Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Altay’da beni rahatsız eden en önemli faktör bu; çok ağırlar.. İri kıyım oyunculara sahipler... Top, o kadar yavaş ilerliyor ki, o kadar yavaş çıkıyorlar ki; rakibi de kendilerine uyduruyorlar. Bir pozisyonda kontr-atağa kalktılar, saydım, orta alanı geçmeyen 7 oyuncuları vardı.

        Atağın geri dönüşünde, kötü bir gol yemekten mi korkuyorlar, yoksa çıkacak nefesleri mi yok anlamadım.

        Ancak, seri oyuncuları olan bir takım karşısında çok zorlanırlar. Bozüyük’ü yenecekleri ne kadar belli ise, arka arkaya iki gol attıktan sonra, yavaş moda geçecekleri o kadar belli oluyordu.

        Altay’ı seyrederken, sizi tatmin etmeyen bazı unsurlar yakalıyorsunuz. Takım sahaya çivi ile çakılmış gibi yerleşmiş. 3 hücum oyuncusu, Yunus, Erdal ve Abdülkadir, arkalarında Fatih Egedik, savunmanın önünde Aytaç ve aralara sızan Mustafa Cevahir ve geri dörtlü.

        Soldan Fırat’ın çıkışlarını, o kanadı kullanan Yunus engelliyor. Sağdan ileriye mesafe kateden bir tek Göksel var. Yunus’a golü de böyle bir çıkıştan doğan ortayla attırdı.

        Dedim ya... O kadar sabitler ki, rakibin savunmasını rahatsız etmeleri ancak hücum oyuncularının bireysel yetenekleri sayesinde oluyor.

        Yunus ile Erdal veya sonra oyuna giren Ömer Yalçın bir yer değiştirmez mi. Mustafa Cevahir, sağa doğru yönelmez mi. Rakibi ablukaya alacak güce sahipler, ancak görev bilinci, serbest hareketler yapmalarına engel oluyor veya korkuyorlar. Biraz daha esnek ve estetik oyun stiline erişmeleri halinde, sonuna kadar şampiyonluğu kovalayacaklarına inancım artacak. Yoksa, bu kadar ağırlık, gaz yapabilir..

        Diğer Yazılar