adresi ise Just Meat olmuş durumda. Etleri ve ortamı muhteşem.
■ Geceyi sabaha bağlayanların fiks adresi olan Kumrucu Şevki'de, Dost Pide'de ve Kırçiçeği'nde ise durum her zamanki gibi. Yani her zamanki gibi son derece lezzetli.