Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİR soru sorarak başlayalım; Osmanlı coğrafyasında "ne oluyor" sizce?

        Dün başlamıştık, bugün bitirelim. "İstanbul'dan yönetilen" ve İngilizler başta olmak üzere dönemin "emperyal güçleri" tarafından "başkalaştırılıp, kontrol altına alınmaya çalışılan" Osmanlı coğrafyası, "iç devrim dinamiklerinin" harekete geçmesi sonucu "özüne" dönüyor... Osmanlı kuruluyor demiyorum, lütfen vurguya dikkat edelim!!!

        Sevgili dostlar, bu dönüşü ideolojik "saplantılara" kapılmadan algılamak ve analiz etmek zorundayız. Sadece Mısır, Libya, Suriye veya diğerleri değil, "salınım-devinim" eşiğinde olan Türkiye'de de "bir şeyler olmadı mı veya olmuyor mu" sizce!

        Oluyor ve çok önemli "şeyler" oldu! Kendi "kültürünü-geleneklerini-dinini yasaklı" hale getiren "düzenlemelere başkaldıran", "Ergenekon ruhuna" direnip ekonomik özgürlüğünü IMF-Küresel-Yerel yerleşiklerin elinden zorla alan, sahte kavramlara kafa tutan, Atatürk'ün aramızdan ayrılmasından sonra "Atatürkçülüğü kullanıp" cunta rejimi kuranlara "DUR" diyen ve en önemlisi 2007'den sonra "sivil iradesini" eline alan Türk Halkı değil mi!!!

        Madem Osmanlı coğrafyası "çatırdıyor" Türkiye'de neden bir şey olmuyor diyenlere çok gülüyorum. Türkiye'de 2007-2011 arasında "Devrim yaşandı" ve "bitmek" üzere arkadaşlar...

        Olmadı mı? "Hayır, olmadı" diyorsanız, siz bakmasını bilmiyorsunuz. Türkiye'de 3 yılda ekonomik-sosyal-siyasal dinamiklerin neredeyse tamamı değişti...

        Sevgili dostlar, 1946 sonrası "ekonomik-siyasi" baskı dinamiklerinin "yerel-küresel" versiyonlarını gerekirse "kendi ordusu, üstüne kışkırtılarak" yaşayan Türk Halkı, 2007 sonrası gerçek bir Devrim'e imza attı. Nasıl mı? Derviş modelini yıkıp IMF'yi kovarak ve en önemlisi "yerel yerleşik finans-medya" düzenini yok ederek! Artık yerleşik medyanın "karaladığı-fiyatladığı-çarpıttığı" değerler hâkim değil Türkiye'ye...

        Sonuç: Osmanlı coğrafyasındaki "en büyük değişim" ilk olarak Türkiye'de başladı ve "Anglo-Sakson" güçlerin "yarattığı" kurumlar yani NATO, BM, IMF, Dünya Bankası eliyle yaratılan ve "yerel yerleşik finans-medya" düzeni tarafından uygulanan sistem, 2007'den itibaren çöktü... Şimdi "Yeni bir Dünya Düzeni" ve "Yeni bir Türkiye dinamiği" oturacak... Yaşananlar "bu devinimin" izleri ve sebep-sonuç potasında ortaya çıkanlar... Bu noktada çok önemli bir de not düşmem gerekli. 1923'te atılan temel doğruydu. Sonrasında özellikle 1938-19461960 arasında "dünya ve Türkiye'de yaşananlar" bizi "yanlış olana" itti! 1950'lerden sonra kurulan dünya düzeni ile "NATO, IMF, BM, Dünya Bankası" sömürge valisi tadında işbirliği yapıp, "içeride kendi düzenlerini" kuranlar; "Türk halkının canını ve kanını emdiler"!!! Borçlandırdılar, üretmemize engel oldular, kendi montaj ürünlerini bize dayattılar hatta onlar "küresel efendilerinin" emriyle "araba-yedek parça-benzin" satacak diye "demiryolu bile yaptırmadılar"! Türkiye'ye Atatürk sonrası 2005'e kadar "demiryolu" yapılamadı! Daha ne yazayım, bu sadece bir örnek!

        Son söz: Esas "Devrim" Türkiye'de oldu! Gözleriyle bakmayıp olayları derinlemesine görebilenler baktıkları her yerde "çok şey göreceklerdir", eğer "gözlerine gelen ışık ile akıllarındaki tutulmaları" silebilirlerse! Türkiye ve Dünya "Yeni Dünya Düzeni" eşiğinde... Şimdi bizim için önemli olan "Cumhuriyeti kuran felsefeyi" de anlayarak, temellendirerek, en önemlisi sonrası "faşist kirlenmelerden" arındırarak; "Yeni, Güçlü, Emperyal Türkiye'yi inşa etmek"! Osmanlı'nın torunları, Atatürk'ün çocukları ve yarının "Emperyal Güçlü Devletinde yaşayanların" ana-babaları olarak "önümüzdeki fırsatı" iyi görelim... Yaşasın "küresel-yerel kan emicilerinden kurtulmuş, tarihine yakışan emperyal ruhunu bulmuş Büyük-Güçlü Yeni Türkiye..."

        Diğer Yazılar