TURİSTLER iyi yemek yiyecekleri şehirlere gidiyor. Hep söylüyorum İstanbul’un turizmden hak ettiği payı alabilmesi için yeme-içme sektörünü geliştirmesi gerek. Ne kadar çok iyi restoranınız, barınız ve kulübünüz varsa yurtdışından o kadar çok turist gelir diye boşuna demiyorum. Benim bu söylediklerime ta Amerika’dan destek geldi. Amerika Birleşik Devletleri’nin saygın haber sitesi Business Insider, sanat, müzik ve yemek için en iyi şehirleri sıralamış. Restoranları, müzeleri, sanat galerileri ve dünya mirası listelerine bakarak bu listeyi oluşturmuş. Dünyanın en ünlü şehirlerinin yer aldığı listede, ne mutlu bize ki İstanbul da var. Ancak 30 şehrin yer aldığı listede biz 26’ncı sırada yer alıyoruz. Bizde müze çok, sanat galerisi çok ama iyi restoranımız maalesef diğer ünlü şehirlerdeki kadar çok değil.

SEKTÖRÜ DESTEKLEMEK GEREK

Dünya çapında restoranlarımız artarsa bu listenin daha yukarılarında olacağımızdan şüphem yok. İyi restoranlarımızın artması için de devletin ve belediyelerin desteğine ihtiyaç var. Bir de tabii sektördeki insanların birbirlerine çelme takmaya uğraşmaması ve el ele verip sektörü geliştirmeye çalışması gerekiyor. Buradan sürekli yazıyorum, bizde çok iyi restoranlar var, çok iyi aşçılar var, çok iyi servis elemanları var, çok iyi mimarlar var ama destek yok, turist yok ve o yüzden de ayakta durmakta zorlanıyorlar. Hele son yıllarda yaşanan sıkıntılardan dolayı turistlerin İstanbul’a gelmemesi birçok mekânın kapanmasına yol açtı.

ŞÖHRET OLMAK YETMİYOR

Yurtdışında üne kavuşup İstanbul’da şube açan birçok restoran da kapananlar arasındaydı. Kapanmasaydı iyiydi ama kapanmalarının sektöre çok zarar vereceğini düşünmüyorum. Çünkü bizim kendi yarattığımız mekânlar ve sunduğumuz lezzetler onlarla yarışır düzeyde hatta daha iyi bile diyebilirim. Fatih Altaylı da benim gibi düşünüyor olmalı ki salı günü gazetedeki köşesinde şunları yazdı: “Jamie Oliver’in restoranları birer birer kapanıyormuş. Türkiye’deki zaten kapanmıştı. Şimdi diğer ülkelere sirayet etmiş durum. Doğrusunu isterseniz memnun oldum. Bu kadar kötü yemek yapan, bu kadar kalitesiz İtalyan yemeğini müşteriye satan başka birini görmemiştim...” Yani her ünlü şefin restoranı çok iyi diye bir şey yok, adam dünyada bir şekilde şöhret oluyor, dünyanın dört bir yanına restoranlar açıyor. İnsanlar da merak edip gidiyor ama yemekler şefin şöhretiyle aynı düzeyde olmayabiliyor ve bir süre sonra da kapanıyor. Diyeceğim o ki, şöhret olmak yetmiyor.

SOKAK LEZZETLERİ KONSEPTİ

Bu arada bizim sokak lezzetlerimizin bile yabancı turisti çekmekte rol alacaklarını düşünüyorum. Boşuna televizyonlarda yemek programı yapan dünyaca ünlü şefler İstanbul’a gelip haftalarca kalıp sokak lezzetlerimizi keşfedip yayınlamıyor. Birçoğu da bizim sokak lezzetlerinden yola çıkarak kendi özel yemeklerini yapıyor ve mönülerine koyuyor. Bizim yeterince değerini bilemediğimiz sokak lezzetlerimize onlar büyük önem veriyor. Gerçi hakkını yemeyeyim, bazı mekânlar son zamanlarda mönülerine sokak lezzetlerini ve yöresel yemekleri koymaya başladı. Hatta bütün konseptini, sokak lezzetlerine yeni yorumlar getirme üzerine oluşturup restoran açanlar bile oldu. Bunlar çok güzel gelişmeler. Umarım artarak devam eder. Business Insider’ın haberinde de gördüğünüz gibi bir şehrin turist çekmesi için müzeleri kadar restoranları da büyük önem taşıyor. Bizim yeme-içme konusunda dünyada ilk üçe girme potansiyelimiz var. Dediğim gibi bunun için her şeye sahibiz. Bir de bunların üstüne restoranlarımızın muhteşem manzaralara sahip konumunu koyarsanız kim tutar bizi...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!