Daralma ihracatla aşılmaya çalışılıyor
Tartışıp duruyoruz; yaşam biçimine müdahale oluyor mu? Bu soruya rakamlarla yanıt vermenin mümkün olduğu ender alanlardan biri alkollü içki tüketimi...
Alkollü içki ruhsatı almak zorlaştı, dünyada şaraba uygulanan 5 sentler düzeyinde olan vergi, Türkiye’de 1.50 Euro’ya ulaştı, son 2 yıldır tanıtım yasaklandı.
Düğün salonlarından meslek örgütlerinin lokallerine kadar birçok yerde alkollü içki mönülerden çıktı; son 12 yıldır aşama aşama pazar daraldı.
Kamu politikalarının etkisinin yanı sıra perakende piyasalarındaki konsolidasyon da bu gerilemeyi tırmandırdı.
Sabancı Müzesi’nin içindeki Müzedechanga’da öğle yemeğinde buluştuğumuz Gülor Şarapçılık Genel Müdürü Adnan Erem, “ŞOK’tan sonra DİA’yı da satın alan Ülker’in (en yaygın indirim marketi BİM’in de ortağı olan Yıldız Holding) alkollü içki satışını durdurmasıyla satışlarımız yüzde 25 geri geldi” diyor.
Sayıları 13 bini geçen indirim marketlerinin çoğunda alkollü içecek satılmıyor.
Migros’un yanı sıra Carrefoursa, Metro, Real ve Kipa’dan başka alkollü içki satan market kaldı mı bilmiyorum.
Eğlence ve yeme-içme sektöründe yaptığı satın almalarla en büyük oyuncu haline gelen Doğuş Holding’in, fiyat belirleme avantajı yakalaması da, şarap üreticilerine indirilen son darbeydi...
İngiliz BC Partners’ın Migros’taki hisselerini Anadolu Grubu’na satması sanırım başta grup şirketlerinden Efes İçecek olmak üzere en çok alkollü içki üreticilerini sevindirmiştir. Zira Migros’a Yıldız Holding de talip olmuştu...
Şarapçılığın doğduğu topraklardaki (İran, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye’yi içine alan coğrafya) 6 bin yıllık öyküsünde, son 10 yıl, “gerileme” mi yoksa bir “iade-i itibar” dönemi olarak mı anılacak?
Şaşıracaksınız belki ama ikincisi oluyor gibi... Güler Sabancı ve dayısı Orhan Türker’in 1995 yılında hobi olarak başlayan şarapçılık yatırımı, 2010 yılında Doluca’dan transfer ettikleri eski Sabancı Grubu yönecilerinden Erem’in aralarına katılmasıyla boyut değiştirdi.
2012 yılında Gülor’un yüzde 25’ine ortak olan Erem, pazardaki gelişmeyi anlatıyor:
“İlk butik şarap markası olarak Gülor’un piyasaya girişiyle Doluca Kavaklıdere de kaliteye yatırım yaptı. Sevilen ve Mey ile birlikte pazarda birlik sağlandı. Küçük yatırımcıların kaliteli şarap üretimine ilgisi arttı. Dünyada yıllık şarap üretimi 30 milyar litre (Fransa, İtalya, İspanya ve California başta olmak üzere), Türkiye’de ise 50 milyon litre. Türkiye’deki 70 milyon litrelik tüketimin yüzde 40’ı “Her şey dahil” sistemiyle işletilen Antalya ve Ege otelleri tarafından tüketiliyor. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’na (TAPDK) kayıtlı 120 üreticiden 100’ü ucuz şarap üretiyor. Geçtiğimiz 2 yıla kadar kaliteli şarap tüketimi belirli bir ivmeyi yakalamıştı.”
Erem, son 2 yılda pazarda yaşanan daralmayı ihracat stratejisiyle aşmaya çalıştıklarını vurguluyor.
Bu noktada verilen en kritik karar; şarap üreticisinin ABD pazarına, “yerli üzüm”le açılması oluyor.
Ekonomi Bakanlığı’nın aynı dönemde “Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme” (URGE) projesi kapsamında, 3 yıl süreyle yurtdışı tanıtım masraflarının yüzde 75’ini karşıladığı 10 proje içinde yer alması, Gülor için itici güç oluyor.
Son 8 yıldır Türk şaraplarının gümüş, bronz ve mansiyon ödülleriyle döndüğü Uluslararası Şarap Yarışması’nda (IWC), 2015 yılına, Elazığ’ın öküzgözü ve boğazkere üzümlerinden üretilen Gülor Şayeste’nin aldığı altın madalya damgasını vurdu.
Gülor, 2014 yılı Los Angeles ve San Francisco şarap yarışmalarından da çeşitli kategorilerde ödüllerle döndü.
Yılda 150 bin şişe şarap üreten Gülor, Amerika başta olmak üzere, Kanada, Rusya ve Çin’i de içine alan küresel pazara, 2015 yılında 200 bin şişe ihracat yapmayı hedefliyor.
Bu hikâye “Kötü ev sahibi kiracısını ev sahibi yapar” atasözünü aklıma getiriyor...
Şaraplık üzüm bağlarının ana yurdu olan Güneydoğu’nun yanı sıra Ege ve Trakya’da değerlenen arazi fiyatları nedeniyle Denizli’ye kayan üzüm bağlarıyla birlikte, Anadolu toprağı daha geniş bir lezzet yelpazesiyle dünyaya açılma imkânı bulacak.
2015’e umutlu girelim; gerçekler gibi değerlerin de bir gün ortaya çıkma huyu vardır.
İşlenmiş tarım ürünleri içinde en fazla katma değer sağlama potansiyeli olan üzüm bağlarından, yalnızca kuru üzüm elde etmek bu topraklara haksızlık olurdu...