• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Yılmaz Karakoyunlu

Yılmaz Karakoyunlu

[javascript protected email address]

‘Tövbe yasamız’ da yola çıktı...

08 Şubat 2012 Çarşamba, 13:05:59

Bugünlerde ziyadesiyle hukuk-mukuk işlerine daldık ama, peş peşe öyle uygulamalar gündeme getiriliyor ki, uzak durmak, uzak kalmak, “bana ne demek” mümkün olmuyor.

Nitekim, TBMM’ye sunulan yargı paketinin içinde, “rüşvet almak ve vermek” suçuna da “düzenleme” getiriliyor. Rüşvet olarak aldığı parayı yetkili makamlara teslim eden devlet görevlisi ceza almayacak.

Yani bir anlamda, yaptığından nedamet getirip “tövbe” eden, aldığı rüşveti yetkili makamlara götürüp veren, ceza almaktan kurtulacak. Böylece bugüne kadar yürürlükte olan “rüşvet alan da, veren de suçlu” ilkesi tarihe karışacak.

Bu konuda, Meclis’e gelen kanun taslağına göre;

1- Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi, soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında “rüşvet” suçundan dolayı cezaya hükmolunamaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu ilgili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunamaz.

2- Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunamaz.

3- Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunamaz.

 

 

 

Reform” dediğiniz buysa...

 

 

Yargı Reformu Paketi” tasarısının rüşvetle ilgili madde gerekçesinde, “Rüşvet bir kamu görevlisinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması için, kişi ile anlaşarak kendisine veya başkasına bir menfaat sağlamasıdır. Kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmesi halinde, bu kişi bakımından fiil suç oluşturmaz. Bu durumda kişiyi “mağdur” olarak kabul etmek gerekmektedir” deniliyor.

Böyle bir kanun yapmak, böyle bir kanuna gerek duymak, üstelik bunu da “Yargı Reformu” adı altında servise koymak kimin aklına gelir, amacı nedir anlamakta güçlük çekiyorum.

Yukarıda belirttiğim gibi suç işle, hazmetmediğin, dolayısıyla “haram” bir parayı cebe indir, devletin ceza gelirlerini engelle, sonra da git “ben yanlış bir iş yaptığımın farkına vardım, tövbe ettim, alın bu parayı de” ve her türlü cezadan, cezalandırmadan kurtar.

Rüşvet veren için de öyle... Böyle bir kanunu, üstelik de “reform” olarak yapma gereği duyanların, medeni ülkelerden her hangi birisini örnek aldığını kesinlikle düşünmüyorum.

 

 

Siz kiminle gurur duyuyorsunuz?

 

Dün yine bir iç karartıcı, moral-sinir bozucu “salı”ydı.

Parti genel başkanları konuştu.

Televizyonun başındayım.

Meslek gereği bir şey atlamamak adına, televizyonu kapatamadım.

Televizyon yöneticilerinin “uygun gördüğü” sürelerle genel başkanları izledim.

Kimine 5 dakika, kimine saatler...

Başbakan, “gençliği formatlama” gibi bir amaçları olmadığını anlattı, arkasından da öğretmen ve öğrencilere dağıttığı merkezden “formatlanmış bilgisayar”ları nasıl dağıttığını anlattı.

Taa 103 yıl önce yaşanan “31 Mart Vakası”ndan girip, bugünkü muhalefet yöneticilerinin ne kadar basiretsiz, ne kadar beceriksiz, ne kadar işe yaramaz olduğunu anlattı.

Ülkenin geleceğine, “gelecek formatlaması”na dair tek kelime yok.

Genel başkanlar konuşurken arkalara yerleşmiş mi-yerleştirimiş mi bir grup, her cümleyi alkışlayıp, “Türkiye seninle gurur duyuyor!” tezahüratı yapıyor.

Siz akıl, izan ölçü sahibi, yıllarca mürekkep yaşamış, evrensel ahlak kurallarını benimsemiş, önce insan olmayı kendisine hedef seçmiş, iyi-kötü, iyiyi kötüyü ayırabilecek olgunluğu erişmiş insanlar; siz bu arkadaşlarla gurur duyuyor musunuz?

Diğer Yazıları

Zamanla nasıl değişiyor insan...

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 12:26
  • [javascript protected email address]
Bu başlık Cahit Sıtkı'nın ünlü Otuz Beş Yaş şiirinin üçüncü kıtasındaki ilk mısradır. Onu takiben güzel bir tespit mısrası daha okuruz: "Hangi resmime baksam ben değilim..." Şimdi lütfen aşağıdaki resimlere bakınız. Birinci fotoğraf AKP Genel Başkan...
Devamını Oku

Adalette hüküm yetmez; infaz gerekir...

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 13:36
  • [javascript protected email address]
Bu çok oturaklı ve kesin geçerliği olan bir tespittir. Mülkiye'de Ceza Hukuku okuduğumuz yıllarda hocamız Burhan Köni, cezada adalet ahlakını anlatırken hükmün, hukuka; infazın vicdana dayandığını güzel örneklerle anlatırdı. "Adamı yargılamışsın, hapse...
Devamını Oku

Künde ile fitne

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 11:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs'ın kutlanması yeni düzen içeriğinde ilk örneğini yaşarken bir de şaşırtıcı manzara yarattı. Samsun 19 Mayıs Stadı'ndaki gösteriler sırasında bir kadın güreşçi ile erkek sporcu güreştiler. Bu Türk tarihinde ilk örnekti. Sadece Cumhuriyetimizde...
Devamını Oku

73 yeni danışmanlık imkânı...

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 13:43
  • [javascript protected email address]
AKP Tüzüğü, siyasi hayatımızda örnek alınacak nitelikler taşıyan bir düzenleme disiplini içeriyor. AKP'de üç dönem üst üste milletvekili seçilenler, siyasete devam etmek istiyorlarsa, bir dönem ara verecekler. Eğer böyle bir düzenleme olmazsa ömrü vefa...
Devamını Oku

Şafağı siyah görenler...

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 11:18
  • [javascript protected email address]
Şafağı siyah görmek, karanlık zihinli insanlara aydınlık gibi gelir. Bu aslında inkârla kendini güçlü ve saygın göstermenin abes teşebbüsüdür. Tayyip Bey, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada konuyu sadece ekonomik...
Devamını Oku
Tüm Yazıları