Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PAZAR gününden itibaren Habertürk ekranlarında başlattığımız “Türk şekerinde neler oluyor” iddiası yaptığımız üç günlük tartışmalarda “Türkiye’de, kendi topraklarımızda başkalarının bize dayattığı korkunç gerçekler” ile yaşadığımızı ortaya koydu. Türkiye’de “nişasta bazlı şeker” üreten 5 firma var ve Türk halkı, bu arkadaşlar “daha da zengin olsun” diye “ne olduğu” tam olarak bilinmeyen “şekerimsi” tat veren maddeleri tüketiyor...

        Sevgili dostlar, 3 günde gördüklerim, okuduklarım ve yaptığım incelemeler sonrası inanın “ne paketli çikolata, ne kolalı içecekler ne de şekerlemeleri” şahsen tüketemez duruma geldim... Yediğimiz, içtiğimizde; “tat verenler” şeker pancarı veya kamışından üretilen “olması gereken” değil, onun yerine çok daha ucuz olan “nişasta bazlı şekerimsiler”!

        Ne olacak deyip geçmeyin. Bu tip “şekerimsiler” bağımsız bilim adamlarının çalışmalarına göre “obezite ve pankreas kanseri” gibi hastalıklar ile doğrudan ilişkili! Fransa, Hollanda ve İngiltere’de, bu nedenlerle Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) olarak da adlandırılan mısır şurubu üretimi bir süredir yasak! En büyük üretici ABD bile içeride ortaya çıkan tepki –baskılar sonucu üretim kotasını düşürdü.

        Sevgili dostlar, olay “basit” ve tek yönlü olarak anlaşılabilir değil! Detayları anlamak için 2001 krizine hatta Derviş‘in Türkiye’ye gönderilme sürecine bakmak gerekli. Türk insanının canını hiçe sayan küresel karteller, Türk halkına “zehir yedirip para kazanmanın” kriz ortamında kolay olduğunu düşünüyorlar ve Derviş’i Washington’dan uçağa koyarlarken, cebine de “15 günde 15 yasa” zarfını yerleştiriyorlar. Şimdi sıkı durun, bu yasalardan biri de Şeker Yasası. Yani “Türkiye’de doğal şeker üretimini yok eden, fabrikalarımızı linç eden” Şeker Yasası! Derviş bastırıyor, finansal “kriz altında” ezilen 57. Hükümet direnemiyor. Sonra ne oluyor? Türk halkının “doğal olanı” tüketme hakkı elinden alınarak “küresel kartellere” ve onların “yerli işbirlikçilerine” teslim ediliyor...

        Sonuç: Tablo korkunç! Türk halkı, küresel kartellerin ve onların “uzantılarının” baskısıyla “Derviş şekeri” yani “şekerimsileri” tüketiyor! Dünya genelinde kota düşüyor, Türkiye’de ise Danıştay’ın kesinleşmiş kararına rağmen Bakanlar Kurulu kotayı düşürmemekte ısrar ediyor... Türk halkına sesleniyorum: Tüketmemekten gelen gücünüzü kullanın! Sizi “kanser etmelerine”, çocuğunuza “şekerimsiler” yedirmelerine, sağlığı ile oynamalarına izin vermeyin...

        Not 1: Çok daha vahim bir iddia var, araştırıyorum, bilimsel verileri elde edince paylaşacağım; mısırı “nişasta bazlı şekerimsi” elde etme yolunda reaksiyona soktukları emzimler “domuz kemiğinden” elde ediliyor! İddia KORKUNÇ! Araştırıyorum!

        Not 2: Tarım ve Sağlık Bakanlarını bu “korkunç” tartışmaya katılmaya davet ediyorum!

        Aydın Doğan ve Mehmet Nazif Günal’dan cevap bekliyorum!

        DÜN bir yazı kaleme almış; Doğan ve Günal‘ın kurumlarında bir arkadaş tarafından ortaya atılan “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ensest” iddiasıyla ilgili “ne düşündüklerini” ve “bu adam hakkında nasıl bir karar alacaklarını” sormuştum. Oktay Ekşi‘nin bile yazdıklarının “sonucu” olarak Hürriyet’ten ayrıldığı günlerin ardından “böyle bir iddia” sonrası nasıl bir tavır alacaklarını “Doğu ve Güneydoğu kökenli Türk vatandaşları adına” bu arkadaşın bulunduğu şirketlerin sahiplerine bir daha soruyorum! Bunun şakası olmaz; sizin imkânlarınız ile birisi çıkıp “Türk halkının bir bölümüne kafasındaki tamamen yanlış bölgesel-kültürel-etnik ayrıştırmalara dayanarak ahlak dışı yakıştırmalar” yaparsa ve sizler de “sessiz-eylemsiz” kalırsanız, suçu paylaşırsınız! Açıklamanızı bekliyorum!

        Diğer Yazılar