Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KONU hakkında internette araştırma yaparken "geçmişte kamuoyunda çok tartışılan" bir rapora rastladım. O günden bugüne değişenler ve "konuşulanları" dikkate alınca, raporun bazı bölümlerini sizlere hatırlatmak ve bazı "son sorular" sormak istiyorum... İşte 'American Enterprise Institute' tarafından yazılan raporun önemli detayları... "...Özellikle bu yıl gerçekleşecek olan seçimler Türkler için ayrı bir önem taşıyor. Şayet Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (AKP) cumhurbaşkanı seçilir ve partisi iktidara gelirse, resmi daireler başta olmak üzere Türk halkı, İslami güçlerin kontrolü altına girecek... Acaba neden ABD ya da Avrupa'daki resmi kuruluşlar, AKP önderliğindeki Türkiye'nin geleceğiyle ilgili endişe içerisindeler? Esasında bu soruya cevap vermeden önce bu partinin bu aşamalara nasıl gelindiğinin bilinmesi önem arz ediyor... 3 Kasım 2002'de AKP açık fark ara ile liderliği ele geçirdi. Yüzde 34.3'lük oranla seçimleri kazanan parti, Erdoğan başkanlığında iktidara geçti. Türkiye'nin en eski partilerinden biri olan CHP bile ancak yüzde 19.4'lük bir oy alabildi. AKP kazandığı bu seçimlerle uzun süren bir balayına girmiş oldu. Türkiye'de paranın dolar karşısındaki değeri düşerek 1.7 milyon Türk Lirası oldu. Erdoğan bu değeri, istikrarlı bir platforma oturtmaya çalıştı. İslami yatırımların AKP döneminde gözle görülür bir biçimde yükselişe geçtiğini görüyoruz... AKP yönetici güçlerinden Abdullah Gül, 1983-1991 yılları arasında Suudi Arabistan'daki İslami Gelişim Bankası'yla çalıştı. Yani AKP seçimlerin çok öncesinde İslami güçleri arkasına almıştı... Eğitim Türkiye'de çok hassas bir konu. Normalde geleneksel olarak Türk öğrencilerinin eğitimi konusunda 3 seçenek söz konusu. Din eğitimi amaçlı imam hatip okulları, ticaret gibi belli konularda öğrenciyi geliştiren meslek okulları ya da dinle ilgisi olmayan, diğer bir deyişle laik okullar. Fakat Erdoğan bu sistemi değiştirmek niyetindeydi. Onun esas isteği, imam hatip dengi İslami içerikli okulların düz liselerle eş düşünülmesi ve buradan mezun olanların üniversiteye girişlerinde de yine aynı eşit muamelenin uygulanmasının sağlanması. Tehlike arz etmeye başlayan bir başka konu da AKP döneminde sayıları gittikçe artan Kuran okulları oldu. Kuran okullarının sayısı şu an 60 bini buluyor. Bu rakam 1995 yılındaki Kuran okulları sayısından 10 kat daha büyük. İşin ciddiyetinin anlaşılması açısından bu rakamsal oranlamanın önemi büyük... Çok partili sisteme geçildiğinden beri, Türk askeri gücünün sadece 1960 ve 1980 yıllarında kendini gösterdiğini görüyoruz. Askeri müdahalenin Türkiye'de artık söz konusu olmadığını söylemek mümkün... 2 Ocak 2006'da Yaşar Büyükanıt gün geçtikçe büyüyen aşırı tutucu İslami görüş ile ilgili şunları söyledi: 'Tüm bu tutucu görüşlere karşı tedbirimizi alacağız.' Büyükanıt bu sözlerini çok anlamlı bir günde, Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 68. yıldönümünde de dile getirmişti... Kurulan senaryoların gerçekleşmesi durumunda acaba Washington ne yapacak? Hiç şüphesiz ABD resmi kuruluşları da sabırla gelişmeleri beklemeye başlayacak. AKP'nin yeniden iktidara gelmesi ya da Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Türkiye'nin demokratik ve laik düzeninde değişme olmadığı ya da tehlikeli değişimlerin kendini göstermeye başladığını görmediği sürece Washington'dan konuya ilişkin sert bir tepki gelmeyecek..." Sevgili dostlar, 2007 yılında Türk kamuoyunda tartışılan raporun önemli noktaları böyleydi. Bu noktada Deniz Baykal'ın "ABD merkezli açılımlar" iddiasını da "konuya eklemek" ve yorumu sizlere bırakmak istiyorum. Ne diyorsunuz; iddia edildiği gibi "yapılanlar" destekli mi yoksa bu raporu "yazanlar" gerçekten birini destekliyor olabilirler mi? Sonuç: Dünyada "Tam destek, kesin budur" gibi tarif edilebilecek "homojen" yapılar yoktur. Bunlar bence "duyunca" önemli ama araştırınca "gerçek olması zor" iddialardır.

        Diğer Yazılar