İnci Ailesi'nin serveti: 'Beşi bir yerde'
İçine düştüğü ekonomik zorluklardan ailesini sorumlu tutan armatör Murat Kalkavan'ın intiharı, yine ekonomik sorunları nedeniyle ailesinden umduğu desteği bulamayıp intihar ettiği iddia edilen işadamı Hayati Kamhi'nin anısı henüz tazeyken; aile şirketlerinde başarılı yönetimden söz etmek için çok da uygun bir "an" olmayabilir.
Ya da tam tersi... Aile şirketlerinde iddia sahiplerinin haklılık pozisyonlarından bağımsız olarak, "iletişim" ve "yönetişim" yeterliliğine dikkat çekmek için en uygun zaman diye de düşünebilirsiniz. Ben ikinci şıktan ilerleyeceğim.
Önceki gün İzmir'de İnci Holding'in 30'uncu yılı için verdiği yemekte, İnci Ailesi'nin 3 kızı ile sohbet etme fırsatı buldum.
1950'lerde iş yaşamına atılan İnci Holding'in kurucusu Cevdet Bey, 81 yaşına geldiğinde (2003) yönetim kurulu başkanlığı görevini en büyük kızı Emel İnci Önal'a devrediyor.
Bir yıl sonra kalp krizinden vefat ettiğinde geride bıraktığı 5 kızına, belki de holding kadar değerli olabilecek ve 2007 yılında son şekli verilecek "Aile Anayasası"nı bırakıyor.
Ogün bugündür, kardeşlerin benimsediği "3 yılda bir nöbet değişimi" formülü tıkırtıkır işliyor...
Emel Hanım'dan sonra sırasıyla, Şerife İnci Eren ve Meral İnci Zaim yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna oturuyor. 1 Ocak'tan itibaren ailenin en küçük kızı Perihan İnci Ataman aynı göreve gelecek. Perihan Hanım'ı, görev süresi 5 yıla çıkan üçüncü nesil izleyecek.
Şerife Hanım, kurallarla büyütülmenin önemini "Evimizde sofrayı kim kuracak, eve giren Doğan Kardeş'i ilk kim okuyacak, ya da babamızın kahvesini kim pişirecek, hepsinin sırası belliydi" örnekleriyle açıklıyor.
Meral Hanım aile şirketlerinde ortaya çıkan sorunları şöyle özetliyor:
"Aile dünyaya gelen çocuğu kucaklıyor, yaramazlık da yapsa dışlamıyor. Kimi çocuklar iş hayatında da böyle olunacağını zannediyorlar. İkincisi, finansman yönetimde sorunlar ortaya çıkıyor. Şirketin ortaklarına, paydaşlarına, çalışanlarına, tüketicilerine karşı sorumluluğu olduğu unutuluyor."
Şerife hanım tüm bu sorunların ele alındığı İsviçre'de katıldığı bir konferanstan etkilenerek, 60 kurucu üye ile ağustos ayında "Aile Şirketleri Derneği"ni faaliyete geçirmiş.
2011 'de yüzde 30, bu yıl da yüzde 10 seviyesinde büyüyen ve yıllık cirosu 1.1 milyar liraya ulaşan İnci Holding'in yönetim kurulunda 4 aile üyesi, 2 de profesyonel yer alıyor.
1992 yılından beri Hayes Lemmerz ile ortak yatırımlar yaparak, Türkiye'nin en büyük jant fabrikasını kuran grup, Amerikalı Maxion Wheels ile ortak, 30 milyon Euro yatırımla Manisa'da inşa ettiği 4'üncü jant fabrikasının açılışını yapacak.
Meral Hanım, "Otomotiv rekabet yoğun bir sektör. Bizden hep ağırlığı küçültmemiz, fiyatı aşağıya çekmemiz bekleniyor. O nedenle İnci Akü'nün yıllık cirosunun yüzde 3'ünü araştırmaya ayırıyoruz" diyor.
Hem bu kadar rekabet yoğun bir sektörde yer almak, hem de aile şirketi olarak sürdürülebilir bir model uygulamak, işletme fakültelerinin konusu olmayı hak ediyor!..
İzmir Boyner'e moral verdi
TÜSİAD yoğun bir dönem geçirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'ün konuk olarak katıldığı kimya sektörü panelini, Egeli TÜSİAD üyeleri ile düzenlenen yemek ve TÜSİAD yönetim kurulu toplantısı izledi. Boyner İzmir'den ayrılmadan önce İnci Holding'in "sinerji" konferansında da "nitelikli ve yeniliğe açık eğitim sistemine" vurgu yapan bir sunum yaptı. Elbette en çok Egeli TÜSİAD üyeleri ile yapılan toplantıda neler konuşulduğunu merak ediyordum, nedeni tahmin edersiniz. Başbakan Erdoğan, Uludere ve Afyon terör olaylarını eleştiren Boyner'e "Öğrenmek hakkımızdır falan. Kimin hakkı nedir, nereye kadardır? Onun ölçüsünü Ümit Boyner belirlemeyecek. O işine baksın" sözleriyle karşılık vermişti.
31 Egeli üyenin 24'ünün katıldığı toplantıda Boyner'e, "Sen de konuşmayacaksan, kim konuşacak... Zaten kendimizi yalnız hissediyoruz" cümleleriyle açık destek sunulmuş.
Egeliler Boyner'i "alkışlarla uğurladılar" desem yeridir.
Boyner'in arkada bıraktığı "İzmir motivasyonu", ocak ayında yapılacak genel kurulda TÜSİAD başkanlığına gelmesine kesin gözüyle bakılan TÜSİAD Başkan Yardımcısı Muharrem Yılmaz'ın çalışma dönemine nasıl yansır, bilemem. TÜSİAD'ın maddi ve manevi desteği ile kurulan TÜRKONFED'in başkanlığından "Kimsenin arka bahçesi değiliz" diyerek istifa eden Erdem Çenesiz'in bu çıkışının faturasını Yılmaz'a kesenler, yeni bir başkan adayı arayışına girerler mi, onu da bilemem...