Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ve her fani, direnmenin o lezzetini alacak!

        ***

        Tabii bu kadar kesin değil, ama olabilir.

        Bir gün itiraz etmen, direnmen gerekene kadar…

        İtiraz eden ve direnen başkalarına; istediğin kadar küfür veya cop sallamış, mermi sürmüş, kanun koymuş, ceza vermiş, tehdit ve tahdit koymuş, işinden etmiş, kimliğini ve kişiliğini ezmiş olursan ol…

        Sıra sana da gelir!

        İtiraz edersin, etmezsin…

        Direnirsin, direnmezsin; senin bileceğin iş!

        ***

        O yüzden, pek ayrım yapmadan, “itiraz eden, direnen” herkesi önce selamlarım.

        Sebebin haklılığından önce, vicdanın, bedenin ayağa kalkma, başını dikme, boynunu dik tutma refleksini sever sayarım.

        Elbet haklılık, muhakeme, meşruluk vesaire gerekir.

        Ama önce, dik durabilmeyi bilmek gerekir.

        Yanlış zamanda bile dik durmak…

        Doğru zamanda dik duramamaktan iyidir genellikle.

        ***

        O yüzden, zarttı zurttu, siyasetti, rejim bekçiliğiydi, bağımlı yargıyı onca sene onaylarken bağımsızlığa titremelerdi filan…

        Önce bir kalem geçerim…

        HSYK beyleri ve hanımları “istifa” ile bir direniş sergilemişse…

        Demek sıra sizde der, selamlarım!

        ***

        Diyeceksiniz ki, böyle tahlil, tespit ve teşbih olur mu!

        Sebep sonuçtan, araç amaçtan bağımsız durur mu?

        Diyeceğim ki, dini eğitim bir yana, aile, cemaat, aşiret kültürü ile laik öğretimi de;

        İşyeri ortamı da, askerlikten tek anladığı da;

        Hatta demokratik örgüt, sivil toplum, siyasi partiyi benzettiği de; demokratlığı da cumhuriyetçiliği de;

        Otoriter, boyun eğdirme ve eğmeye teşne “gelenek ve görenek”te; itiraz asıl değilse bile asildir!

        ***

        Çünkü, bir gün itirazı, direnmeyi, istifayı göze alabilen; bir umut ya, belki başka bir gün başkasını da anlar.

        Baskı gören HSYK üyesi, belki baskı yaptıkları, görevden aldıkları hakim ve savcıyı hatırlar;

        Müdahale ile kuşatıldığını düşünen bir hukuk kadını; belki hak ettiği okula alınmayan kızları düşünür.

        O kızlar, başka erkekler belki her baskıda, başkalarının maruz kaldığını da hisseder.

        Kesin değil ama, bir umuttur işte.

        Çünkü, “Her fani ölümü tadacak” olsa da; arsızlıklardan, muhterislikten, tahakküm arzusu ve bir başkasını tüketme, bitirme histerisinden sıyrılamıyor.

        Gireceği bir toprak iken dahi, dünya mülküymüş gibi kibirden; başkasının hayatına tükürmekten kendini alamıyor.

        “Her fani direnişi tadacak” olduğunda ise; ölümden az ya da çok önce, bir umut işte;

        İnsanlığını, insanlık onurunu; her yerde dilinden, dininden, dinsizliğinden, mezhebinden, kimliğinden, yoksulluğundan, yoksunluğundan, rütbesinden, işinden, işsizliğinden, kılığından, kültüründen ötürü aşağılananları belki azıcık anlar.

        ***

        O yüzden, derim ki; müstafi HSYK üyeleri; ilk fırsatta, denize düşen işçinin cesedine hemen “intihar” diyen vicdansızlığa karşı “Tek çadırlı tersane direnişçisi” Zeynel Kızılaslan’ı;

        Sendika deyince, iki çocuğunun aşı 585 lira aylıklı işinden atılan; devlet hastanesinde direnen, nice vicdanın “temizlik işçisi” Türkan Albayrak’ı ziyaret etmeli!

        15 yıl mecburi hizmet zincirine karşı firara ve hapse teslim olann subay ya da astsubayla; hor görülmeye itirazdan yargısız oda hapsine mahkum “küçük” askerlerle; “demokrat, cumhuriyetçi” medya sessizliğinde “tek başına” balon patlatmış grevci gazetecilerle konuşmalı.

        Evren’i yargılatmaya teşebbüsten, HSYK’nın meslekten attığı savcıyla da dertleşebilirler…

        İtirazın, direnişin tadını tam almak istiyorlarsa!

        Yoksa; (başına gelene dek) itirazı yüzünden istifaya, kovulmaya zorlanan meslektaşları için hayatta tek kelime etmemiş gazetecilerin tek kelimesinde aynı tadı bulamazlar!

        Diğer Yazılar