Bu yazımda siz değerli okuyucularıma bu yıl 8. kez düzenlenmiş olan İzmir Cup Tenis Turnuvası ile ilgili gözlemlerimi çok kısa ve öz olarak olarak belirtmek istiyorum.

İzmir Cup bana göre çok önemli bir organizasyondur. Çünkü Bu turnuva ‘İZMİR TENİS KENTİ OLMALIDIR’ düşünce ve sloganının ilk basamağı ve temel taşıdır. O yüzden gelişerek yaşamalıdır. Öncelikle organizasyonun yapıldığı UTEM tesislerini Tenis Federasyonu Başkanlığı sırasında şehrimize kazandırmış olan Sayın Azmi Kumova’ya teşekkür ediyorum.

8. yılında yılında bu defa FOLKART İZMİR CUP adı altında düzenlenmiş olan turnuva organizasyon olarak gayet iyi geçti. Sponsor firmanın önemli katkıları ve özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu işi benimsemiş olması turnuvaya görünür bir ivme kattı. Görünen o ki Türkiye Tenis Federasyonu uluslararası tenis turnuvalarını düzenlemekte oldukça tecrübe kazanmış. Turnuva süresince TTF Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cengiz Durmuş ve kurmayları UTEM tesislerinde idi.

Ayrıca Sayın Aziz Kocaoğlu’nun da organizasyona olan baştan sona ilgisi de bu işin artık İzmir’de kökleştiğini gösteriyor.

 

MARSEL ELENMESEYDİ

 

Turnuva baştan sona gayet güzel geçti. Özellikle araya ustalıkla yerleştirilmiş eğlenceli programlar da turnuvaya oldukça renk kattı. Katılmış olan oyuncular da gayet iyiyidi. Sonuçta da güzel bir final maçı ile Slovak Lukas Lacko hem şampiyonluk kupasının hem de büyük ödülün sahibi olmayı başardı.

Özellikle geçmiş dönemlerde bir yıldız oyuncu olan İranlı Mansour Bahrami ve ona eşlik etmiş olan arkadaşlarının tenis şovu oldukça görülmeye değerdi.

Ancak bugüne kadar tüm organizasyonlara katılmış ve bir keresinde final oynama başarısını da göstermiş olan milli tenisçimiz Marsel İlhan’nın erken elenmiş olması galiba biraz turnuvanın tansiyonunu düşürdü. Çünkü gözlemlediğim kadarı ile bu defa tenisseverler Marsel’den bir final beklentisi içinde idiler.

Peki, Marsel bu turnuvada final oynayabilir miydi?

Gayet tabi ki oynayabilirdi. Çünkü Marsel‘de bu kapasite ve bu konuda yeterli deneyim de var. Ancak gözle görünür eksikler de var. Örneğin çok etkili ve bitirici “forehand” vuruşlarının yanı sıra bacakları yeteri kadar güçlü değil. Bacaklardaki bu yetersizlik hem zamanlamasını hem de “backhand” vuruşunu olumsuz etkiliyor. Bu benim amatörce ve naçizane görüşüm. Takdiri değerli eğitmenlere bırakıyorum.

Ayrıca böyle güzel bir organizasyona seyirci katılımı konusunda pek fazla bir şey söylemek istemiyorum. Mansour Bahrami gibi bir üstadın şovunda dahi tribünlerin durumu hiç iç açıcı değildi. Turnuvanın uzun bir tatil dönemine gelmiş olması da belki bu konuda etkili olmuş olabilir. Ancak İzmir’deki tenis kulüp yönetici ve eğitmenlerinin de ilgisiz kalması bana göre mazeret sayılamaz. Çünkü bu tip organizasyonlarda tribünleri öncelikle turnuvaya katılmış olan oyuncular, onların eğiticileri, aileleri, tüm antrenörler ve o şehrin tüm kulüp yöneticileri doldururlar. Hatta bu yöneticiler kendi kulüplerinde eğitim almakta olan küçük, büyük oyuncuları da bu konuda teşvik ederler.

Maalesef bu da İzmir’in büyük eksiği. Galiba İzmir’in tenis kenti olabilmesi için biraz daha fazla fedakârlık yapmamız gerekiyor. Bunlar da benim görüşlerim...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!