'ODTÜ'de 2 bin 800 lira maaşa razı gelen hocamızı kaçırdık!'
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 76. yıldönümü nedeniyle, hakkında anlatılan bilindik, bilinmedik tarihsel göndermeler arasında aklıma şu soru takıldı: Aralarında geometrinin de olduğu 14’ün üzerinde kitap yazması, neden rakı sofraları kadar popüler hale gelmedi?
Amerikalı gazeteci yazar Isaac F. Marcosson, Cumhuriyet’in ilanından 9 gün önce The Saturday Evening Post’ta yayımlanan röportajında, Atatürk’ün şu sözlerine yer veriyor:
“Yeni Türkiye’nin ilk ve en önemli düşüncesi, siyasal değil, ekonomiktir. Biz dünya üretiminin de, tüketiminin de bir parçası olmak istiyoruz.”
Peki 2023 yılında 100’üncü yılını kutlayacağımız Cumhuriyet’in ilanından günümüze hangi noktaya gelmişiz?
10. KALKINMA PLANI HEDEFİ
Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD) tarafından yayınlanan “2013 Dünya Rekabet Gücü Yıllığı”na göre, Türkiye GSYH’sinin yüzde 70’i hanehalkı tüketim harcamalarından oluşuyor. Bu söz konusu oran Türkiye’yi 60 ülke içinde 5’inci sırada konumlandırıyor. Aynı istatistikte mal ihracatında 51’inci, hizmet ihracatında 41. sıraya düşüyor.
Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye İnovasyon Haftası”nda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, büyümenin inovasyondan geleceğine işaret ettiği konuşmasında “Türkiye’nin yüksek teknoloji ürünleri ihracatının toplam ihracata oranı yüzde 4 olurken, aynı oran Almanya’da yüzde 31, Güney Kore’de yüzde 25” diyordu...
Kasım ayının ilk haftasında açıklanan 10. Kalkınma Planı’na (2014-2018), yüksek teknoloji ürünlerinin 2013 yılında yüzde 42 olan ithalattaki payının, 2018’de yüzde 40’a gerilemesi ve ihracatta yüzde 32 olan payının, aynı dönemde yüzde 37.6’ya yükselmesi hedefi kondu.
REKTÖR ACAR ‘LİYAKAT’ DİYOR
Yüksek teknoloji ürünü demek; üniversite demek. TÜBİTAK tarafından üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performansına göre yapılan sıralamada aldığı 83.09 puanla birinci sıraya oturan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) 2008 yılından beri Rektörlük koltuğunda oturan Prof. Dr. Ahmet Acar, İstanbul’daki buluşmamızda; “yüksek teknoloji iklimi” dediğimizde eteğindeki taşları tek tek döktü.
Acar’ın kanayan yarası üniversitelerde "likayat" esasının rafa kalmış olması...
Elektronik bölümünden bir yardımcı doçentin kadro için 8 ay bekledikten sonra, Amerika’ya Stanford Üniversitesi’ne giderken kendisine “Gönlüm ODTÜ’de kaldı, ama daha fazla dayanamayacağım” diye mesaj attığını aktarıyor.
Öğretim Elemanları Derneği’nin verilerine göre Türkiye 30 OECD ülkesi içinde, akademisyenlere verdiği maaşla 21. sırada. O, Stanford Üniversitesi’ne gidecek yeterlilikteki akademisyen, Türkiye’de 2 bin 800 TL’ye çalışmaya razı, ama takdir yok!
ODTÜ’DEN ARAŞTIRMA PARKI
Acar, son 8 yılda ODTÜ’de öğrenci sayılarının lisans seviyesinde yüzde 15, yüksek lisans seviyesinde yüzde 25, doktorada ise yüzde 35 artmasına karşılık, öğretim üyesi sayısının yüzde 5 azalmasını açıklamakta güçlük çekiyor.
Türkiye’de ise üniversite sayısı 175’e çıkarken, son 10 yılda öğrenci sayısı 3, öğretim üyesi sayısı 2 kat arttı. Üniversitelerde 20 bini doktoralı olmak üzere, 55 bin öğretim elemanı açığı varken, Türkiye yılda 4 bin 500 doktora mezunu veriyor. ABD her yıl 61 bin, Almanya 25 bin doktora mezunu veriyor. Nitelikleri saymıyorum bile...
“Times Higher Education”un en iyi 100 üniversite sıralamasında ODTÜ’nün 85’inci sırada olduğunu söyleyen Acar, “Türkiye’den bu listeye giren tek üniversiteyiz. ODTÜ Teknokent, dünyanın ilk 20 teknokenti arasına girecek nitelikte. Silikon Vadisi’nde ve Brüksel’de ofis açıyoruz, Ayrıca ODTÜ’de 24 araştırma merkezini bir araya getiren ve enerji, sağlık, çevre sorunlarını ele alacak bir Araştırma Parkı yapıyoruz” diyor.
Türkiye’nin ortalama ihraç ürünlerinin kilo değeri 1.64 dolarken, ODTÜ Teknokent’te kilo başına 1.7 milyon dolarlık çip ihracatı gerçekleştirdiklerini vurgulayan Acar’ın kilit cümlesi şu:
“Rekabet gücü; hammadde, verimlilik ve inovasyon olarak 3 temelde sağlanabilir. Türkiye’nin bu denklemde tek şansı inovasyon...”
ODTÜ’den mezun olan (okul birincisi) Ali Babacan, Cevdet Yılmaz ve Fikri Işık’ın ekonomiyi içine alan 3 bakanlıkta bakan, Nabi Avcı’nın ise Eğitim Bakanı olduğu bir kabinenin, bu sözleri değerlendirme kapasitesinden şüphem yok.