Başkanlık Sistemi için son telaş
Bekir Bozdağ sıkıntılı zamanlarda geçici dönemlerin muhtemelen başbakan adaylarındandır.
Eğer Tayyip Bey’in Çankaya’ya, Abdullah Bey’in de Parlamentoya dönüş programı herhangi bir yasal veya siyasal anlamda sorun yaşarsa, geçici dönemde bir başkana ihtiyaç olacaktır.
AKP içinde bu sorun (zaten) çözülmüş olarak algılanmaktadır. Sadece siyaset tekniği ve hukuk konumlandırmasında bazı istenmeyen erken ihtimallerle uygulamada gecikmeler olabilir.
Bekir Bey’in her koşulda dikkat çeken (ve özellikle AKP düzeninde Tayyip Bey’e güven veren) bir konumu vardır.
İslami kültür şemsiyesini her türden sosyal ve siyasal olaylara koruyucu kalkan olarak kullanır. İlk mesleğinin kendisine kazandırdığı malumatı ve mahareti sıklıkla kullanır.
İz bırakmak için bu bahislerin tekrarından hoşlanır. Seçmenlere mesaj iletiminde öne çıkan simalardandır.
Bekir Bey aynı zamanda hukukçudur. Olayların yorumunda kayırıcı kültürü öne çıkarır. Bu noktada eleştirilecek hususları vardır. Ama hata kabul etmez, her hataya mutlaka bir yorum getirir.
Ve her koşulda kendini ve savunduğu fikrin galip gelmesi için yorum saptırması da yapabilir.
Gurup başkan vekilliği yaptığı dönemdeki parlamenter tavırları şaşırtıcı bir tesir bırakırdı. AKP’nin geçmişinde Bozdağ kadar başarılı bir gurup başkanvekiline rastlanmadı. Bugün bile o başarı hatırlanır
Bekir Bey’in konuşmasında ileri sürdüğü görüş, AKP’nin kuruluş aşamasındaki hedefler arasında var mıydı? Bunu kimse bilmiyor. Ama Tayyip Bey’in parlamentoya girdiği andan itibaren başkanlık sistemini kesinlikle hedef aldığı söylenebilir.
Tayyip Bey Slovenya’da bu konuya temas etti. Anayasa çalışmalarında bu hususun da görüşülebileceğini söyledi. Bu sistemin bir ihtimal (alternatif) olarak görüşülüp karar verilebileceğini açıkladı.
Peki, biz bunu nasıl açıklayabiliriz.
Osmanlıcada “beis“ diye bir sözcük vardır. Engel, kötülük, zarar, fenalık anlamına gelir...
Böyle bir sistem için adı en fazla geçen ve ihtimali en yüksek olan kişi Tayyip Bey’dir.
Tayyip Bey kendisi için bir “beis görmüyorsa“ bugünün koşullarında başkanlık rahatça gerçekleştirebilir.
Cemil Çiçek, bu arada önemli bir hususu gündeme getiriyor. Yargının yasal yetkilere müdahale (Cemil Bey buna gasp diyor) ettiğini ileri sürüyor. Halk yararına karar verme yetkisinin Meclis’e ait olduğunu belirtiyor.
Bu konuda haklı olduğu örnekler var.
Bu arada kişisel fikrimi de söylemek istiyorum. Ben başkanlık sisteminden yanayım. Çünkü Parlamenter yaşamım boyunca gördüm ki Meclis, tartışmasız yürütmenin emrindedir.
Başbakan ne emrederse partisinin meclis gurubu onu yapar. Hatta milletvekilleri kanun metnini okumadan ellerini kaldırıp oy verirler.
Tayyip Bey’in durumuna kızanlar sistemin tartışmasında “makul”den yana olmayı zorluyorlar. Tayyip Bey kendi makulünü zorluyor.
Türkiye için talih bu iki zorlama arasındadır...