Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bursa'nın maden suyundan beslenen ve içecek pazarından kopmayan Uludağ'ın tarihçesi, bize "Neden iş dünyası sıkça inovasyondan söz ediyor?" sorusunun yanıtını veriyor.

        Zira 1870 yılından beri maden suyu pazarında yer alan ve 1975 yılından beri Uludağ gazozları ile gazlı içecek piyasasında yer edinen Uludağ, asıl büyümeyi 2002 yılında girdiği meyveli maden suyu ve 2007 yılında üretmeye başladığı limonata ile yakaladı.

        Uludağ İçecek Kurulu Başkanı Mehmet Erbak, "Toplam cironun yüzde 30'u meyveli, yüzde 15'i sade maden suyundan, yüzde 35'i limonatadan, yüzde 20'si ise meşrubat-gazozdan geliyor" derken, Uludağ İçecek Genel Müdürü Mete Öz "Kolacı değiliz ama kolaya ciddi rakibiz. Pazarda yüzde 80 payı olan markalarla rekabet ederek enerjimizi kaybetmiyoruz, yeni tatlar sunuyoruz" diyor.

        2002 yılından beri gazozlu ürünlerde ve maden suyunda katma değerli ürün geliştiren ve bu sayede ürün paletini meyveli ve sade gazoz, maden suyu, meşrubat ve limonata olarak 4 kategoride, 22 çeşite çıkaran grup, bu yılı 300 milyon lira ciro ile kapatıyor.

        Satılan maden sularının 240 milyon litresi sade, 180 milyon litresi ise 2000'li yıllarda geliştirilen armutlu, portakal ve nar suyu katkılı çeşitlerden oluşuyor...

        Son 6 yılda 70 milyon Euro yatırım gerçekleştirilerek, gazoz ve maden suyu pazarında ilk iki sırada yerlerini alıyor. 2001 yılına göre Bursa'daki fabrikanın kapasitesi 12 kat artarken, modern üretim metotları ile çalışan sayısı 750 den 660 a düşmüş.

        Almanya'da 250 metre içinde bir Uludağ markasının bulunabileceğini söyleyen Mehmet Erbak, "42 milyon liralık ihracatın yalnızca yüzde 50'si Almanya'ya yapılıyor. Frutti meyveli gazoz markası ile Ortadoğu pazarında büyüyoruz. Bu bölgelerde Irak birinci, Filistin ikinci büyük pazarımız. Irak'ta TV kanallarında reklam veriyoruz. Amerika'dan, Avusturalya'ya kadar dünyanın birçok yerine gazoz ve maden suyu ihracatı gerçekleştiriyoruz" derken, Kızıl bölgesel pazarlara pet şişeli ürünlerde büyüyebilmek için Doğu'da bir tesis kurmayı planladıklarını vurguluyor.

        Fiyatı 0.35 kuruş olan maden suyu tüketimi Türkiye'de kişi başına 7 litrede kalıyor. Oysa İspanya ya da İtalya'da bu miktar 100 litreye kadar çıkıyor. Erbak "İtalyan yemeği ünlü olunca, yanında maden suyu da içiliyor. Aynı durum bizim için de Almanya'da geçerli. Almanya'daki gazoz satışlarının yüzde 40'ı dönercilerde yapılıyor, müşterilerinin yüzde 70'ini ise Almanlar oluşturuyor" diyor.

        İLK RUHSATI SULTAN REŞAD VERDİ

        Türkiye’deki ilk maden suyu ruhsatı 1870’de İbrahim Talat Bey, kayınbiraderi Mehmet Fuad Bey ve Fransız yatırımcı Monsieur Brune tarafından kurulan ve daha sonraki yıllarda Uludağ Türk Maden Suları Türk Ltd. adını alacak, Keşiş Dağı Maden Suyu’na verildi; yıl 1912, imza Sultan 5’inci Mehmet Reşad Han...

        Yenice’deki Uludağ İçecek Fabrikası, belgeler ve fotoğraflarla bir müze gibi... Uludağ hisselerinin el değiiştirme öyküsünü Mehmet Erbak “İyi kader” olarak yorumluyor. Haksız da sayılmaz... Zira şirketin ilk sahipleri çocuksuz olunca, hisseler aile dışından atanan profesyonel yöneticilere kalıyor. 1930’larda Nilüfer Gazozu’nun sahibi ve başbayii Mehmet Hakkı Erbak’a kalan hisseler, oğlu Nuri Bey’e geçiyor. Nuri Bey de Türkiye’de erkeklerin pek de tercih etmedikleri bir yolu izliyor ve ortaklığı eşi Neriman Erbak’ın üzerine geçiriyor. Uludağ en son Erbak çiftinin çocuklarına kalıyor.

        İşini iyi yapana talip çok olur

        Dünyada içme suyu kıt kaynak; bu nedenle Filistin'e kadar ihracat yapılırken yabancılar tesislere talip oluyorlar mı? Erbak bu soruya "İşini iyi yapana talip çok ama satmakla ilgilenmiyoruz, satın alabiliriz... " diyerek yanıt veriyor. Özkaynak ve Sırma Su tesislerinin de bulunduğu Çaybaşı'nda iki maden suyu tesisi satın alan Uludağ'ın tarihindeki tek hisse satışı Doğuş Grubu'na olmuştu. 1999-2001 yılları arasında şirkete yüzde 30 oranında ortak olan Doğuş, daha sonra hisseleri aileye

        devretmişti. Uludağ'a pazarda can suyu katan Doğuş gruptan ayrıldıktan sonra büyüme hızlandı. Çaybaşı'ndaki gezimiz Uludağ tesislerinin ünlü "pastırmalı, sucuklu, ördekli karnı kırmızı kuru fasulyesi" ile sona eriyor. Uludağ'a ürün geliştirme özelliği kurucularından Mehmet Hakkı Erbak'tan kalmış olsa gerek. Zira 1975 yılında piyasaya çıkan Uludağ gazozlarının formülü de kendisine ait.

        Diğer Yazılar