Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRK Hava Yolları son dönemde en hızlı büyüyen şirketlerden biri. Bu büyümeyi desteklemek hatta "çeşitli yollar ile durdurmak" isteyen rakiplerine karşı "dikkatli" olmak gerekli... Büyüme deyince tahmin etmeniz zor değil; genleşen bir havayolu için "uçak alımı" kaçınılmaz. THY de alıyor ve son 5 yıla bakarsanız, filomuza birçok yeni uçak katıldığını da görmeniz mümkün... Gönül ister ki; THY dünyanın en büyük ve en kârlı şekilde, en iyi hizmeti veren filosuna sahip olsun...

        Sevgili dostlar, buraya kadar her şey "normal" ve olması gerektiği gibi... Aklıma takılan soru da burada başlıyor ve sormadan üstünü kapatıp geçemiyorum... Soru gayet açık, net; Airbus ve Boeing'in Türkiye'de resmi "temsilcisi" var mı? Varsa bu temsilci ile "veren ve alanın vergilendirmesini" sağlayacak şekilde bir komisyon tescili anlaşması yapıldı mı? Ve en önemlisi böyle bir "temsilci" varsa, alımlarda Boeing, Airbus veya THY'den ne kadar komisyon tahsil etti? Bu sorular benim için çok önemli ve bir gazeteci, sorgulayan bir vatandaş olarak bunlara cevap almadan, içim rahatlamadan "THY'nin başarısını" dahi algılamam mümkün değil... THY yönetiminden, eğer onlar "Biz bilmiyoruz ama olabilir" diyorlarsa "Airbus ve Boeing" yönetiminden açıklama bekliyorum...

        Not: THY'nin resmi olarak hak vermediği, kâğıt üstünde bilmediği bir "aracı" olabilir... Diğer firmalar için Türkiye'de bir "aracı" varsa ve ona bir "ödeme" yapıyorlarsa; bu maliyet doğrudan "alım fiyatına yansıyor" demektir ve bu para "dolaylı komisyon" haline gelir...

        Sonuç: Bu yazıyı olayı açıklığa kavuşturmak ve akıllara düşebilecek soruları engellemek adına yazdım. Bir vatandaş olarak "aracısız" aldığımıza inanmak ve bunu doğrulatarak rahat bir nefes almak istiyorum...

        F-16 alımında 'komisyon' alan işadamının kim olduğunu artık biliyorum...

        HATIRLARSANIZ bir süre önce Tahsin Şahinkaya'yı 30 yıl sonra ekrana çıkararak, uzun yıllardır üzerinde "efsane" şeklinde tartışılan "F-16 seçimi" dosyasını açmış ve Şahinkaya'nın önemli açıklamalarını gündeme taşımıştım. Araştırmam o noktada kalmadı ve ipuçlarını takip ederek, yurtdışında yerleşik bir Türk işadamının izine ulaştım. Aslında tek bir kişiden bahsetmek mümkün değil ama bir isim bana göre kesin ve o dönemde "firma ile yaptığı" görüşmelere ulaşmak zor değil...

        Peki adını açıklayacak mıyım? Bu kişi hayatını kaybettiği ve kendisini savunma imkânı olmadığı için "isim" sadece bende kalacak... Kalacak ama Türk kamuoyu ile şunu paylaşacağım: En masum olan ilk taşı atsın!

        'Kasetleri Avcı hazırlamamış'!

        DÜN, Hanefi Avcı'nın kasetlerinde adı geçen isimlerden birkaçı daha ifade vermek için gitti. Böyle bir muameleye üstünden yıllar geçtikten sonra gazetecilerin muhatap olması tek kelimeyle; iğrenç! Hatta "korkunç"! Keşke olmasa! Bu tespit sonrası "Keşke bu da olmasa" diyeceğim başka bir durumdan bahsedeceğim. İfadeden çıkan genç gazeteci kardeşlerimizden biri şu tip bir açıklama yaptı: "Bu kasetlerin kesinlikle Avcı'nın olduğuna inanmıyorum!" İnanmamakta sonuna kadar haklı ama ima ve vurgu "patolojik"! Bu arkadaşa göre "kasetler Avcı'nın değil, onlara baskı yapmak isteyen siyasi otoritenin" bir oyunu! Tekrar ediyorum: İşte burası "patolojik"! Bu noktada o dönemi unutanlara, başta bu arkadaş olmak üzere bir hatırlatma yapayım: Dün Korkmaz Yiğit de vardı ve o günlerde birileri "Yiğit vasıtasıyla" Türk medyasını hükümet desteğiyle "dizayn etme" derdindeydi! Bence daha fazlasını yazmayayım; çok utanırlar!

        Diğer Yazılar