Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        EDİRNE’nin küçük bir ilçesinde iki gün önce korkunç bir olay yaşandı. 38 yaşındaki uzman çavuş, devletin kendine verdiği silahla, yasak ilişkiye girdiği 16 yaşındaki liseli sevgilisini atış poligonuna çağırarak başından vurdu!

        Evet, yanlış okumadınız; 38 yaşında evli, iki çocuklu bu kişi, ilk önce evladı yaşında bir kızın aklına, sonra da kanına girdi! Şimdi bu adamı ordumuzun içine alanlara, alma kriterlerini yaratanlara ve tanımlayanlara soruyorum: Böyle adamlar nasıl oluyor ve bizim paramızla, bizim verdiğimiz üniformayı giyip Türk halkının malına, namusuna göz dikiyorlar? Bu adamı “sınava sokanlar, seçenler ve beline tabanca koyanlar” bu konu hakkında acaba ne düşünüyorlar? Ve en önemlisi, hesap vermeleri gerektiğini düşünüyorlar mı?

        Bitirirken bir not düşmem gerekli; bu grupta olup Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde PKK’ya karşı görev yapan binlerce insanımız var. Onlar lütfen bu sorgulamadan alınmasınlar, hatta onlar da aynı soruyu sorsunlar: Kendilerinin hak ederek kazandıkları üniforma böyle adamlara nasıl giydiriliyor? Torpil mi var yoksa seçme hatası mı?

        Oturup bir de ağlayalım isterseniz

        BAŞBAKAN son derece gerçekçi bir tespit yaptı ve zorunda kalırsak; iş ve aş verdiğimiz 100 bin kaçak Ermenistan vatandaşını “sınırdışı etmek” zorunda kalırız cümlesinin altını çizdi.

        Bazı köşe yazarları “hop oturup, hop kalktılar” ve Erdoğan’ı neredeyse “insanlık suçu işlemekle” itham eder noktaya geldiler. Bu ablalara ve liberal ağabeylere bir hatırlatma yapmak istiyorum; siz “Türkler, Ermenileri sürdü, maalesef öldürdü” gibi söylemlerle yarı sarhoş halde Avrupa ve Amerika’da süslü salonlarda alkış alırken, acaba aklınıza hiç “insan olma sınırı altında yaşayan” milyonlarca Türk insanı geldi mi, geliyor mu? Kendi insanına yeterli iş ve aş yaratamayan bu ülke, 100 bin yabancıyı sırtlamış diye konuyu algılayıp sorgulayacağınıza, gerçekleri ne güzel saptırıyorsunuz!

        Sevgili entel-dantel dostlar, ama sizler de haklısınız; Türk vatandaşı için “kelime ederseniz” Avrupalı ve Amerikalı “sahipleriniz” sizi alkışlamaz. Siz en iyisi, “Türkiye’ye ait olan her şey çok kötü, iğrenç” diyerek Nobel almaya ve kafa okşatmaya devam edin. Bir de not düşeyim: “Havada bulup tavada yiyenlerin” entel-dantel ahkâmlar keserek çıkardığı “güççük bir günlük gazete” manşet atmış: Tehcir tehdidine tavır alan yok! Şaka gibi! Daha ne yazayım!

        Bazı büyük şirketler nasıl vergiden kaçınıyor?

        SİSTEM çok basit! İlk etapta kendi paranızı Avrupa’da bir bankaya bloke ediyorsunuz. O para karşılığında şirketinize bankanın yurtiçi veya yurtdışı “oluşumlarından” kredi alıyorsunuz. Kredinin maliyetini burada “vergiden düşerken”, paranız da orada “durduğu blokajlı” hesap içinde, faiz kazanmaya devam ediyor. İşte bu mekanizma sonucunda “ortaya ballı börek” çıkıyor. Hem kendi parana faiz kazan, hem de kredi kullanarak faiz maliyetini vergiden düş.

        Sevgili dostlarım, bu noktada siyasi otoriteye çağrı yaparak bitiriyorum; bunu yapanlar belli ve bunun adı “vergiden kaçınmak”. Daha ne bekliyorsunuz?

        ybulut@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar