Son günlerde yaşanan “ensest” tartışmasıyla toplumsal cinsiyet eşitliği alanında ne kadar sınırlı veri olduğunu bir kez daha gördük.

İyi haberi veriyorum: Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği haritası çıkıyor.

Kadın çalışmalarında teknik kapasitesi olan, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademi dünyasından bir grup kadının 2010 yılında kurduğu Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD), kadın-erkek eşitsizliğini içeren 10 alanda haritalama yapacak.

CEİD, 2010 yılından beri altyapısını oluşturduğu 2 yıllık “izleme” projesine, Mart 2017 tarihinde Avrupa Birliği’nden (AB) yüzde 100’ü hibe, 1 milyon 630 bin Euro fon desteği aldı.

Devlet kurumları ve STK’ların katılımıyla Türkiye’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı’nı hazırlayacak.

Bağımsız ve teknik bir yapı olarak kurgulanan CEİD’in yürütücüsü olduğu projeye verilen fon, Avrupa Bakanlığı üzerinden geliyor. Merkezi Finans İhale Birimi tarafından denetleniyor.

DİN, SPOR VE KENTSEL HAKLAR DAHİL EDİLDİ

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi eski Dekanı, Öğretim Üyesi, Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serpil Sancar, kurucu başkanlığını yaptığı CEİD’in yürüttüğü projeyle ilgili “Kadın bakanlığı tarzı bir kurumun yapabileceği bir işi üstlendik” diyor.

Proje kapsamında önümüzdeki 2 yılda; Adana, Ankara, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kars ve Trabzon illerinde pilot izleme merkezleri kurulacak; atölye çalışmaları yapılacak, kadınerkek eşitliği göstergeleri belirlenecek, veri tabanı ve yerel eşitlik eylem planları oluşturulacak. Bunlar toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalara referans teşkil edecek.

Bugüne kadar araştırma konuları arasına giren kadınların siyasal kararlara eşit katılımı; istihdam, emek, medyada eşitlik, sağlığa ve eğitime erişim gibi standart alanlar izlenecek.

Spor, din, kentsel haklarda eşit erişim göstergesi ise ilk kez oluşacak...

Konusu cinsiyet eşitliği olmayan ama izleme kapasitesi olan; TÜSİAD, AÇEV, ERG, TEGV, ÇYD gibi hak temelli çalışan örgütlerin CEİD göstergelerini kullanmaları sağlanacak.

Bunlardan AÇEV ile protokol imzalanmış, diğerleriyle görüşme takvimi ilerliyor.

AB 2015 YILINDA İZLEMEYE BAŞLADI

AB, 2015 yılında European Institute for Gender Equality’yi (EIGE) kurarak, üye ve aday ülkelerin toplumsal cinsiyet eşitliği veri tabanını geliştirdi.

Ekonomik kararlara katılımda eşitlik alanlarını belirledi. Merkez Bankası, Borsa, Bankalar Birliği, MASAK, EPDK, YÖK, Rekabet Kurumu gibi mali, ekonomi, bilim, sanat alanlarında kararların alındığı kurumlarda üst düzeyde kadın katılımını izliyor. Orta düzey yönetimde yüzde 40 kadın hedefi öngörüyor.

2030 yılına kadar 5’er yıllık dilimlerle eylem planı hazırlıyor.

Türkiye’de bu işin hafife alındığını belirten Serpil Sancar, “Bizim rapor 5-6 sayfa olurken, diğer ülkeler koca koca dosyalar hazırladı. ASPB 2013 yılında birinci ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eylem Planı’nı çıkardı. 2014 yılında hazırlanan plan açıklanmadı. Onun yerine ‘Aile İçi Şiddet Ulusal Eylem Planı’ ilan edildi” diye de ekliyor.

2 yıl 2’nci başkanı, 4 yıl da yönetim kurulu üyesi olduğu Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’ne (STGM) “toplumsal cinsiyet eşitliği izleme” kavramını sokamadıkları için CEİD’in ortaya çıktığını ifade ediyor.

 

‘SÜNNİ İSLAM KADINLARA ÖĞRETİLİYOR’

Kadın Dayanışma Vakfı’ndan gelen Sevinç Ünal’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı CEİD katılımcılarını, kadın çevresi çok iyi tanıyor.

Raporların hakemi, ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit oldu. Hacettepe Üniversitesi’nden ASPB’nin “Aile İçi Şiddet” raporunu hazırlayan İlknur Yüksel, CEİD’in Din Hizmetleri Raporunu yazan Hidayet Şefkatli Tuksal gibi alanında uzman kadın savunucularından oluşan teknik bir kadro oluşmuş.

Yanıtlarını aradıkları sorular çok anlamlı: “Kamu kaynaklarıyla yapılan camilerin, ilkokullardan mahalle sahalarına kadar yapılan spor salonlarının yüzde kaçını kadınlar kullanıyor?”

Diyanet İşleri Başkanlığı’na hazırladığı raporu hatırlatan Sancar; “İmam hatiplerde, Kuran kurslarında kız öğrenci sayısı hızla artıyor, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerinden kadınlar yararlanıyor. Hacca, umreye daha çok kadınlar gidiyor. Sünni İslam kadınlara öğretiliyor. Erkekler siyasetle, ekonomiyle uğraşacak, kadınlar aileyle. 110 bin imamın hepsi erkek. Maaşlarını devlet ödüyor. Anayasa’nın 10’uncu maddesi ayrım yapılamayacağını söylüyor. Kadınların yararına kullanılan kamu kaynağı ne kadar? Erkeklere statlar yapılıyorsa, kadınlara da kreşler, hizmet birimleri açılsın” diyor.

Ne diyeyim: Devletin kesesi erkeklere, duası kadınlara!..

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!